Sen yapmak için bir seçime sahipsin.You have a choice to make.
Birisi bu konuda bir şey yapmak zorundaydı.Somebody had to do something about it.
Banyo yapmak üzereydim.I was just about to take a bath.
Bütün yapman gereken şey bir seçim yapmaktır.All you have to do is make a choice.
Bunu yapmak üzere misin?Are you about to do it?
Tom'un onu yapmak istemeyeceğini umuyorum.I expect Tom won't want to do that.
Birisi bunu yapmak zorunda.Somebody's got to do it.
Birisi bir şey yapmak zorunda.Somebody's got to do something.
Bu yapmak için doğru şey olurdu.That would've been the right thing to do.
Bu yapmak için akıllı şey olurdu.That would've been the smart thing to do.
Tom'un yapmak zorunda olduğunun hepsi bu kadar.That's all Tom had to do.
Onu yapmak için zaman yok.There isn't time to do that.
Yapmak zorunda olduğumuz bir şey var.There's something we have to do.
Bu yapmak zorunda kalacak.This will have to do.
Bu konuda bir şey yapmak zorunda kalacağız.We're going to have to do something about that.
Bütün bunları yapmak için zamanın var mıydı?When did you have time to do all this?
Aslında yapmak çok kolay.It's actually very easy to do.
Daha ne kadar yapmak zorundayız?How much more do we have to do?
Bunu daha ne kadar yapmak zorunda olacağım?How much longer am I going to have to do this?
Bunu kaç kez yapmak zorunda olduğumuzu düşünüyorsun?How many times do you think we're going to have to do this?
Tatoeba'yı daha iyi bir internet sitesi yapmak için birlikte çalışmalıyız.We need to work together in order to make Tatoeba a better website.
Karımla birlikte bir şey yapmak istiyorum.I want to do something with my life.
Hata yapmak normaldir.It's normal to make mistakes.
Mary çiş yapmak istiyordu.Mary wanted to pee.
Biz öğrenmeyi, etkili, ilginç ve etkileyici yapmak istiyoruz.We want to make learning effective, interesting, and fascinating.
Onun yapmak istediğin şey olmadığından eminim.I'm sure that's not what you want to do.
Stresten kurtulmak için en iyi yol biraz egzersiz yapmaktır.The best way to get rid of stress is to do a little exercise.
Onu yapmak istemediğine ikna oldum.I'm convinced that you don't want to do that.
Bunu yapmak için hazır mısın?Are you ready to do this?
Bunu şimdi yapmak zorunda mıyız?Do we have to do this now?
Bunu yapmak için yetkiniz var mı?Do you have the authority to do that?
Onu yapmaktan nasıl kurtuldun?How did you get out of doing that?
Yapmak istediğinin ne olduğunu anlamıyorum.I don't understand what it is you want to do.
Ne yapmak istediğini anlamıyorum.I don't understand what you want to do.
Tehlikeli olabilecek herhangi bir şey yapmak istemiyorum.I don't want to do anything that might be dangerous.
Bunu yapmak için iyi bir nedenim vardı.I had a good reason for doing that.
Bu gece eve gitmeden önce yapmak zorunda olduğum birkaç işim var.I have a few things I have to do before I can go home tonight.
Yapmak zorunda olduğum birkaç işim var.I have a few things I have to do.
Tom'un yapmamı istediğini yapmaktan başka seçeneğim yok.I have no choice but to do what Tom asked me to do.
Yapmak zorunda olduğum bazı işlerim var.I have some things I have to do.
Şimdi başka bir şey yapmak zorundayım.I have to do something else now.
Ben de bunu bazen yapmak zorundayım.I have to do that sometimes, too.
Her şeyi kendim için yapmak istiyorum.I like to do everything for myself.
Senin için özel bir şey yapmak istiyorum.I want to do something special for you.
Çok önemli bir telefon görüşmesi yapmak üzereyim.I'm about to make a very important phone call.
Yaptığım her şeyi yapmak zorunda olduğunu söylemiyorum.I'm not saying you have to do everything I do.
Tom şimdi ev ödevini yapmak istemiyorsa yapmak zorunda değil.If Tom doesn't want to do his homework now, he doesn't have to.
Geriye yapmak için başka bir şey kalmıyor.Nothing else remains to be done.
Bunu yapmak zor olabilir.That might be difficult to do.
Ben bir yanlış yapmak istemiyorum.I do not want to make a mistake.
Hayatta kalmak için yapmak zorunda olduğumuz şeyi yaptık.We did what we had to to survive.
Onun hakkında bir şey yapmak zorundayız.We have to do something about that.
Bir şey yapmak zorundayız ve onu şimdi yapmak zorundayız.We have to do something and we have to do it now.
Bir şey yapmak zorundayız ve onu hemen yapmalıyız.We have to do something and we need to do it right away.
Onunla ilgili bir şey yapmak zorundayız.We have to do something with it.
Onu yapmak zorundayız.We have to do that.
Yarın bunu tekrar yapmak zorundayız.We have to do this again tomorrow.
Bunu kendi başımıza yapmak zorundayız.We have to do this on our own.
Bunu birlikte yapmak zorundayız.We have to do this together.
İşini yapmak için sana ihtiyacımız var.We need you to do your job.