yapmasın ile cümle
yapmasın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kendisi hakkında da aynı sorumluluğu üstlenip doğru olanı yapmasını bekliyorum."I expect him to do the right thing, to take such responsibility upon himself."
Ancak Feith, bunun büyük oranda Sırbistan'ın işbirliği yapmasına bağlı olduğu konusunda da uyardı.However, he warned that much depends on co-operation from Serbia.
Örgüt, AB'nin NATO'nun BHdeki varlığını artırmak için EUSR ile işbirliği yapmasını da önerdi.It recommended US co-operation with the EUSR and a boost in NATO's presence in BiH.
Priştine, Sırbistan'ın Kosova'da seçim yapmasını önlemek için ağırlığını koyduPristina weighs force to keep Serbia's election from Kosovo
Bu erkek kısırlığı, bitki yetiştiricilerinin melez ekinler yapmasına yardımcı oluyor.[4]This male sterility helps plant breeders make hybrid crops.[4]
1706'da Büyük Peter tüccarların Pekin'de ticaret yapmasını yasakladılo.In 1706, Peter the Great made it illegal for any merchants to trade in Beijing.
Sporda kariyer yapmaya odaklanmıştı, ancak bir yaralanma bunu yapmasını engelledi.He was focused on pursuing a career in sports, but an injury prevented him from doing so.
Arnavutluk'ta verdiği çoğu konserde dinleyiciler kendisinden bis yapmasını istedi.[1]She was asked to encore several times each concert when she performed in Albania.[3]
Saul Goodman: Oyuncunun yeni birimler edinmek için arama yapmasına yardımcı olur.Saul Goodman: Helps the player make calls to acquire new units.
1889'da ortaokulda genç kadınlara öğretmenlik yapmasına izin veren bir sınavı geçti.In 1889 she passed an examination that allowed her to teach young women at secondary school.
Kendi yöntemiyle yapmasına izin verin.Let him do it his own way.
Ondan yapmasını istediğim şeyi aştı. "He surpassed what I asked him to do."
Tüberküloza yakalanması, sanatçının resim yapmasını imkansız hale getirdi.She contracted tuberculosis, making it impossible for her to paint.
Birleşik Krallık insanların ve şirketlerin kripto para madenciliği yapmasına izin vermektedir. [1]Mining of cryptocurrencies is permitted.[29]
Tanrı, İbrahim'e üzülmemesini, karısının emrettiği gibi yapmasını söyledi.God told Abraham not to be distressed but to do as his wife commanded.
"Sadece bir oğlum var ve kaza yapmasından korktum."[1]"I only have one son and I was afraid that he would crash."[4]
Bu nedenle Firavun II Philadelphus, Hegesias'ın İskenderiye'de öğretmenlik yapmasını yasakladı. [2]Because of this, Ptolemy II Philadelphus banned Hegesias from teaching in Alexandria.[15]
Borik asidin talep artışı, bazı üreticilerin ek yatırım yapmasına neden olmuştur.Increasing demand for boric acid has led a number of producers to invest in additional capacity.
Tom'un bunu yapmasına izin ver.Lass Tom das machen.
Tom'un onu yapmasına izin ver.Lass Tom das machen.
Tom Mary'nin bir şey yapmasını istemedi.Tom bat Mary nicht darum, etwas zu tun.
Tom'un bunu senin için yapmasını gerçekten istiyor musun?Möchtest du wirklich, dass Tom das für dich macht?
Tom'a bunu senin için yapmasını rica etmemi istiyor musun?Möchtest du, dass ich Tom sage, dass er es für dich macht?
Tom şu an bunu yapmasına gerek olmayacağını söylüyor.Tom meint, er müsse das jetzt nicht tun.
"Galaxy" ismi Los Angeles'ın Hollywood yıldızlarına ev sahipliği yapmasından gelmektedir.Der Name „Galaxy“ bezieht sich auf Los Angeles als Heimat zahlreicher Hollywood-Stars.
Ancak burada evli kadınların öğretmenlik yapmasına müsaade edilmediğini öğrendi.Hier musste sie feststellen, dass Frauen eine Immatrikulation nicht gestattet war.
Buradaki mesele herkesin daha fazla bahis yapmasını sağlamak ve daha fazla para kazanmaktır.Letzteres hat den Vorteil, dass er mehr Unterstützung und mehr Gelder erhält.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.Deshalb verwehrt Sestia ihm die Tat.
Cesaretimi olabildiğince topladım ve çalışan bayana saçımı rengarenk yapmasını istedim.Jemand rammte mich, und ein spitzer Damenabsatz trat mich gegen das Schienbein.
Dolayısıyla, programcının fazladan bir şey yapmasına gerek yoktur.Viel mehr ist die Behörde nicht bereit zu tun.
Buna karşın Amadeus, Fransızların kendisine karşı güç gösterisi yapmasına ses çıkarmamıştır.Maximilian verpflichtete sich seinerseits den Feinden Frankreichs keine Unterstützung zu gewähren.
Maria'nın bir kere daha seçim yapmasına izin verirler.Und so bleibt Maria keine andere Wahl.
Kimse demagoji yapmasın.Keiner sollte eine Verleumdung ausbringen.
Mahallenin adı, bu bölgede yaşayan "Ali Efendi" adlı birinin helva yapmasından ileri gelmektedir.Eine solche Benennung setzt aber die Burg eines Adligen namens „Kadil“ voraus.
Ayrıca Hitler kendisini askerlik hizmeti yapmasından muaf tutmuştur.Auch Hitler selbst war von seinen militärischen Fähigkeiten überzeugt.
Peter planı anlar ve Gwen’den anti-serum yapmasını ister.Thomas ist entschlossener denn je und plant, Newt ein Serum zu beschaffen.
Tom'un bunu senin için yapmasını gerçekten istiyor musun?Veux-tu vraiment que Tom fasse ceci pour toi ?
Tom'a bunu senin için yapmasını rica etmemi istiyor musun?Veux-tu que je dise à Tom qu'il te fasse ceci ?
Yemek yapmasını annemden öğrendim.J'ai appris à cuisiner par ma mère.
Tom'un ne yapmasını istiyorsun?Qu'aimerais-tu que Tom fasse?
Tom şu an bunu yapmasına gerek olmayacağını söylüyor.Tom dit qu'il n'aura pas besoin de faire ça maintenant.
Gaga gibi birinin bunu yapmasına ihtiyacımız vardı.Nous avons besoin de quelqu’un comme Gaga pour réellement apporter tout ça.
İranlı yetkililer, Azerbaycan'ın 2012 Eurovision Şarkı Yarışması'na ev sahipliği yapmasına karşı çıktı.Les officiels iraniens s'opposent à l'organisation de l'Eurovision 2012 par l'Azerbaïdjan.
Ertesi hafta James, bunu yapmasının nedeninin Kadınlar Devrimi yüzünden unutulması olduğunu söyledi.La semaine suivante, Mickie James explique qu'elle a été oublié oubliée en raison de la révolution féminine.
Columbia mekiğinin kaza yapmasından sonra, turizm duraklamıştır.Après le suicide du colonel, le scandale se poursuit.
Ününü Mary Celeste isimli ticari geminin kaptanlığını yapmasına borçludur.Ce nom est souvent donnée à tort au navire réel Mary Celeste.
Daha da kötüsü Fox onun bunu yapmasına izin verdi.La Fox, à bout, l'a alors congédiée.
Tom Mary'ye ne yapmasını söyledi?¿Qué es lo que Tom le dijo a Mary que hiciera?
Tom yaptığını Mary'nin yapmasını istemiyor.Tom no quiere que Mary haga lo que hizo él.
Ona çay yapmasını rica ettim.Le pedí que hiciera té.
Onlar her zaman Hamilton'un onlara yapmasını söylediklerini yaptı.Siempre hacían lo que Hamilton les decía.
Tom'un bunu yapmasını kim söyledi?¿Quién le dijo a Tom que lo hiciera?
Tom Mary'nin ona ne yapmasını söylediğini hatırlayamadı.Tom no se podía acordar de qué le había dicho Mary que hiciera.
Bunu yapmasını söyledim.Le dije que lo hiciera.
Neden Tom'un onu yapmasını istiyorsun?¿Por qué quieres que Tom haga eso?
"Galaxy" ismi Los Angeles'ın Hollywood yıldızlarına ev sahipliği yapmasından gelmektedir.El nombre «Galaxy» fue derivado de Los Ángeles siendo la casa de las «estrellas» de Hollywood.
Bu yeni oluşan yapı RNA polimerazın operonun transkripsiyonunu yapmasına izin verir.Así permite al ARN polimerasa transcribir el operón.
Aşağıda E. coli 'nin hastalık yapmasını sağlayan özelliklerin bazıları sıralanmıştır.Sólo es posible especular acerca de por qué E. coli trabaja de esta manera.
Topun sehpasının ise Vickers ve Woolwich Arsenal firmaları tarafından yapmasına karar verildi.Los contratos para diseñar un afuste fueron otorgados a la Vickers y al Arsenal de Woolwich.
Gelişmiş ülke, böylece sosyalizmi kuracak ve gelişmemiş ülkelerin de aynı şeyi yapmasına yardım edecektir.El país desarrollado establece el Socialismo y ayuda al subdesarrollado a hacer lo mismo.