yapmasın ile cümle
yapmasın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ayrıca Hitler kendisini askerlik hizmeti yapmasından muaf tutmuştur.Hitler fritog ham også for militærtjeneste.
Bu tekli grubun Megaforce Records ile bir anlaşma yapmasını sağladı.Dette skaffede dem en kontrakt med Megaforce Records.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Det fortrød Peter Steele at han havde gjort.
12 yılında, beş yıl vekaleten quaestor olarak görev yapmasının ardından Konsül olarak atanmıştır.Her blev han efter fem års ansættelse valgt som tillidsmand for kollegaerne.
Şeytan, bunca yıldır iş yapmasını sağladığı için kilisenin sahip olduğu en iyi dosttur!Satan er den beste venn kirken noensinne har hatt, da han har holdt dem travelt opptatt i alle disse årene.
12 yılında, beş yıl vekaleten quaestor olarak görev yapmasının ardından Konsül olarak atanmıştır.I år 12 e.Kr. ble han utnevnt til konsul etter fem mandater som kvestor.
"Galaxy" ismi Los Angeles'ın Hollywood yıldızlarına ev sahipliği yapmasından gelmektedir.Navnet Galaxy er tatt på grunn av at det bor mange stjerner i Los Angeles.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Ingen må vilkårlig fratas sin eiendom.
Nisan 2009'da, Delobel'in hamile olduğu ve Eylül'de doğum yapmasının beklendiğini açıklandı.I desember 2010 kunngjorde Portman forlovelse og graviditet.
Tanrı Yakup'a Beytel'e gitmesini ve orada ağabeyinden kaçarken gördüğü tanrıya bir sunak yapmasını emretti.Gud ber Jakob dra til Betel og oppføre et alter for Gud som viste seg for ham da han rømte fra Esau.
Hatta onların dışarıda resim yapmasını alaya alıyordu.Han fikk også stilt ut malerier på forskjellige utstillinger.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Dönitz lot en gang være å gjøre det.
Alef yapmasını bilmeyen adam: Okuma yazması olmayan kişi anlamında.Orang yang tidak tahu bagaimana menulis Alef bermakna seseorang yang buta huruf.
"Galaxy" ismi Los Angeles'ın Hollywood yıldızlarına ev sahipliği yapmasından gelmektedir.Nama LA Galaxy sendiri mengacu pada kota Los Angeles yang merupakan tempat bermukimnya para bintang Holywood.
Bütün gollerde asist yaptı ve Gonzalo Higuaín'in 3 gol atmasında yani hat-trick yapmasında büyük katkısı oldu.Ia berpartisipasi dalam semua gol timnya dan membantu Gonzalo Higuain mencetak hat-trick.
Kartacalılar, direnmeye ve Roma Ordusu'nun daha fazla tahribat yapmasına izin vermemeye kararlıydılar.Pasukan Kartago berniat menghalau dan mencegah pergerakan lebih lanjut pasukan Romawi.
Topun sehpasının ise Vickers ve Woolwich Arsenal firmaları tarafından yapmasına karar verildi.Kereta pembawanya dirancang oleh Vickers dan Departemen Desain di Woolwich Arsenal.
Bu sorun Papa'ya taşındı ve Papa Michelangelo'ya kendi iskelesini yapmasını emretti.Masalah ini dibawa ke depan Sri Paus yang kemudian menginstruksikan Michelangelo untuk membuat tangga sendiri.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Tidak ada seorang pun dari saudara boleh membawa harta benda.
Sultan II.Beyazıd, Leonardo da Vinci'den bir tasarım yapmasını istedi.Sultan Hamid II adalah perancang Lambang Negara Indonesia.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Effendi bilang dia terpaksa melakukan semua itu.
Kimse demagoji yapmasın.Tidak seorang pun yang kuasa menolong Dropadi.
Ameliyat üç hafta antrenman yapmasını engelledi.Pesawat tidak dapat dioperasikan selama 3 minggu.
Gaga gibi birinin bunu yapmasına ihtiyacımız vardı.Chúng ta cần ai đó giống Gaga để thật sự làm được điều đó.
Amacı kocasının bunu kullanarak antrenman yapmasını sağlamaktır.Chủ nhân nên cho nó luyện tập đầy đủ.
Hatta onların dışarıda resim yapmasını alaya alıyordu.Họ thậm chí còn mời mọi người chụp ảnh điều đó.
Ameliyat üç hafta antrenman yapmasını engelledi.Ông ta phải trải qua ba giờ giải phẫu.
Maria'nın bir kere daha seçim yapmasına izin verirler.Sau đó, một người khác sẽ được lựa chọn một lần nữa.
Hiçbir kilisenin benim için ayin yapmasını istemiyorum.Không có thủ tục pháp lý nào làm tiền lệ cho việc truất ngôi một vị vua Anh.
Nisan 2009'da, Delobel'in hamile olduğu ve Eylül'de doğum yapmasının beklendiğini açıklandı.Vào tháng 12 năm 2010, Portman tuyên bố đính hôn và xác nhận mang thai.
Ününü Mary Celeste isimli ticari geminin kaptanlığını yapmasına borçludur.Từng có giả thuyết cho rằng đó là xác của các thủy thủ chiếc Mary Celeste.
Ancak çömlekçi Cabrera’nın kendisine müze için taş yapmasından ötürü teşekkür ettiğine dair kanıtı vardır.しかし陶工は、カブレラは博物館に石を提供したことに対して彼に感謝したと証言した。
Yemek yapmasını çok iyi bilenlere keyveni denir.料理上手としても知られる。
Sansa, Jon'a babası ile ağabeyi Robb'un yaptığı hataları yapmasını istemediğini söyler.サンサは父エダードや兄ロブの過ちを繰り返してほしくないだけだと答える。
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.ゼウスはもう少し吹かせてやろうと彼を許したのだった。
Oda Kick'in sıradışı numaralar yapmasını istemez.^ KinKi Kidsとしては出演せず。
Başarılı şarkılar yapmasından dolayı çok tanınmıştır.多くのヒット曲を手がけたことで知られる。
İranlı yetkililer, Azerbaycan'ın 2012 Eurovision Şarkı Yarışması'na ev sahipliği yapmasına karşı çıktı.イラン政府高官はアゼルバイジャンがユーロビジョン・ソング・コンテスト2012を主催することに反対を表明した。
Bu gürültüler, cihazların hatalı çalışmasına veya arıza yapmasına sebep olabilmektedir.搭載機は、この機能により敵航空機の電子機器を誤作動あるいは破壊したりすることが可能である。
Herkesin gelip görmesini ve alışveriş yapmasını tavsiye ederiz.りんちゃんの面倒もよく見てくれたり、買い物を頼まれたりもする。
"Galaxy" ismi Los Angeles'ın Hollywood yıldızlarına ev sahipliği yapmasından gelmektedir.チーム名の「ギャラクシー(銀河)」は、ロサンゼルスが多くのハリウッドの“スター”が集まる街であることに由来する。
Hiçbir kilisenin benim için ayin yapmasını istemiyorum.彼らには教会など必要なかった。
Şeytan, bunca yıldır iş yapmasını sağladığı için kilisenin sahip olduğu en iyi dosttur!撒旦是教会前所未有的好朋友,因為他在這些年里維持了它的運作。
11 yaşında kendisini evlat edinen Francesco Squarcione adlı ressamdan gravür ve resim yapmasını öğrendi.十一岁的时候,他成为帕多瓦画家弗朗切斯科·斯夸乔内(Francesco Squarcione)的学徒。
"Galaxy" ismi Los Angeles'ın Hollywood yıldızlarına ev sahipliği yapmasından gelmektedir.銀河一詞代表洛杉磯為不少好萊塢影星的家。
Amerikan şirketlerinin ülkesinde yatırım yapmasını, Libyalı gençlerin Amerika’da eğitim görmesini istiyordu.巴林已经邀请马来西亚的企业界在该国投资。
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.令她驚訝的是,威廉‧賽佛鼓勵她繼續這個過程。
İsrail'in, Hamas'ın şehirde kampanya yapmasına yasak getirmesine rağmen Hamas 4 ve Fatah 2 sandalye kazandı.最終哈馬斯贏得四席,法塔赫贏得兩席,即使以色列禁止哈馬斯在市內進行公開競選活動。
Saldırının yegane amacı rakibi kandırıp yanlış bir hamle yapmasını sağlayarak onu saldırı için hazırlamaktır.可见她是故意诬陷我,制造冤案。
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.대부분, 소닉은 그가 그의 길을 따르도록 내버려 두었다.
Ayrıca Hitler kendisini askerlik hizmeti yapmasından muaf tutmuştur.히틀러는 자기 자신을 군사 천재라 믿고 있었다.
Sistem ayrıcalıkları, bir kullanıcının bir veritabanında yönetime ilişkin işlemleri yapmasına izin verir.어떠한 사용자라도 효율적으로 시스템 관리 권한을 얻을 수 있다.
911 ("Acil Servis")'i arar; oradakiler ona suni teneffüs ve kalp masajı yapmasını söyler.911년(효공왕 14년) : 국호를 태봉(泰封)으로, 연호를 수덕만세(水德萬歲)로 개칭하고 궁궐을 증축했다.
Synesius’un 15. mektubunda, Hyptia’dan kendi için bir hidrometre yapmasını istemiştir.במכתבו ה-15 במספר, סינסאוס מבקש מהיפאטיה לבנות לו הידרומטר.
Ancak burada evli kadınların öğretmenlik yapmasına müsaade edilmediğini öğrendi.באותה תקופה, היה איסור על נשים נשואות לעסוק בהוראה.
Hiç kimsenin, özellikle kendisinin hata yapmasını kabullenemez.מעל לכל, לא ניתן לשכנע אותם שהם טועים.
Oğuz-Kağan, kadının esenlikle doğum yapmasına sevinmiş ve çocuğa da, Kıpçak adını vermişti".הגבאי ברך אותו בברכת "מִי שֶׁבֵּרַךְ" לאיחולי בריאות ליולדת ולבת, והאב הודיע את שם התינוקת.
Dijital cüzdan bir kişinin elektronik işlem yapmasına izin veren bir elektronik cihaz anlamına gelir.ארנק דיגיטלי (באנגלית: Digital wallet) הוא מכשיר אלקטרוני המאפשר לאדם לבצע עסקאות מסחר אלקטרוניות.
419,000 kez dijital satış yapmasının ardından 10 Ocak 2009'da iki numaraya çıktı.לאחר חמישה חודשים, הוא עלה למיקום השני 2, לאחר שמכר מעל 419,000 הורדות ב-10 בינואר 2009.
Ameliyat üç hafta antrenman yapmasını engelledi.לאחר הניתוח היה אסור עליה להוציא הגה במשך מספר שבועות.