Yapmak için aptalca bir şeydi.It was a stupid thing to do.
O, yapmak için aptalca bir şeydi.It was a stupid thing to do.
Onu yapmak aptalcaydı.Doing that was stupid.
Onu yapmak ahmaklıktı.Doing that was stupid.
Tom'un işi yapmak için yeterince iyi şekilde Fransızca konuşabilip konuşamadığı şüpheli.It's doubtful whether Tom can speak French well enough to do the job.
Bunu yapmak olacağını düşündüğümden daha kolaydı.Doing that was easier than I thought it would be.
Yapmak için daha acil başka bir şeyin var mı?Do you have something else more pressing to do?
Bunu yapmaktan bıkmış olmalısın.You must be sick of doing this.
Bunu yapmak imkansız.It's impossible to do that.
Onlar bunu yapmak için istekli.They're willing to do it.
Kayak yapmak eğlencelidir.Skiing is fun.
Yeni yağmış kar üzerinde kayak yapmak çok eğlenceli.It's a lot of fun skiing in fresh snow.
Taze karda kayak yapmak çok eğlenceli.Skiing in fresh snow is a lot of fun.
Tom'un yapmak istediğini yapmasına izin vermeliydin.You should've let Tom do what he wanted to do.
Bunu tekrar yapmak ister misin?Do you want to do it again?
Akşam yemeği için ne yapmak istiyorsun?What do you want to do about supper?
Bunu yapmak için birçok yol var.There are many ways to do this.
Çeşitli nedenlerden dolayı onu çabucak yapmak mümkün olmadı.For various reasons, it has not been possible to do that quickly.
Tom figür pateni yapmaktan gerçekten hoşlandığını söylüyor.Tom says he really enjoys figure skating.
Yemek yapmaktan hoşlanırım.I like cooking.
Yemek yapmaktan hoşlanmam.I don't like to cook.
Eski çağlardan beri insanlar şurup yapmak için avokadonun taşını kullanılmışlar.The people from ancient times used the stone of the avocado fruit to make syrup.
Bu gece dans etmek ve parti yapmak istiyorum.I want to dance and party tonight.
Yapmak istemediğim bir şey için beni zorlayamazsın.You can't force something on me that I don't want to do.
Bugün öğle yemeği yapmak zorundayım.I have to make lunch today.
Ev ödevi yapmakla meşgulüm.I'm busy doing homework.
Bunu burada yapmak yasak.It's forbidden to do this here.
Onu yapmak istemiyorsan yapmana gerek yok.If you don't want to do it, you don't need to.
Onu yapmak istemezsen yapmana gerek yok.If you don't want to do it, you don't need to.
Bu tür sıcakta canım hiçbir şey yapmak istemiyor.In this kind of heat, I just don't feel like doing anything.
Bu kadar sıcak olduğunda canım hiçbir şey yapmak istemiyor.When it's this hot, I don't feel like doing anything.
İş yapmak için kimin sırası?Whose turn is it to deal?
Ödeme yapmak için kimin sırası?Whose turn is it to pay?
Bu gece akşam yemeği yapmak için kimin sırası?Whose turn is it to make dinner tonight?
Kahve yapmak için kimin sırası?Whose turn is it to make the coffee?
Onu yapmak için bunun iyi bir fikir olacağını sanmıyorum.I don't think it would be a good idea to do that.
Onu yapmak kötü bir fikir olacaktır.Doing that would be a bad idea.
Bu kadar sıcak olduğunda canım bir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything when it's this hot.
Ben başka bir iş yapmak için başlangıçta işe alındım.I was hired originally to do another job.
O objeler arasında bir seçim yapmak zorundadır.He has to make a choice between the objects.
Bilek güreşi yapmak ister misin?Do you want to arm wrestle?
Bunu yapmak sizin sorumluluğunuzda.Doing that is your responsibility.
İşleri her zaman kendi tarzıyla yapmak isterdi.He always wanted to do things his way.
Ev ödevini yapmak hoşuna gidiyor mu?Do you like to do homework?
İlkbahar bahçede temizlik yapmak için iyi bir zaman.Spring is a good time to clean up in the garden.
Ne yapmak istediğine itirazım yok.I have no objection to what you want to do.
Kim bu pisliği yapmaktan sorumluysa onu temizlemek zorunda kalacak.Whoever is responsible for making this mess will have to clean it up.
Patron işi yapmak için beni seçti.The boss picked me to do the job.
Tom her zaman işleri kendi bildiğine göre yapmak ister.Tom always wants to do things his own way.
Ne yapmak istediğimi Tom bana hiç sormadı.Tom never asked me what I wanted to do.
Tom bunu yapmak için çok mutluydu.Tom was more than happy to do it.
Tom Mary ile birlikte alışveriş yapmaktan nefret ediyor.Tom hates shopping with Mary.
Tom'un bunu yapmak için hiçbir hakkı yoktu.Tom had no right to do that.
Onu pratik yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to practice it.
Yapmak zorunda olduğun tek şey yazmak.All you have to do is write.
Bu çorbayı yapmak çok basit.This soup is very simple to make.
Ben su kayağı yapmak istiyorum.I want to water ski.
Sabahları çok tembelim ve hiçbir şey yapmak istemiyorum.In the mornings I'm very lazy and don't want to do anything.
Onu yapmadım, çünkü yapmak istemedim.I didn't do it because I didn't want to.
Tom öğretmenlik yapmaktan sıkıldı ve yeni bir iş aradı.Tom became bored with teaching and he looked for a new job.