Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmak ile cümle

yapmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onu yapmak zor olacak.It'll be difficult to do that.
Tom bana onu yapmak için izin almadığımı söyledi.Tom told me that I didn't have permission to do that.
Tom bana onu yapmak için iznimin olmadığını söylüyor.Tom tells me that I don't have permission to do that.
Onu yapmak ilginç olacaktı.It would be interesting to do that.
Onu yapmak için istekli değiliz.We're unwilling to do that.
Onu yapmak zorunda olmadığımız için çok memnun oldum.I'm very glad I didn't have to do that.
Onu yapmak için zaman bulabileceğimi sanmıyorum.I don't think I can find the time to do that.
Onlara bunu yapmak için ödeme yapılır.They're paid to do that.
Onu yapmak zorundaydım.I had to do that.
Bu konuda yorum yapmaktan kaçınacağım.I'll refrain from commenting on that.
Tom öğretmenlik yapmak için Boston'a gitti.Tom has gone to Boston to teach.
Bir şey yapmak ister misin?Do you want to do something?
Öyle yapmak istedim.We wanted to do so.
Yapmak zorunda olduğumuz şey gerçekten oldukça basitti.What we had to do was really quite simple.
Tom biraz alışveriş yapmak için şehir merkezine gitmek zorunda kaldı.Tom had to go downtown to do some shopping.
Okuldan sonra ne yapmak istersin?What do you want to do after school?
Karşılık olarak ne yapmak zorundayım?What do I have to do in return?
Fotokopi yapmak zorundayım.I have to make photocopies.
Bunu şu anda yapmak zorunda mısın?Do you have to do this right now?
Şu anda ne yapmak istiyorsun?What do you want to do right now?
Şu anda onu yapmak istemiyorum.I don't want to do that right now.
Şimdi bir şey yapmak için çok geç olabilir.It may be too late to do anything now.
Tom bu sabah kahvaltı yapmak için aşağıya gelmedi.Tom wouldn't come down to eat breakfast this morning.
Daha fazla bir şey yapmak zorunda mıyım?Do I have to do anything more?
Birkaç hata yapmak iyidir.It's OK to make a couple of mistakes.
Onu yapmak bir hata olacak.Doing that will be a mistake.
Tom geçimini yapmak için çabaladı.Tom struggled to make ends meet.
Bunu benimle yapmak ister misin?Do you want to do it with me?
Bunu daha sonra yapmak için başka fırsatlar olacak.There will be other chances to do this later.
Onlar onu yapmak zorunda mı?Do they have to do it?
Onu yapmak için bir yol bulacağım.I'll find a way to do it.
Neden onu yapmak zorunda olduğumuzu Tom'a açıkladım.I explained to Tom why we had to do it.
Neden onu yapmak zorunda olduğumuzu açıkladım.I explained why we had to do it.
Biz ilginç bir şey yapmak istiyoruz.We want to do something interesting.
Bir ev yapmak biraz süre alır.It takes a while to build a house.
Başka bir şey yapmak ister misiniz?Do you want to do something else?
Tom yapmaktan zevk aldığı şeyi yapıyor.Tom is doing what he enjoys doing.
Beni yapmakla suçladığın şeyi yapmadım.I didn't do what you're accusing me of doing.
Tom her zaman canının yapmak istediği şeyi yaptı.Tom always did what he felt like doing.
Tom ne yapmak istiyor?What does Tom want to do?
Tüm yapmak zorunda olduğun bu mu?Is that all you have to do?
Şimdi ne yapmak zorundayım?Now what do I have to do?
Bunun Tom'un yapmak istediği şey olduğunu gerçekten düşündün mü?Did you really think that was what Tom wanted to do?
Tom yapmak için başladığı her şeyi başarabildi.Tom was able to accomplish everything he'd set out to do.
Yapmak istediğin şeyi yap.Do what you want to do.
Tom yapmak istemediği bazı şeyleri yapmak zorunda kaldığını söyledi.Tom said he had to do some things he didn't want to do.
Ne yapmak istediğimi bana sormadın.You haven't asked me what I want to do.
Ne yapmak istediğimi sen bile bana sormadın.You haven't even asked me what I want to do.
Hiçbir seçeneğimiz yoktu. Yapmamızı söyledikleri şeyi yapmak zorunda kaldık.We had no choice. We had to do what they told us to do.
Bize yapmamızı söyledikleri şeyi yapmak zorundaydık.We had to do what they told us to do.
Tom onun yapmak istediği hiçbir şeyi Mary'nin yapmasına izin vermeyecek.Tom won't let Mary do anything she wants to do.
Bana söylemek yapmak için doğru şeydi.Telling me was the right thing to do.
Sanırım bu yapmak için doğru şey.I think it's the right thing to do.
Bu yapmak zorunda olduğum şey.This is what I have to do.
Tom'un yaptığını yapmak büyük cesaret ister.It takes great courage to do what Tom did.
Tom daha önce hiç yapmadığı bir şeyi yapmak istediğini söyledi.Tom said he wanted to do something he'd never done before.
Bir şey yapmak zorunda mıyım?Do I have to do anything?
Bunu yapmak hiçbir şeyi çözmez.Doing that won't solve anything.
Onu yapmak hiçbir şey değiştirmezdi.Doing that wouldn't have changed anything.
Zaten yapmak için yeterli işleri var.They've got enough to do already.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod