Beş yıldır Japonca öğrenimi yapmaktayım.I've studied Japanese for five years.
Ona sürpriz yapmak istiyorum.I want to surprise him.
Ona sürpriz yapmak istedim.I wanted to surprise her.
Öğrenim yapmak için Amerika'ya gittim.I went to America to study.
Her gece yatmadan önce sıcak bir banyo yapmaktan hoşlanırım.I like to take a hot bath every night before bed.
Ben önümüzdeki yıl yurt dışında öğrenim yapmak niyetindeyim.I intend to study abroad next year.
Yurt dışında eğitim yapmak istiyorum.I want to study abroad.
Tarih eğitimi yapmak istiyorum.I want to study history.
Hatalar yapmaktan korkma.Don't be scared of making mistakes.
Planlar yapmak genellikle gerçekleştirmekten daha kolaydır.It is often easier to make plans than to carry them out.
Metin yazıp konuşma yapmakla meşgulüm.I'm busy with writing letters and giving speeches.
Ben giriş yapmak istiyorum.I'd like to check in.
Bu hafta sonu küçük bir gezi yapmak istiyorum.I'd like to take a small trip this weekend.
Kamu hizmetleri için ödeme yapmak zorundasın.You have to pay for utilities.
Ticaretin ruhu dürüst iş yapmaktır.The soul of commerce is upright dealing.
Çek ile ödeme yapmak istiyorum.I'd like to pay by check.
Kız arkadaşı için çay yapmakla meşguldü.The girl was busy making tea for her friend.
Mürettebat uzaya yolculuk yapmak için hazırlanmakla meşgul.The crew is busy preparing for the voyage into outer space.
Canım şaka yapmak istemiyor.I don't feel like joking.
Yatmaya gitmeden önce banyo yapmak ister misin?Would you like to have a bath before going to bed?
Bunu yapmak zorunda olmamanın tek nedeni bu.That's only because you don't have to do it.
Hayatta büyük zevk insanların yapamayacağını söylediği şeyi yapmaktır.The great pleasure in life is doing what people say you cannot do.
Su olmayan bir yerde kamp yapmak imkansızdır.Camping is impossible where there is no water.
Başarılı olsak da olmasak da elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız.Whether we succeed or not, we have to do our best.
Savaş sırasında, biz şekersiz yapmak zorunda kaldık.During the war, we had to do without sugar.
Peşin ödeme yapmak zorunda mıyım?Do I have to pay in advance?
Sabah erken yürüyüş yapmak güzel oluyor.It is nice to take a walk early in the morning.
Başka bir işlem yapmak ister misiniz?Do you wish to make any other transaction?
Çok sayıda öğrenci müzik eğitimi yapmak amacıyla Avrupa'ya gider.Many students go to Europe for the purpose of studying music.
Üniversiteyi bitirdikten sonra ne yapmak istiyorsun?What do you want to do after you finish college?
Başkan enerji tasarrufu yapmak için herkesi aradı.The President called on everyone to save energy.
Kimse böyle bir şeyi yapmaktan rahatsızlık duymaz.No one will bother to do such a thing.
Bilmek başka şey, yapmak başka şey.To know is one thing, and to do is another.
Göletin üstünde kayak yapmak tehlikelidir.Skating on the pond is dangerous.
Elbiseler yapmak için kumaş kullanırız.We use cloth to make clothes.
Sizinle birlikte kahvaltı yapmak istiyorum.I'd like to have breakfast with you.
Ölçülü düzeyde egzersiz yapmak sağlık için yararlıdır.Taking moderate exercise is good for the health.
Ölçülü egzersiz yapmak size iyi gelecektir.Taking moderate exercise will do you good.
Ilımlı egzersiz yapmak sizi sağlıklı tutacaktır.Taking moderate exercise will keep you healthy.
Ben bir telefon görüşmesi yapmak istiyorum.I want to make a phone call.
Ben bir telefon görüşmesi yapmak zorundayım.I have to make a phone call.
İkisi arasında seçim yapmak zorunda kaldım.I had to choose between the two.
Japonya'ya bir ödemeli arama yapmak istiyorum.I want to make a collect call to Japan.
Japonya'ya ödemeli bir arama yapmak istiyorum.I'd like to make a collect call to Japan.
Japonya'ya bir çağrı yapmak istiyorum.I'd like to make a call to Japan.
Japonya ile şehirler arası ihbarlı konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a person-to-person call to Japan.
Pazar günleri ne yapmak istersin.What do you like to do on Sundays?
Kendinizi bir aptal yapmaktan vazgeçin.Stop making a fool of yourself.
Saçlarımı at kuyruğu yapmak için bir kurdele kullandım.I used a ribbon to tie my hair into a ponytail.
Böyle bir şeyi yapmak zorunda olması garip.It is strange that he should have done such a thing.
Öyle yapmak için her türlü nedeni vardı.He had every reason for doing so.
Ona verilen görev pazarlama araştırması yapmaktı.The task assigned to him was to do marketing research.
Onun istediğini yapmaktan başka seçeneğim yoktu.I had no choice but to do what he asked.
Onun bana yapmamı söylediği gibi yapmaktansa tek başıma yaşamayı tercih ederim.I would rather live by myself than do as he tells me to do.
Hobisi çiçek resimleri yapmaktır.His hobby is painting pictures of flowers.
Onun hobisi resimler yapmaktır.His hobby is painting pictures.
O, eğitim yapmak için Amerika'ya gitmeye karar verdi.She has made up her mind to go to America to study.
İngilizceyi pratik yapmak için her fırsatı kullandı.He used every chance to practice English.
O, bunu yapmak zorunda değildir.He does not have to do this.
O bir şey yapmakla meşgul.He is busy doing something.