yapmasın ile cümle

yapmasın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu sorun Papa'ya taşındı ve Papa Michelangelo'ya kendi iskelesini yapmasını emretti.El problema fue presentado al Papa, que autorizó a Miguel Ángel que construyera su propio andamio.
12 yılında, beş yıl vekaleten quaestor olarak görev yapmasının ardından Konsül olarak atanmıştır.Con apenas quince años tuvo la responsabilidad de proclamar a un candidato a diputado.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.De todos modos, Zorrilla fue autorizado a declamarla.
Daha sonra diğer Karadenizli müzisyenlerin de benzer çalışmalar yapmasına öncülük etmiştir.Luego, los demás músicos hicieron sus aportaciones.
Amacı kocasının bunu kullanarak antrenman yapmasını sağlamaktır.En cambio, ella asesinó a su entrenador por pedirle esto.
Ayaktaki eklemlerin azami hareketlerini yapmasını sağlar.Sus delgadas patas le confieren una agilidad excepcional.
Tüccarın vurgunculuk yapmasını yasakladı.Está prohibido contratar a un sicario.
Tom'un onu yapmasına gerek yok. Mary onu yapar.Non deve farlo Tom. Lo farà Mary.
Tom tam olarak Mary'nin ona yapmasını söylediği gibi yaptı.Tom fece esattamente come gli aveva detto Mary.
Doktor ona bir tatil yapmasını tavsiye etti.Il medico gli consigliò di prendersi una vacanza.
Tom'un hayatındaki en büyük hatayı yapmasını durdurmak zorunda kaldım.Ho dovuto impedire a Tom di commettere l'errore più grande della sua vita.
Tom'un bunu yapmasına izin ver.Lascia che Tom lo faccia.
Tom'un onu kendinin yapmasının imkanı yok.Non è possibile che Tom l'abbia fatto da solo.
Tom'un onu senin için yapmasını söyledim.Ho detto a Tom di farlo per te.
Gaga gibi birinin bunu yapmasına ihtiyacımız vardı.Abbiamo bisogno di qualcuno come Gaga per promuoverla davvero.
Taş ona birkaç tane uçak bileti, bir liste listesi verdi ve kendi araştırmasını yapmasını söyledi.Stone gli diede vari biglietti aerei e una lista di persone da incontrare.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Perdonò anche Nerissa per quello che le aveva fatto.
Yara, Theon'a sadakatinin kime olduğunu ve buna göre seçim yapmasını söyler.Yara dice a Theon di scegliere dove riporre la sua lealtà.
Hesse’nin heykel biçimleri için bir araç olarak latekse ilgisi, onu samimiyetle yapmasını gerektiriyordu.L'interesse di Hesse per il lattice come mezzo per forme scultoree aveva a che fare con l'immediatezza.
Herkesin gelip görmesini ve alışveriş yapmasını tavsiye ederiz.Lui dice di saperci fare e di riuscire a comprare e vendere di tutto.
Bu fiyat dünya çapında ve özellikle ABD'de satış patlaması yapmasını sağladı.Ha ottenuto un buon successo di vendite soprattutto negli USA.
Anadoluda Yumuş Buyurmak, iş yapmasını için görev veya emir vermek demektir.Per questo motivo si fischia per esprimere comandi o per mandare segnali.
Amerikan şirketlerinin ülkesinde yatırım yapmasını, Libyalı gençlerin Amerika’da eğitim görmesini istiyordu.Qui, invece, non volevano che i giovani brasiliani studiassero.
Resim yapmasının sebebinin bir mektubunda "kendisine arkadaşlık etmesi için" olduğunu söyleyecekti.Aveva fatto dipingere l'immagine "per amor suo".
Cesaretimi olabildiğince topladım ve çalışan bayana saçımı rengarenk yapmasını istedim.Ti imploro di prendere seriamente in considerazione ciò che ti ho detto ed aiutare una vedova nel bisogno.
Hastalık onun işini yapmasını engelledi.Болезнь помешала ему сделать свою работу.
Gaga gibi birinin bunu yapmasına ihtiyacımız vardı.Нам необходим кто-нибудь, как Гага, чтобы создавать подобное.
Şeytan, bunca yıldır iş yapmasını sağladığı için kilisenin sahip olduğu en iyi dosttur!Сатана был лучшим другом церкви во все времена, поддерживая её бизнес все эти годы!
Bu onun ileride eşi ile birlikte iş birliği yapmasını sağladı.Там, через сослуживцев, он познакомился со своей будущей супругой.
Randy Orton’ın WM’ye kadar her hafta bir Nexes üyesiyle maç yapmasını istedi.Каждую неделю Ортон будет сражаться против одного члена Нексуса.
Maria'nın bir kere daha seçim yapmasına izin verirler.В межсезонье Мари дают ещё один шанс.
Sistem ayrıcalıkları, bir kullanıcının bir veritabanında yönetime ilişkin işlemleri yapmasına izin verir.Системные привилегии позволяют пользователю выполнять административные действия в базе данных.
Sansa, Jon'a babası ile ağabeyi Robb'un yaptığı hataları yapmasını istemediğini söyler.Санса отвечает, что она просто не хочет, чтобы он совершал ошибки их отца и Робба и погиб из-за этого.
Rakibin büyü yapmasını kısa süreliğine engeller.Вскоре они находят этого колдуна.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Сталин вынудил его это сделать.
İranlı yetkililer, Azerbaycan'ın 2012 Eurovision Şarkı Yarışması'na ev sahipliği yapmasına karşı çıktı.Иранские официальные лица выступали против проведения в Азербайджане Евровидения 2012.
Tüccarın vurgunculuk yapmasını yasakladı.Так было запрещено торговать стрельцам.
Yemek yapmasını çok iyi bilenlere keyveni denir.Она должна уметь готовить.
Bunu yapmasının sebebi Parlamento'dan sürekli para istemek zorunda kalmamaktır.Эти средства позволяли ему в будущем не зависеть от парламента.
Hansel'i isini yapmasını devama etmesi için uyarır.Об этом я убедительно прошу донести Сталину.
Bu sayede Atlantis'in bir sonraki gün için güvenle iniş yapmasına olanak sağlanmış oldu.Я сохраняю уверенность, что в следующем году смогу плавать идеально.
Ameliyat üç hafta antrenman yapmasını engelledi.أوقفتها الجراحة عن التدريب لمدة ثلاثة أسابيع.
Bu durum Millardet’ın bu uygulamayla denemeler yapmasına sebep oldu.مهما عاش ".وقد دارت بعض أعماله حول هذه التجربة.
Doğum yapmasından iki ay sonra da Rusya Millî Eskrim Şampiyonası'nda gümüş madalya kazanmıştır.بعد شهرين حصلت على الميدالية الفضية في بطولة روسيا الوطنية.
Yaşadıklarının hiçbiri beste yapmasına engel olmadı.بعد ذلك، لم تكن حياتها بالسهولة التي يعيشها أيّ منا.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Pior, a Fox permite que ele faça isso.
Bu onun ileride eşi ile birlikte iş birliği yapmasını sağladı.Fez testamento conjuntamente com sua mulher.
Hard Candy için Madonna, en iyi yapımcıların kendisini oyuncak yapmasına izin veriyor." yorumunu yaptı.Para Hard Candy, ela mesma deixa que os produtores façam dela um brinquedo".
Ancak çömlekçi Cabrera’nın kendisine müze için taş yapmasından ötürü teşekkür ettiğine dair kanıtı vardır.Mas o oleiro tinha provas que Cabrera lhe tinha agradecido por providenciar as pedras para o museu.
Gaga gibi birinin bunu yapmasına ihtiyacımız vardı.Nós precisamos de alguém como Gaga para trazer realmente o pop.
Cimriliği hayır yapmasına engel olmadı.Não se canse de fazer o bem.
Hiç kimsenin, özellikle kendisinin hata yapmasını kabullenemez.Para ele, ninguém erra por vontade própria.
Rakibe temas yapmasını gerektiren saldırıların gücünü %30 oranında arttırmaktadır.Segundo os especialistas Russos o potencial de combate foi aumentado em 30%.
Buna karşın Amadeus, Fransızların kendisine karşı güç gösterisi yapmasına ses çıkarmamıştır.Apesar de seus esforços Michalak acabou não conseguindo levar os franceses a mais uma vitória.
Aktörlük yapmasının yanı sıra tiyatro topluluğunda sanat yönetmeni olarak görev aldı.Além de ordenar sua criação, participou do grupo de trabalho como editor.
Ömer halifeliği alıralmaz Yezid bin Muhalleb 'e bir mektup yazarak ondan sadakat yemini yapmasını istedi.Para questioná-lo acerca da sua lealdade, Daisy enviou-lhe uma carta sobre o assunto.
Işığın hızı hala mekaniksel bir aletin bu işi yapmasından daha hızlıdır.É mais fácil alterar a velocidade num motor elétrico do que em um mecânico.
Burada asıl amaç köyde yaşayan gençlerin spor yapmasını sağlamaktır.Seu principal objetivo é o incentivo à prática de esportes na cidade.
Başarılı şarkılar yapmasından dolayı çok tanınmıştır.É responsável por várias canções de sucesso.
Tom'u onu yapmasını isteyecek kadar iyi tanımıyorum.Eu não conheço Tom o suficiente para pedir que ele faça aquilo.

İlgili Sayfalar