Biz şekersiz yapmak zorundayız.We have to do without sugar.
Yapmak zor oldu mu?Was it difficult to make?
Dün biraz alışveriş yapmak için mağazaya gittim.I went to the department store to do some shopping yesterday.
Saç kesimi yapmaktan hoşlanıyor musun?Do you like giving haircuts?
Canım yürüyüş yapmak istiyor.I feel like taking a walk.
Uluslararası aramaları kişiden kişiye yapmak en iyisidir.It's best to make international calls person to person.
Onu yapmak isteyip istemediğin benim için hiç fark etmez.It makes no difference whether you want to do it or not.
Konuşma yapmak zorunda mıyım?Do I have to make a speech?
Bir konuşma yapmak zorunda mısın?Do you have to make a speech?
Yarın yapmak istediğim ilk şey, iyi bir yarım zamanlı iş bulmaktır.The first thing I want to do tomorrow is to find a good part-time job.
Dünyamızı daha iyi yapmak için çalışalım.Let's try to make our world better.
Televizyon seti olmadan yapmak zorundaydık.We had to do without a TV set.
Tereyağı yapmak için yeni bir işlem kullanıyoruz.We are using a new process to make butter.
Biz işi bir gün içinde yapmak zorundayız.We have to do the work in a day.
Biz hatalar yapmak eğilimindeyiz.We are apt to make mistakes.
Birbirimizle işbirliği yapmak zorunda kaldık.We had to cooperate with each other.
En kısa sürede işimizi yapmak zorundayız.We have to catch up on our work as soon as possible.
Ölen için bir şey yapmak zorundayız.We have to do something for the dead.
Zaman zaman hatalar yapmak zorundayız.We are bound to make mistakes from time to time.
Yeni bir ev yapmak için tasarruf yapıyoruz.We're saving up to build a new house.
Yeni bir ev yapmak için tasarruf ediyoruz.We're saving up to build a new house.
Alışveriş yapmak için şehir merkezine gidiyoruz.We go downtown to do shopping.
Bütün yapabileceğim elimden geleni yapmaktır.All I can do is to do my best.
Ne yapmak istediğini bilmiyorum.I don't know what you want to do.
Hobim kayak yapmaktır.My hobby is skiing.
Benim kuralım her zaman gündüz günün işini yapmaktı.My rule always was to do the business of the day in the day.
Planım Avustralya'da eğitim yapmaktır.My plan is to study in Australia.
Hobilerimden birisi yapay çiçekler yapmaktır.One of my hobbies is making artificial flowers.
Benim hobim model uçak yapmaktır.My hobby is making model planes.
Babam doktorluk uygulaması yapmaktadır.My father practices medicine.
Kız kardeşim müzik öğrenimi yapmak için İtalya'ya gitti.My sister went to Italy to study music.
Arkadaşım aşırı hız yapmaktan tutuklandı.My friend was arrested for speeding.
Garip şeyler yapmak istediğimi kabul ettim.I acknowledged that I want to do strange things.
Ben A ve B arasında bir seçim yapmak zorunda kaldım.I had to choose between A and B.
Buralarda biraz alışveriş yapmak istiyorum.I want to do some shopping around here.
Gerçekten bugün bu işi yapmak zorundayım.I really have to do this work today.
Böyle yapmaktan utanıyorum.I am ashamed of having done so.
Ben bu küçük odayla ilgili en iyisini yapmak zorundayım.I have to make the best of that small room.
Onu yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than do it.
Onu yapmak için bir söz verdim.I have made a promise to do it.
Onu yapmak için çok zamanım var.I have plenty of time to do that.
Böyle bir şey yapmak için kendimi ikna edemem.I can't bring myself to do such a thing.
Öylesine haksız bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than do such an unfair thing.
Çok şey yapmak zorundayım.I have to do a lot of things.
Fransızca eğitimi yapmak istiyorum.I want to study French.
Zorla bunu yapmak için zorlandım.I was compelled to do this against my will.
Ben işi yalnız başıma yapmak zorunda kaldım.I was compelled to do the work alone.
İngilizceye ek olarak Almanca eğitimi yapmak istiyorum.I want to study German in addition to English.
İngilizce eğitimi yapmak istiyorum.I like to study English.
Her şeyi tek başıma yapmak zorundaydım.I had to do everything alone.
Hata yapmaktan hoşlanmam.I do not like to make mistakes.
Acilen bir konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to make a speech at short notice.
Şimdi canım bir banyo yapmak istiyor.I feel like taking a bath now.
Üç yıldır İngilizce öğrenimi yapmaktayım.I have been studying English for three years.
Şimdi ev ödevimi yapmak zorundayım.I've got to do my homework now.
Elimden geleni yapmak zorundayım.I have to do my best.
Dün fazla mesai yapmak zorunda kaldım.I had to work overtime yesterday.
Kendi web sayfamı yapmakla ilgileniyorum.I'm interested in creating my own web pages.
Ödevimi yapmaktan yoruldum.I was tired from doing my homework.
Ev ödevimi yapmak üç saatimi aldı.It took me three hours to do my homework.