Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmaya ile cümle

yapmaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Kabul edelim ki, bu imkansız. Biz onu asla yapmayacağız.Let's face it, it's impossible. We're never gonna make it.
Ne yapmaya niyet ediyorsun?What do you intend to do?
Ben senin için herhangi bir şeyi yapmaya hazırım.I am ready to do anything for you.
Onu yapmaya hakkın yok.You have no business doing it.
Ne söylersen söyle, o hâlâ onu yapmayacak.No matter what you say, he still won't do it.
Tek başına onu yapmaya çalışman çılgınlık.You are mad to try to do it all alone.
Öğretmen, öğrencilerini iyi yapmaya teşvik etti.The teacher exhorted his pupils to do well.
Eğer işbirliği yaparsan, işi yapmaya hazırım.I'm willing to do the job if you cooperate.
Düzenli egzersiz yapmaya inanıyorum.I believe in exercising regularly.
Hatalar yapmayacaksın.You won't make mistakes.
Bunu okul için zamanında yapmayacaksın.You are not going to make it in time for school.
Bay Kaifu halka açık konuşmalar yapmaya alışıktır.Mr Kaifu is used to making speeches in public.
Hiç hata yapmayan biri hiçbir şey yapmayan biridir.He who makes no mistakes makes nothing.
Bir şey yapmaya karar verdikten sonra ona sadık kalın.Once you have decided to do something, stick to it.
Bir seferde bir şey yapmaya çalış.Try to do one thing at a time.
Doktor formda kalmak için biraz spor yapmaya başlamamı tavsiye etti.The doctor advised me to take up some sport to stay in shape.
Ben asla bunu tekrar yapmayacağım.I'll never do this again.
Sık sık gölde paten yapmaya giderdim.I would often go skating on the lake.
Onu yapmaya devam et.Stick to it!
Hawking, 1962 yılında üniversiteden mezun olduğunda, fizikte doktora yapmaya başladı.When Hawking graduated from college in 1962, he began studying for a Ph.D. in physics.
Eğer bir şey yapmaya değiyorsa, kötü olarak yapmaya değer.If a thing is worth doing it is worth doing badly.
Ona ne sıklıkta söylersem söyleyeyim, o aynı hatayı yapmaya devam ediyor.No matter how often I tell her, she keeps making the same mistake.
Tom sörf yapmaya düşkündür.Tom is keen on surfing.
Öylesine güzel bir gündü ki biz piknik yapmaya karar verdik.It was such a fine day that we decided to have a picnic.
Öyle güzel bir gündü ki piknik yapmaya karar verdik.It was such a nice day that we decided to have a picnic.
Lütfen bir öneri yapmaya çekinmeyin.Please feel free to make a suggestion.
İstasyona kadar öyle yapmaya çalış.Try to do so as far as the station.
O böyle bir şey yapmayacak kadar zekidir.He is wise enough not to do such a thing.
Böyle bir şeyi yapmaya çalışmak zaman israfıdır.Trying to do such a thing is a waste of time.
Onu yapmaya çalış.Try and do it.
Çocuk gürültü yapmaya başladı.The boy began to make noise.
İşi yapmayalım.Let's not do the work.
Öğrenciler aynı hataları yapmaya eğilimlidir.The students are apt to make the same mistakes.
Keşke kayak yapmaya gidebilsem.If only I could go skiing.
Sue ve John uzun uzun düşündükten sonra yapmaya karar verdiler.Sue and John decided to take the plunge.
Ben çok sık kayak yapmaya giderim.I go skiing very often.
Sam, ocak ayında kayak yapmaya gitti.Sam went skiing in January.
Bu işlerin hepsini bir defada yapmaya çalışma.Don't try to do all these things at once.
Bu, öğrencilerin yapmaya eğilimli olduğu bir hata.This is a mistake students are apt to make.
Geçen kış Zao'ya kayak yapmaya gittim.I went skiing at Zao last winter.
Geçen kış Kanada'da kayak yapmaya gittim.I went skiing in Canada last winter.
Bu lokanta iş yapmayacak.This restaurant won't do.
Bu otel yapmayacaktır.This hotel will not do.
Onu yapmayacağına bahse girerim.I bet he doesn't make it.
Ailem her kış kayak yapmaya gider.My family goes skiing every winter.
Eğer o tamamen yapmaya değerse, o iyi yapmaya değer.If it is worth doing at all, it is worth doing well.
Hata yapmayan bir insandır.He's a man who doesn't make mistakes.
Ne yapmaya çalışıyorsun?What are you trying to do?
Ne yapmaya çalışıyorsunuz?What are you trying to do?
Böyle bir şey yapmayacak kadar akıllı olmalısın.You ought to know better than to do such a thing.
Sizin tavsiyeniz üzerine davranarak, daha düzenli egzersiz yapmaya karar verdim.Acting on your advice, I've decided to exercise more regularly.
Senin için herhangi bir şey yapmaya oldukça istekliyim.I am quite willing to do anything for you.
Senin için ne olsa yapmaya hazırım.I am quite willing to do anything for you.
Eğer kayak yapmaya gitmezsen, ben de gitmem.If you don't go skiing, I won't, either.
Size yardım etmek için herhangi bir şey yapmaya hazırım.I am ready to do anything to help you.
O aynı hataları yapmaya devam ediyor.She keeps on making the same mistakes.
Parkta bir yürüyüş yapmaya ne dersiniz?What do you say to taking a walk in the park?
Bugün kayak yapmaya gitmedim.I would not go skating today.
Bugün fazla mesai yapmayacağım.I won't work overtime today.
Önemsiz konularda kelime oyunu yapmayalım.Let's not quibble over trivial matters.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod