Ben onun yapmak için kolay olacağını düşünmüştüm.I thought it would be easy to do.
Ne yapmak istediğine karar verdiğinde lütfen beni ara.Please call me when you have decided what you would like to do.
Bir şeyi sadece isteksizce yapmak yapabileceğin en kötü şeydir.Doing something only half-heartedly is the worst thing you can do.
Böyle bir şey yapmak için deli olmak lazım.You have to be crazy to do something like that!
Umarım onu yapmak zorunda değilsin.I hope you don't have to do that.
Tom Mary'nin ondan yapmasını istediğini yapmak için oldukça çok fazla sağduyuya sahiptir.Tom has way too much common sense to do what Mary's asking him to do.
Sen ve o işi yapmak zorunda.You and he have to do the job.
Onunla sen işi yapmak zorundasınız.You and he have to do the job.
Tuzlu su ile gargara yapmak öksürüğü durdurmaya yardım eder.Gargling with salt water helps stop coughing.
Resim yapmak için zamanım bile yoktu!I didn't even have time to paint!
Bir dahaki sefere ne yapmak istediğini düşünüyorsun?What are you thinking you'd like to do next time?
Şimdi ne yapmak istiyorsunuz?What would you like to do now?
Bunu yapmak için zamanım olup olmadığını bilmiyorum.I don't know if I have time to do it.
Kahvaltı yapmak için tam yeterli zamanımız var.We just have enough time to eat breakfast.
Ben biraz alışveriş yapmak için süpermarkete gidiyorum.I'm going to the supermarket to do some shopping.
Bunu yapmak istediğinizden emin misiniz?Are you sure you want to do it?
Bunu yapmak istediğine emin misin?Are you sure you want to do this?
Onu yapmak istediğinizden emin misiniz?Are you sure you want to do that?
Kurabiye yapmak zaman alır.Making cookies takes time.
Ben yemek yapmakta başarısız oluyorum.I am failing at cooking.
Bütün işi yalnız yapmak zorunda bırakıldım.I was compelled to do all the work alone.
Bir dönme dolaba binme yapmak için en sevdiğim şey.Riding in a Ferris wheel is my favorite thing to do.
Şaka yapmak kuşkusuz öğrenmek için en iyi yoldur.Joking is undoubtedly the best way to learn.
Egzersiz yapmaktan nefret ediyorum.I hate exercising.
Canım yapmak istemiyor.I do not feel like doing it.
Birkaç telefon konuşması yapmak istedim.I wanted to make some telephone calls.
Çiş yapmak zorundayım.I have to take a leak.
Birkaç telefon görüşmesi yapmak istedim.I wanted to make several phone calls.
Yapmam gerekeni yaptım, eğer bir kez daha yapmak zorunda olsam yine yapardım.I did what I had to do, and if I had to do it again, I would...
Sabahleyin kendimi çok tembel hissediyorum, hiçbir şey yapmak istemiyorum.During the morning I feel very lazy, I don't want to do anything.
Gelecek tatilimiz için ne yapmak istiyorsun?What do you want to do for our next holiday?
Tamamen anlamadığın bir durum hakkında genelleme yapmak tehlikelidir.It is dangerous to generalise about a situation which you do not fully understand.
Canım kutlama yapmak istemiyor.I don't feel like partying.
Şu anda canım bir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything right now.
O, yapmak istemese bile onu yapmak zorundaydı.She had to do it even though she didn't want to.
Ken sonunda yapmak için yola çıktığı şeyi başardı.Ken finally accomplished what he set out to do.
Tarih bize duvarların yıkılabileceğini söylüyor fakat öyle yapmak hiç kolay değil.History reminds us that walls can be torn down, but doing so is never easy.
Onu yapmak için istekli değilim.I'm not willing to do that.
Bunu tertemiz yapmak zorunda kalacaksın.You'll have to clean this up.
Yapmak zorunda olduğun bütün şey zemini süpürmektir.All you have to do is sweep the floor.
Gezi yapmak çok eğlencelidir.Taking trips is a lot of fun.
Bir milyon dolar için benimle seks yapmak ister misin?Would you have sex with me for a million dollars?
Mary sınavda hile yapmak için zaman makinesini kullandı.Mary used her time machine to cheat on the exam.
Hata yapmaktan korkmana gerek yok.You don't need to be afraid of making mistakes.
Annem biraz alışveriş yapmak için mağazaya gitti.My mother went to the department store to do some shopping.
Tom pişman olacağı bir şey yapmak istemedi.Tom didn't want to do something he would regret.
Bunu zamanında yapmak için koştum.I ran in order to make it on time.
Ve şimdi ne yapmak istersin?And now what would you like to do?
Bunu artık yapmak istemiyorum.I don't want to do this anymore.
Ona ne yapmak istiyorsun?What do you want to do to her?
Ben bu ikisinin arasında seçim yapmak zorundayım.I have to choose between these two.
Ben ikisinin arasında seçim yapmak zorundayım.I have to choose between the two.
Ne kadar zor olursa olsun, işi yapmak için kararımı verdim.I made up my mind to do the work no matter how hard it might be.
Bunu yapmaktan vazgeçmeyeceğim!I won't stop doing it!
İkimizden biri onu yapmak zorunda.One of the two of us has to do it.
Bunu bir daha yapmak istemiyorum.I don't want to do it again.
Üç ülke bir ülke yapmak için birleştirildi.The three countries were united to make one country.
Şimdi ne yapmak zorundasınız?What do you have to do now?
Her gün spor yapmak son derece önemlidir.It's extremely important to do sport every day.
Yapmak istemediğim hiçbirşeyi yapmaya beni zorlayamazsın.You can't force me to do anything I don't want to do.