Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmak ile cümle

yapmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu tapınağı yapmak kırk altı yıl sürdü.It has taken forty-six years to build this temple.
Bu işi yapmak için birini işe almak zorunda kalacaksın.You will have to take on someone to do this work.
Bu göl üzerinde paten yapmak güvenlidir.It is safe to skate on this lake.
Bu kulübeyi yapmak beş saat sürdü.It took me five hours to make this kennel.
Bize bu pastayı yapmak için un, şeker ve yumurta gerekir.We need flour, sugar and eggs to make this cake.
Bu rehber kitap gezi planları yapmak için size yardımcı olacaktır.This guide book will help you to make plans for the trip.
İstediğini yapmakta özgür olabilirsin.You may be free to do what you like.
Buraya kendi yatağını yapmak zorundasın.You have to make your own bed here.
Kek yapmakta başarısız oldum.I failed to make a cake.
Kek yapmak için biraz şekere ihtiyacım var.I need some sugar to make a cake.
Carol üç yıldır İspanyolca eğitimi yapmaktadır.Carol has been studying Spanish for three years.
Su, çay yapmak için yeterince sıcak mı?Is the water hot enough to make the tea?
Duygularını mı incittim? Bunu yapmak istemedim.Did I hurt your feelings? I meant no harm.
Allah aşkına ne yapmak istiyorsun?What in the world do you want to do?
Böyle bir hata yapmak benim aptallığımdı.It was stupid of me to make such a mistake.
Öyle bir şey yapmak için çılgın olmalısın.You've got to be crazy to do something like that.
Bir gün Mike ve Jane biraz alışveriş yapmak için şehir merkezine gittiler.One day Mike and Jane went downtown to do some shopping.
Filmi izlemek Hindistan'a bir yolculuk yapmak gibi bir şeydir.Seeing that movie is something like taking a trip to India.
Kitaplardan dikkatli bir seçim yapmak zorundasın.You have to make a careful choice of books.
Yapmak zorunda olduğun bütün şey ona doğruyu söylemekti.All you had to do was to tell him the truth.
Büyük bir hata yapmaktan kaçınmak için daha dikkatli olmalısın.You must be more careful to avoid making a gross mistake.
Önceden rezervasyon yapmak zorundasın.You have to make reservations in advance.
Doğru şeyi yapmak için yeteneğine güveniyorum.I have faith in your ability to do the right thing.
Sen sadece sahip olduklarında yapmak zorunda olacaksın.You will just have to do with what you've got.
Öğleden sonra ne yapmak istiyorsun?What do you want to do in the afternoon?
Ne yapmak istersin?What would you like to do?
Ne yapmak istersiniz?What would you like to do?
Tek yapmanız gereken bir yorum yapmaktır.All you have to do is to make a comment.
Konu ile ilgili ne yapmak zorundasın?What do you have to do with the matter?
Sadece sana söylenildiği gibi yapmak zorundasın.You have only to do as you were told.
Seninle aşk yapmak istiyorum.I want to make love with you.
Ya siz ya da ben onu yapmak zorunda kalacağım.Either you or I will have to do it.
Şu anda yapmak zorunda olduğun en önemli şey planı uygulamaktır.One of the most important things you have to do right now is to carry out the plan.
Bir ya da iki gün içinde Tokyo manzaralarını yapmak imkansız.It's impossible to do the sights of Tokyo in a day or two.
Planlar yapmak onları uygulamaya koymaktan daha kolaydır.It is easier to make plans than to put them into practice.
Sanat öğrenimi yapmak iyi bir zevk gerektirir.It requires a good taste to study art.
Ben taslakda bazı değişiklikler yapmak istiyorum.I'd like to make some changes in the draft.
Söylemek ve yapmak iki farklı şeydir.Saying and doing are two different things.
Konuşmak bir şey, yapmak ayrı bir şey.Talking is one thing, doing is another.
Söylemek yapmaktan kolaydır.Easier said than done.
Söylemek yapmaktan daha kolaydır.It's easier said than done.
Akşam 6.00'da hareket eden ekspres tren için bir rezervasyon yapmak istiyorum.I'd like to make a reservation for the express train that leaves at 6:00 p.m.
Hoşuna gitse de gitmese de onu yapmak zorunda kalacaksın.Whether you like it or not, you'll have to do it.
Hoşuna gitse de gitmese de ev ödevini yapmak zorundasın.Whether you like it or not, you have to do your homework.
İstesen de istemesen de onu yapmak zorundasın.You have to do it, whether you like it or not.
Uzun boylu çam ağaçları gölün etrafında bir halka yapmaktadır.Tall pine trees make a ring around the lake.
Platoda yürüyüş yapmak zevklidir.It's pleasant to take a walk on the plateau.
Milletler arası bir çağrı yapmak istiyorum.I'd like to make an overseas call.
Halı yapmak için ihtiyacın olan gerekli şeyler var mı?Do you have the stuff you need to make the rug?
Kaplıcaya gitmek ve kayak yapmak arasında kaldım.We're torn between going to a hot spring and going skiing.
Canım şimdi yürüyüş yapmak istiyor.I feel like taking a walk now.
Şimdi çıkış yapmak istiyorum.I'd like to check out right now.
Onu şimdi yapmak zorunda değilsin.You do not have to do it now.
Şu anda canım matematik ödevini yapmak istemiyor.I don't feel like doing my math homework now.
Bu hafta ne yapmaktasın?What have you been doing this week?
Sadako'nun şimdi yapabileceği bütün şey kağıttan vinçler yapmak ve bir mücize beklemekti.All Sadako could do now was to make paper cranes and hope for a miracle.
Bugün başka bir şey yapmak istiyorum.I would like to do something else today.
Bugün canım farklı bir şey yapmak istiyor.I feel like doing something different today.
Canım bu akşam bir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything tonight.
Hadi bu gece akşam yemeğini dışarda yiyelim, yemek yapmak için çok yorgunum.Let's dine out tonight. I'm too tired to cook.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod