Yürüyüş yapmaya ne dersin?How about going for a walk?
Ne yapmaya niyet ettiğime dair bir fikri yok.She has no idea what I intend to do.
Ağustos ayında kamp yapmaya gittik.We went camping in August.
Biz Kanada'da kayak yapmaya gittik.We went skiing in Canada.
Biz nehrin yanında kamp yapmaya gittik.We went camping near the river.
Her hafta sonu paten yapmaya giderdik.We used to go skating every weekend.
Sınıfımdaki herkes kayak yapmayı paten yapmaya tercih ediyor.Everybody in my class prefers skiing to skating.
Böyle bir hatayı tekrar asla yapmayacağım.I will never make such a mistake again.
Bu işi dört yıl önce yapmaya başladım.I started doing this work 4 years ago.
Amerikada tıp eğitimi yapmaya niyetlendim.I intended to study medicine in America.
Bu kış ilk defa kayak yapmaya gittim.I went skiing for the first time this winter.
Ben güveç yapmaya başladım.I started to make stew.
Yüzmeyi kayak yapmaya tercih ederim.I prefer swimming to skiing.
Göl üzerinde buz pateni yapmaya gittim.I went skating on the lake.
Ben kışın kayak yapmaya giderdim.I used to go skiing in winter.
Herkesin önünde konuşma yapmaya alışkın değilim.I am not accustomed to making speeches in public.
Elimden geleni yapmaya çalışacağım.I will try to do my best.
Herkesin önünde konuşmalar yapmaya alışık değilim.I'm not used to making speeches in public.
Hiçbir şekilde onu yapmayacağız.There's no way we're going to do that.
Onu asla tekrar yapmayacağım.I will never do it again.
Onunla kayak yapmaya gitmek istiyorum.I'd like to go skiing with her.
Onu tekrar yapmayacağıma ona söz verdim.I promised her not to do it again.
Bir daha ki sefer daha iyi yapmaya çalışın.Try and do better next time.
O istediğini yapmaya çalışacak.He will try to have his own way.
En azından haftada bir kez egzersiz yapmaya çalış.Try to exercise at least once a week.
Yeni bir bisiklet istiyorsan tasarruf yapmaya başlasan iyi olur.If you want a new bike, you'd better start saving up.
Hepimiz hata yapmaya karşı yükümlüyüz.We are all liable to make mistakes.
Matematik öğretmenimiz yarın sınav yapmayacak.Our mathematics teacher won't give us a test tomorrow.
Kaybı telafi etmek için her şeyi yapmaya hazırım.I am ready to do anything to make up for the loss.
Öğle yemeğini bitirdikten sonra paten yapmaya gittik.Having finished lunch, we went skating.
Niçin bahçe hakkında bir şey yapmaya çalışmıyorum?Why don't I try to do something about the garden?
Burada herkes kayak yapmaya gider.Here everybody goes in for skiing.
Onu tekrar yapmayacağım.I will not do it again.
Onun onu yapıp yapmayacağı tamamen ona kalmış.It is entirely up to him whether he does it or not.
O, birlikte kayak yapmaya gitmek istediğim son kişidir.He is the last person I would want to go skiing with.
Otuz yaşına kadar resim yapmaya başlamadı.He didn't start to paint until he was thirty.
O, otuz yaşına girmeden önce resim yapmaya başladı.It was not until he was thirty that he started to paint.
O aynı hatayı yapmaya devam ediyor.He keeps making the same mistake.
Her zaman imkansızı yapmaya çalışıyor.He is always trying to do the impossible.
Sörf yapmaya bayılıyor.He is really crazy about surfing.
Sabit bir biçimde durarak elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştı.Sitting still he tried to put his best foot forward.
O, onu yapmaya devam etti.He went on doing it.
O nerede olursa olsun kroki yapmaya başlar.He begins to sketch no matter where he is.
O, konuşmalar yapmaya alışkındır.He is used to making speeches.
Bir şey yapmaya başladığı zaman, o kendini ona adıyor.When he begins to do anything, he devotes himself to it.
O resim yapmaya düşkündür.He is fond of painting.
O kadar aptalca bir şey yapmayacak kadar çok zekidir.He's too smart to do something that stupid.
Benim için yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.He did what he promised to do for me.
O hiç yüzemiyor ama kayak yapmaya gelince o en iyidir.He can't swim at all, but when it comes to skiing, he is the best.
Emekli olduktan sonra bahçıvanlık yapmaya başladı.He took up gardening after he retired.
Kış boyunca kayak yapmaya gitti.He went skiing during the winter.
O Hokkaido'da kayak yapmaya gitti.He went skiing in Hokkaido.
Beni konuşma yapmaya zorladı.He compelled me to make a speech.
O, seyahat yapmaya alışkındır.He is used to traveling.
Onu senin için yapmaya istekliler.They are willing to do it for you.
Onlar bir köprü yapmaya karar verdi.They decided to build a bridge.
Onlar petrol için sondaj yapmaya niyetlendiler.They intended to drill for oil.
Kışın onlar her zaman kayak yapmaya giderler.They always go skiing in winter.
Her Kış Nozawa'ya kayak yapmaya giderler.They go skiing at Nozawa every winter.
O bir diyet yapmaya çalıştı ve beş kilo kaybetti.She tried to go on a diet and lose five kilograms.