Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmaya ile cümle

yapmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Benim için herhangi bir şeyi yapmaya gönüllü.She is willing to do anything for me.
Dün alışveriş yapmaya gitmedi, değil mi?She didn't go shopping yesterday, did she?
O, geçici işler yapmaya isteklidir.She is willing to do odd jobs.
O, hata yapmaya eğilimlidir.She is apt to fail.
Bunu bir daha asla yapmayacağına dair kendi kendine söz verdi.She pledged herself never to do it again.
O, ev ödevini akşam yemeğinden önce yapmaya alışkındır.She is accustomed to doing her homework before dinner.
Akşam yemeğinden hemen sonra ödevini yapmaya başladı.She started doing her homework right after dinner.
Yurt dışında öğrenim yapmaya karar verdi.She decided to study abroad.
O, bir konuşma yapmaya korkuyordu.She was afraid to make a speech.
Dikkatsiz bir insan hata yapmaya eğilimlidir.A careless person is apt to make mistakes.
Babam kamp yapmaya gitmemizi önerdi.My father suggested that we should go camping.
Kendiniz için bir şeyler yapmaya çalışın.Try to do things for yourself.
Kız arkadaşımla kayak yapmaya gitmeyi planlıyorum.I plan to go skiing with my girlfriend.
Öyle bir şey yapmayacak kadar akıllıyım.I know better than to do a thing like that.
Tüm arkadaşlarım beni elimden gelenin en iyisini yapmaya teşvik etti.All my friends encouraged me to try my best.
Zor ve üzüntülü zamanlarda diğer insanlar için bir şey yapmaya çalışırız.In hard times, in sorrowful times, let's try doing something for other people.
Biz neredeyse hazırlıkları bitirdik. Bir şekerleme yapmaya ne dersin?We've nearly finished preparations. How about taking a nap?
Diyetinizde bir anda dramatik değişiklikler yapmaya çalışmayın.Don't try to make dramatic changes to your diet all at once.
O bir çocuk olmasına rağmen işi kendisi yapmaya karar verdi.Though he was a child, he made up his mind to do the work himself.
Onu ödevimi yapmaya zorladım.I forced her to do my homework.
Elinden geldiği kadar yapmaya çalış.Try to do it to the best of your abilities.
Güneş batıncaya kadar resmi yapmaya devam edeceğim.I shall keep on painting until the sun sets.
Üşütmek istemedim, bu yüzden kayak yapmaya gitmedim.I didn't want to catch a cold, so I didn't go skiing.
Hokkaido'da kayak yapmaya gitmeyi planlıyorum.I plan to go skiing in Hokkaido.
Hokkaido'da kayak yapmaya gideceğim.I will go skiing in Hokkaido.
1980 yılında bu arabayı yapmaya başladılar.They started making this car in 1980.
Onun yurtdışında eğitim yapmaya gitmemesinin nedeni budur.This is why he didn't go to study abroad.
Burada, herkes kayak yapmaya gider.Around here, everyone skis.
Bugün 1 Nisan! Haydi şaka yapmaya!Today is April 1! Let's play some pranks!
O aşk şiirleriyle ona kur yapmaya çalıştı.He tried wooing her with love poems.
Kesinlikle onu tekrar yapmayacağım.I definitely won't do that again.
Bir daha yapmayacağım.I won't do it again.
O işi almak her şeyi yapmaya istekli olurdum.I'd be willing to do anything to get that job.
O yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.He did what he promised to do.
Yapmayacağım bir şeyi yapmayın.Don't do anything I wouldn't do.
Onlar buluşmaları süresince kayak yapmaya gittiler.They went skiing during their date.
Kışın sık sık kayak yapmaya gittim.I often went skiing in the winter.
Ev işi yapmaya itirazım yok.I don't mind doing the housework.
Onun diğer talibinin olduğunu öğrendiğinde, ciddi olarak ona kur yapmaya başladı.He began courting her in earnest when he found out that she had another suitor.
Bunu bir daha asla yapmayacağız.We will never do it again.
O söylediği için onu yapmayacak mısın?Would you not do it, because he says?
Başkan olarak elinden geleni yapmaya söz verdi.He promised to do his best as president.
Raporlarını bilimsel yapmaya çalıştı.He tried to make his reports scientific.
Brigham, Young Mormon kilisesine önderlik yapmaya devam etti.Brigham Young continued to lead the Mormon church.
Sadece üç saat uyuduysan, kesinlikle sınavda iyi yapmayacaksın.If you’ve only slept for three hours, you certainly won’t do well in the exam.
Turnalar yuvalarını kilisenin çan kulelerine yapmaya eğilimliler.The cranes tend to make their nests in the bell towers of churches.
Eski günlerde, kışın buz pateni yapmaya giderdik ama şimdi çok yaşlıyız.In the old days we would go ice skating in the winter, but now we are too old.
Benim favori grubumla görüşme yapmaya hazırlanıyorum.I'm preparing to interview my favorite group.
Profesyonel bir banjo oyuncusu olmak için pratik yapmaya binlerce saat harcamalısın.To become a professional banjo player, you need to spend thousands of hours practicing.
İyi bir video kamera alır almaz, online koymak için videolar yapmaya başlayacağım.As soon as I can get a decent video camera, I'll start making videos to put online.
Ben bunu yapmaya devam edemem.I can't keep doing this.
Sana zarar vermek için bir şey yapmayacağıma sana söz veriyorum.I promise you I won't do anything to harm you.
Sadece para yapmaya çalışıyorum.I'm just trying to make a buck.
Yememiz için bir şey yapmaya karar verdim.I've decided to make something for us to eat.
Her zaman yapmak istediğim bir şey ailemle kamp yapmaya gitmek.One thing I've always wanted to do is go camping with my family.
Senin için yapmayacağım hiçbir şey yok.There's nothing I wouldn't do for you.
Üzgünüm, prezervatif olmadan onu yapmayacağım.Sorry, I won't do it without a condom.
Üzgünüm, bir prezervatif olmadan onu yapmayacağım.Sorry, I won't do it without a rubber.
Alışveriş yapmaya gitmeliyim, bir saat içinde döneceğim.I have to go shopping; I'll be back in an hour.
Yapmaya kalktığın şeyi başardın mı?Did you accomplish what you set out to do?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yapmaya ile cümle - Sayfa 3 - yapmaya kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App