Ana içeriğe geç
Sözlük

yapmak ile cümle

yapmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom geç kalmak ve fazla mesai yapmak zorunda kaldı.Tom had to stay late and work overtime.
Ödemek zorunda olduğundan daha fazla ödeme yapmak istemiyorsun, değil mi?You don't want to pay more than you have to, right?
Doğru şeyi yapmak her zaman o kadar kolay değildir.It's not always so easy to do the right thing.
Ben öğle yemeği yapmak için çok meşgulüm. Sen yapabilir misin?I'm too busy to make lunch. Could you make it?
Tom ailesi ve içki arasında bir seçim yapmak zorundaydı.Tom had to choose between his family and the bottle.
Onu yapmak için nitelikli değilim.I'm not qualified to do that.
Onun ne yapmak zorunda olduğunu Tom'a söyledim.I told Tom what he had to do.
Gelecek hafta bu kez ne yapmak istiyorsun?What do you want to do this time next week?
Bana sadece ne yapmak zorunda olduğumu söyle.Just tell me what I have to do.
Tom'a Mary'nin yapmak istediğini söyle.Tell Tom what Mary wants us to do.
Tom'un bana yapmak zorunda olduğumu söylediği bütün şey buydu.That was all Tom told me I had to do.
Ne yapmak istediğini bize söylemen gerekiyor.You need to tell me what you want to do.
Tom sana onu yapmak zorunda olduğunu söyledi mi?Did Tom tell you that you had to do that?
Neden bunu yapmak zorunda olduğunu söylediler mi?Did they tell you why you had to do this?
Onlara herhangi bir şey yapmak zorunda olmadıklarını söyledim.I told them they didn't have to do anything.
Biri sana bunu yapmak zorunda olduğunu söyledi mi?Did someone tell you that you had to do this?
Onlar Tom'a yaptığı şeyi yapmaktan vazgeçmesini söyledi.They told Tom to stop doing what he was doing.
Belki de Tom'a bunu yapmak istemediğini söylemen gerekir.You should probably tell Tom you don't want to do that.
Tom'a yapmak istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmadığını söyledim.I told Tom he didn't have to do anything he didn't want to.
Bugün bir şey yapmak için çok sıcak.It's too hot to do anything today.
Bugün bir şey yapmak için çok çok sıcak.It's way too hot to do anything today.
Bunu yapmak zorunda değiliz.We don't have to do this.
Onu yapmak aptalca olurdu.Doing that would be stupid.
O yapmak için aptalca bir şeydi.That was a stupid thing to do.
Bunu yapmak aptalca olurdu.It would be stupid to do that.
O yapmak için oldukça aptal bir şeydi.That was a pretty stupid thing to do.
Umarım benim yaptığım tüm aptalca hataları yapmaktan kaçınabilirsin.I hope you can avoid making all the stupid mistakes that I made.
Tom'un öyle bir şeyi yapmak için yeterince aptal olduğunu gerçekten düşünüyor musun?Do you really think Tom would be stupid enough to do something like that?
Tom spor yapmaktan hoşlanır.Tom enjoys playing sports.
Tom yaşamının en önemli telefon görüşmesini yapmak üzereydi.Tom was about to make the most important phone call of his life.
Hepimiz dünyayı daha güvenli bir yer yapmak için çalışıyoruz.We're all working to make the world a safer place.
Sence bunu yapmak tehlikesiz mi?Do you think it's safe to do that?
O etkinliği yapmak tam bir zaman kaybıdır!Doing that activity is a complete waste of time!
Birlikte kutlama yapmak eğlenceliydi.It was fun celebrating together.
Bugün okuldan sonra bir şey yapmak istiyor musun?Do you want to do something after school today?
Ödeme yapmak zorunda değilsin.You don't have to pay.
Biz hesaplarımızı yapmak için bir hesap makinesi kullanırız.We use a calculator to do our accounts.
Alışverişimizi yapmak için şehir merkezine gidelim.Let's go downtown to do our shopping.
Bu pastayı yapmak için iki ons vanilyamız olmalı.We must have two ounces of vanilla to make this cake.
Dersin ilk günü, ödevini yapmak için ihtiyaç duyduğu ders kitabını satın aldı.The first day of the course he bought the textbook which he needed to do his homework.
Şimdi onu yapmak için zamanım yok.I don't have the time to do that right now.
Tamir için ödeme yapmak zorunda kalacaksın.You're going to have to pay for the repair.
Bunun için ödeme yapmak zorunda kalacaksın.You are going to have to pay for it.
O bütün hafta sonunu düzeltme yapmakla geçirdi.She spent the whole weekend revising.
Bu onların her zaman yapmak istedikleri bir şey.It's something they always wanted to do.
Bu kız kardeşimin asla yapmak istemediği bir şey.It's something my sister never wanted to do.
Özellikle yapmak istediğin bir şey var mı?Is there anything in particular you want to do?
Yapmak istediğim son şey zaman kaybetmek.The last thing I want to do is waste time.
Tom bir şey yapmakla meşgul.Tom is busy doing something.
Pekala, bir şey yapmak zorundayım.Well, I have to do something.
Bizim çocukların yapmak için bir şeye ihtiyacı var.Our kids need something to do.
Yapmak zorunda olduğum bir şey vardı.There was something I had to do.
Yapmak zorunda olduğum bir şey var.There's something I've got to do.
Farklı bir şey yapmak istiyorum.I'd like to do something different.
Bu sadece yapmak zorunda olduğum bir şey.This is just something I have to do.
Yapmak istediğin bir şey var mı?Is there something you'd like to do?
Bunun hakkında bir şey yapmak zorundayız.We've got to do something about this.
Yapmak zorunda olduğum başka bir şey yok.I don't have anything else I have to do.
Az önce yapmak zorunda olduğum bir şeyi hatırladım.I just remembered something I have to do.
Hâlâ yapabiliyorken bir şey yapmak zorundayım.I have to do something while I still can.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod