Bu her zaman yapmak istediğim bir şey.That's something I've always wanted to do.
Çok geç olmadan bir şey yapmak zorundayım.I have to do something before it's too late.
Bir ara birlikte bir şey yapmak ister misin?Do you want to do something together sometime?
O yapmak isteyebileceğin bir şey gibi görünüyor mu?Does that seem like something you might want to do?
Tom buraya gelmeden önce yapmak zorunda olduğum bir şey var.There's something I have to do before Tom gets here.
Tom'u kendisine zarar vermekten durdurmak için bir şey yapmak zorundayız.We have to do something to stop Tom from hurting himself.
Bunun tekrar olmasını durdurmak için bir şey yapmak zorundayız.We have to do something to stop this from happening again.
Biri beni seks yapmak için davet etti ve ben kabul ettim.Somebody invited me to have sex and I agreed.
Bir kız bir kızın yapmak zorunda olduğu şeyi yapmak zorundadır.A girl's got to do what a girl's got to do.
Bu her zaman yapmak istediğim şey.This is what I've always wanted to do.
Doğru şeyi yapmak zorundayız.We've got to do the right thing.
Fedakârlıklar yapmak zorundayız.We've got to make sacrifices.
Onun için bir çalışma yapmak zorundayız.We've got to make a run for it.
Üç gündür yolculuk yapmaktayız.We've been traveling for three days.
Biz bir seçim yapmak zorundayız.We've got to make a choice.
Daha iyi yapmak zorundayız.We've got to do better.
Bunu hemen yapmak zorundayız.We've got to do this right away.
Bunu tekrar yapmak zorunda kalacağız.We're going to have to do this again.
Bu tür şey yapmak için çok yaşlıyız.We're too old to be doing this kind of thing.
Yapmak zorunda olduğumuzu yapıyoruz.We're doing what we have to do.
Biz kutlama yapmak için dışarı çıkıyoruz.We're going out to celebrate.
Onu yapmak için başka bir yol bulacağız.We'll find some other way to do that.
Bunu kendimiz yapmak zorunda olacağız.We'll have to do this ourselves.
Bunu daha sonra yapmak zorunda olacağız.We'll have to do this later.
Bunu yapmak için bir yol bulacağız.We'll find a way to do it.
Sadece elimizden geleni yapmak zorunda kalacağız.We'll just have to do our best.
Elimizden geleni yapmak zorunda olacağız.We'll have to do our best.
Gelecek sefer daha iyi yapmak zorundasın.We have to do better next time.
Bunu yapmak zorundayız.We have to do this.
Doğru olanı yapmak zorundayız.We have to do what's right.
Daha iyi bir plan yapmak zorundayız.We've got to have a better plan.
Bazı şeyleri yapmak zorundaydık.We had to work some stuff out.
Hepimiz yapmak istemediğimiz bir şeyi yapmak zorunda kalabiliriz.We may all have to do something we don't want to do.
Ne yapmak istediğin hakkında emin değildik.We weren't sure about what you wanted to do.
Her gün aynı şeyleri yapmaktan bıktım.I am tired of doing the same things every day.
Geyik muhabbeti yapmakta iyi değilimdir.I'm not good at small talk.
O tamamen tek başına yapmak için oldukça büyük bir iş.That's a pretty big job to do all by yourself.
Ben sadece sizi büyük bir hata yapmaktan durdurmaya çalışıyorum.I'm just trying to stop you from making a big mistake.
Tom beni büyük bir hata yapmaktan alıkoydu.Tom kept me from making a big mistake.
Tom bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak istemiyor.Tom doesn't want to make a big deal out of it.
Bunun dışında büyük bir anlaşma yapmak zorunda değilsin.You don't have to make a big deal out of it.
Bize büyük bir iyiliği nasıl yapmak istersin?How would you like to do us a very big favor?
Bazen yanlış şeyi yapmak doğru şeydir.Sometimes, doing the wrong thing is the right thing.
Onu tek başına yapmak zorunda kalabilirsin.You may have to do that by yourself.
Onu yapmak için sana güvenebilir miyim?Can I trust you to do that?
O yapmak için aptalca ve tehlikeli bir şeydi.That was a stupid and dangerous thing to do.
Tom'un bunu neden yapmak istemediğine dair herhangi bir neden düşünebilir misin?Can you think of any reason why Tom wouldn't want to do that?
Onu yapmak için sana güvenebilir miyim.Can I count on you to do that?
Bugün onu yapmak zorunda olduğumuzu sanmıyorum.I don't think we have to do that today.
Onu yapmak zorunda olduğumuzu sanmıyorum.I don't think we have to do that.
Onu yapmak için yeterince güçlü değilim.I'm not strong enough to do that.
Şu anda onu yapmak için hiç havamda değilim.I'm not in the mood for that right now.
Bunu yapmak istemedim ama Tom ısrar etti.I didn't want to do this, but Tom insisted.
Bunun yapmak istediğim şey olduğundan o kadar emin değilim.I'm not so sure it's what I want to do.
Ben de senin kadar bunu yapmak istiyorum.I want to do this as much as you do.
Kutlama yapmak için burada değilim.I'm not here to celebrate.
Tom'un istediğini yapmak için istekli değildim.I wasn't willing to do what Tom asked.
Bunu yapmak zorundasın.You've got to do this.
Böyle bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than do such a thing.
Bütün yapmak istediğim eve gidip ağlamaktı.All I wanted to do was to go home and cry.