yapmasın ile cümle
yapmasın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Maria'nın bir kere daha seçim yapmasına izin verirler.Ze besluiten hun huwelijk nog een kans te geven.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.En daar was het Nixon om te doen geweest.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın.Er zijn dan ook vrijwel geen mensen op zoek naar een schat.
Onun onu yapmasına izin ver.Laat hem dat doen.
Bu tekli grubun Megaforce Records ile bir anlaşma yapmasını sağladı.Druga płyta została wydana dzięki umowie z wytwórnią Megaforce.
İranlı yetkililer, Azerbaycan'ın 2012 Eurovision Şarkı Yarışması'na ev sahipliği yapmasına karşı çıktı.Irańskie władze sprzeciwiły się temu, by Azerbejdżan organizował Konkurs Piosenki Eurowizji 2012.
Bunu işbat etmek için Claudius'a gider gibi yapmasını ister.Postanawia wykorzystać to Klaudiusz.
Bu, Krallığın maddi nedenlerden dolayı birçok reform yapmasına neden oldu.Przeprowadził wiele reform, które przyczyniły się do poprawy warunków życia królestwa.
Filmin iyi bir çıkış yapmasından sonra filmin devam niteliğinde birçok serisi çekilmiştir.Dzięki sukcesowi filmu, serię kontynuowano.
Maria'nın bir kere daha seçim yapmasına izin verirler.Może ponownie ubiegać się tylko jeden raz o reelekcję.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Witos przekonał go jednak, aby tego nie czynił.
Jack'e ölü taklidi yapmasını öğretir ve Yaşlı Nick'i kandırıp gömülmesini sağlayacağını söyler.Joy zawija Jacka w dywan i każe mu udawać martwego, w nadziei, że wtedy Stary Nick zabierze go na zewnątrz.
Timon'un alacaklıları Timon'un kendilerine hemen ödeme yapmasını istemek için geldiklerini bildirirler.De säger till Timon att ge dem guldet.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Rison nekade att han skulle ha misshandlat henne.
Nisan 2009'da, Delobel'in hamile olduğu ve Eylül'de doğum yapmasının beklendiğini açıklandı.I december 2009 meddelade Wyrwał att hon var gravid och skulle ta en paus.
McLaren takımının 1980'li yıllardan itibaren büyük atılım yapmasında büyük rol oynamıştır.McLarens formel 1-stall hade varit mycket framgångsrika under åttiotalet.
Şeytan, bunca yıldır iş yapmasını sağladığı için kilisenin sahip olduğu en iyi dosttur!Сатана був найкращим другом Церкви в усі часи, підтримував її справи всі ці роки!
Bireyin el becerisini geliştirir ve sentez yapmasına yardımcı olur.Маг повинен відчути воду і маніпулювати нею.
Maria'nın bir kere daha seçim yapmasına izin verirler.Він вирішує дати масці ще один шанс.
Tüccarın vurgunculuk yapmasını yasakladı.Була заборонена позабіржова торгівля.
Onun ne yapmasını istediniz?Що б ти хотів, щоб вона зробила?
Abdülhamid, ressamdan İstanbul'un Fethi'ni tasvir eden tablolar yapmasını istedi.У 1905 році Абдулхамід попросив художника намалювати картини із зображенням Завоювання Стамбула.
Şeytan, bunca yıldır iş yapmasını sağladığı için kilisenin sahip olduğu en iyi dosttur!Satan je nejlepším přítelem, jakého kdy církev měla, jelikož ji po celá ta léta pomáhal udržovat v chodu!
Allah ona gemi yapmasını emretti.Proto mu Bůh přikázal postavit loď (archu).
"Galaxy" ismi Los Angeles'ın Hollywood yıldızlarına ev sahipliği yapmasından gelmektedir.Jméno "Galaxy" pochází z Los Angeles, kde sídlí "hvězdy" Hollywoodu.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.K tomu mu poslouží Phoenix, kterého nechá rozmrazit.
Yemek yapmasını çok iyi bilenlere keyveni denir.Já umím celkem slušně vařit!
Buradaki mesele herkesin daha fazla bahis yapmasını sağlamak ve daha fazla para kazanmaktır.S každým dalším rokem podpora události narůstá a vybere se více peněz.
Nisan 2009'da, Delobel'in hamile olduğu ve Eylül'de doğum yapmasının beklendiğini açıklandı.V dubnu 2015 prostřednictvím Twitteru sdělila, že je těhotná a v srpnu očekáva narození potomka.
Yeni başlayanların kolaylıkla Android uygulama yapmasına olanak sağlar.Potřebují se ale dostat blíž, k čemuž využijí Andoriany.
Hard Candy için Madonna, en iyi yapımcıların kendisini oyuncak yapmasına izin veriyor." yorumunu yaptı.Pentru Hard Candy, ea lasă producători de cea mai bună calitate să își facă jocul”.
Gelişmiş ülke, böylece sosyalizmi kuracak ve gelişmemiş ülkelerin de aynı şeyi yapmasına yardım edecektir.Țara dezvoltată ar fi instaurat socialismul și ar fi ajutat țara subdezvoltată să facă la fel.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Chiar și Crispi l-a sfătuit să renunțe la asemenea operațiuni.
Oslo Spektrum'un daha küçük boyutu ve kapasitesi, yarışmaya ev sahipliği yapmasına imkân vermedi.Spectrul Oslo nu va găzdui concursul, din cauza mărimii și capacității reduse ale acestuia.
Sultan II.Beyazıd, Leonardo da Vinci'den bir tasarım yapmasını istedi.In 1502 sub sultanul Baiazid al II-lea s-a cerut un proiect pentru pod lui Leonardo da Vinci.
Kartalın bunu yapmasının sebebi kendi dilini anlayacak bir insan evlada sahip olmakmış.Oamenii percep doar ceea ce limba nativă îi vor permite să perceapă.
Hastalık onun işini yapmasını engelledi.Boala l-a împiedicat să își facă munca.
Ona yapmasını söylediğim şeyi yaptı.A făcut ceea ce i-am zis să facă.
Ona onu yapmasını rica ettim.L-am rugat să o facă.
Ona çay yapmasını rica ettim.Am rugat-o să facă ceai.
O ona onu yapmasını emretti.El i-a ordonat să o facă.
O işi yapmasına gerek yoktu.El nu trebuia să facă acea treabă.
Tom'un ne yapmasını istersin?Ce vrei ca Tom să facă?
Tom'un onu yapmasını istedim.Am vrut ca Tom să o facă.
Tom'a bunu yapmasını emrettim.I-am ordonat lui Tom să facă asta.
Tom'a bunu yapmasını söyledim.I-am spus lui Tom să o facă.
Gaga gibi birinin bunu yapmasına ihtiyacımız vardı.Nagy szükség van az ilyen előadókra, mint Gaga.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.És a Fox is azt akarja, hogy csináljunk egy folytatást.
Şeytan, bunca yıldır iş yapmasını sağladığı için kilisenin sahip olduğu en iyi dosttur!Sátán az egyház legjobb barátja, hisz az neki köszönheti, hogy még működhet.
Hiç kimse kamu hazinesinden harcama yapmasın."Ne gyűjtsetek magatoknak kincseket a földön!"
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Pormestari Pétion salli tämän tapahtua.
Bu sayede Atlantis'in bir sonraki gün için güvenle iniş yapmasına olanak sağlanmış oldu.Tämän ansiosta Atlantista voi tulla tulevaisuudessa Tyyntämertä suurempi.
Bunu yapmasının sebebi Parlamento'dan sürekli para istemek zorunda kalmamaktır.Hän sanoikin, ettei hänen tarvitsisi työskennellä enää koskaan rahan takia.
Hatta bir bölümde Sly'dan çorba yapmasını öğrenmiştir.Hän teki ottelussa myös yhden syöttöpisteen Smoleňákin tekemään maaliin.
Bu fiyat dünya çapında ve özellikle ABD'de satış patlaması yapmasını sağladı.Sen myynti oli vilkasta etenkin Yhdysvaltojen myynnin ansiosta.
Michael Sara'dan bir iyilik yapmasını ister o buna karşı gelir.Peter käy pyytämässä apua Harrylta taistelua varten mutta tämä kieltäytyy.
Şeytan, bunca yıldır iş yapmasını sağladığı için kilisenin sahip olduğu en iyi dosttur!Ο Σατανάς ήταν ο καλύτερος φίλος που είχε ποτέ η Εκκλησία, καθώς το κράτησε όλα αυτά τα χρόνια.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Γι’ αυτούς απλά ο Στούρμερ άφησε τα θέματα να τον παρασύρουν.
Tom'un bunu yapmasına asla izin vermedim.Δεν επέτρεψα ποτέ τον Θωμά να το κάνει.
Tom, Mary’nin bunu yapmasını engelleyecektir.Ο Θωμάς θα αποτρέψει τη Μαίρη να το κάνει.