Tom onu yapmak için başka birine güvenmiyor.Tom doesn't trust anyone else to do it.
Açıkçası bu onu yapmak için en iyi yol değil.This is obviously not the best way to do it.
Kahvaltı yapmak için çoğunlukla zamanım olmaz.I often don't have time to eat breakfast.
Bunu sensiz yapmak istemiyorum.I don't want to do that without you.
Şu anda onu yapmak istediğimi sanmıyorum.I don't think I want to do that right now.
Onu bu şekilde yapmak zorundasın.You've got to do it this way.
Onu yapmak enerji kaybıdır.Doing that is a waste of energy.
Tom ve Mary'ye bir tost yapmak istiyorum.I'd like to make a toast to Tom and Mary.
Bütün bu ıvır zıvırla ne yapmak istiyorsun?What do you want to do with all this junk?
Bu öğleden sonra ne yapmak istiyorsun?What do you want to do this afternoon?
Tom'un yapmak istediği neydi?What was it Tom wanted to do?
Ne yapmak zorunda olduğunu düşünüyorsun?What do you think you have to do?
Tom'un yapmak istediği nedir?What is it that Tom wants to do?
Yapmak istediğinin bu olduğundan gerçekten emin misin?Are you really sure that this is what you want to do?
Önümüzdeki yaz ne yapmak istiyorsun?What do you want to do next summer?
Tom'un söylediğini yapmak zorunda mıyım?Do I have to do what Tom says?
Neden onu yapmak için zaman almalıyım?Why should I take the time to do that?
Neden onu yapmak istemelisin?Why should you want to do that?
Bunu yapmak için bana güvenmiyor musun?Don't you trust me to do it?
Onu yapmak için bunun doğru yol olduğundan emin misin?Are you sure this is the right way to do it?
Bunu şimdi yapmak istediğinden emin misin?Are you sure you want to do this right now?
Tom bir kardan adam yapmak için babasının ona yardım etmesini istedi.Tom asked his father to help him make a snowman.
Ben yemek yapmaktan ve okumaktan hoşlanırım.I like cooking and reading.
Aptallığa karşı kanun yapmak mümkün değil.It's not possible to legislate against stupidity.
Plajda uzun yürüyüşler yapmaktan keyif alırım.I enjoy long walks on the beach.
İşten sonra bir şey yapmak istiyor musun?Do you want to do something after work?
Bu gece işten sonra bir şey yapmak ister misin?Do you want to do something after work tonight?
Okuldan sonra bir şey yapmak ister misin?Do you want to do something after school?
Bu gece okuldan sonra bir şey yapmak ister misin?Do you want to do something after school tonight?
2.30'dan önce onu yapmak için hâlâ zamanın var.You still have time to do that before 2:30.
Bunu kendin yapmak zorunda kalacaksın.You're going to have to do it yourself.
Antrenman yapmak istiyorum.I want to workout.
Bugün onu yapmak zorundayım.I have to do it today.
Bu defa ne yapmak zorundayım?What do I have to do this time?
Biletlerimiz için ödeme yapmak zorunda değildik.We didn't have to pay for our tickets.
Gerçekten bunu yapmak zorunda mıydın?Did you really have to do this?
Bunu gerçekten yapmak zorunda mıyız?Do we really have to do this?
Bunu yapmak için gayet uygun bir zaman.This is as good a time as any to do this.
Sanırım bu bunu yapmak için tek yol.I think this is the only way to do this.
Bu bunu yapmak için doğru yol değil.This isn't the right way to do this.
Bunu yapmak için daha hızlı bir yol biliyorum.I know a faster way to do this.
Bunu yapmak bazen birden fazla kişi gerektirir.Sometimes it takes more than one person to do this.
Artık bunu yapmak için hiçbir nedenim yok.I no longer have any reason to do this.
Neden bunu yapmak zorunda olduğumu bana söyle.Tell me why I have to do this.
Bunu yapmak artık mantıklı değil.It no longer makes sense to do this.
Bunu yapmak sabır ister.It takes patience to do this.
Er ya da geç, Bunu yapmaktan vazgeçmek zorunda kalacağım.Sooner or later, I'll have to stop doing this.
Bunu yapmaktan vazgeçmek zorundayım.I have to stop doing this.
Oraya girmek için ödeme yapmak zorundasın.You have to pay to get in there.
Onu yapmak için hazır mısın?Are you ready to do that?
Gerçekten onu yapmak istiyor muyuz?Do we really want to do that?
Onun hakkında bir şey yapmak istiyorum.I've been meaning to do something about that.
Onu yapmak benim görevimdi.It was my duty to do that.
Onu yapmak için iyi bir yol keşfettim.I've discovered a good way to do that.
Pazartesiye kadar onu yapmak zorundasın.You have until Monday to do that.
Hiç kimse onu yapmak için seni zorlamayacak.Nobody will force you to do that.
Tom onu yapmak isteyebilecek birini tanımadığını söyledi.Tom said he didn't know anyone who might want to do that.
Onu yapmak istemeyeceğini biliyordum.I knew you wouldn't want to do that.
Tom'un onu yapmak istemiyeceğini biliyordum.I knew Tom wouldn't want to do that.
Tom'un onu yapmak isteyeceğini sanmıyorum.I don't think Tom is going to want to do that.