yapmadı ile cümle
yapmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ailesinin ona yapmadığı kalmamıştır.Своей семьи ей создать не удалось.
Film bu başarısına rağmen Fransa'da yine de gişe yapmadı.Возможно, по этой причине фильм не имел успеха в Испании.
William öfkesine hakim olmak için hiçbir şey yapmadı, suçsuz da suçluyla beraber cezalandırıldı.Он не был злым человеком, и осуждал казнь невиновного.
Bir buçuk yıl tiyatro yapmadı.Полтора года не играл на профессиональном уровне.
Röportaj için ön hazırlık yapmadan hiçbir hazırlığımı yapmadan röportaj yapmadım.Однако утром я почувствовал, что не готов к выступлению.
Aybaba, o sezon görev yapmadı.Ману в этом сезоне не являлся игроком стартового состава.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Естественно, напрямую он об этом не говорил.
Neden bunu yapmadık?لماذا نسيناه؟...
"Seks işçiliği yapmadım".لن أخدم مُحتلي".
Bunu bilinçli bir şekilde yapıp yapmadıkları bilinmiyor fakat oldukça sembolik olduğu bir gerçek.أراهن أنك لا تعلم (يشبه موضوع غريب لكنه حقيقي، لكنه إصدار موسمي).
Mimar karakteri için herhangi bir araştırma yapmadım.لا أريد أن يحضر جنازتي أي مطران..
Bu dönemde birçok meslektaşının aksine şarkıcılık yapmadı.ولم يماثله أحد في هذا العدد الهائل من الأغاني.
Dua etmedi, beyanda bulunmadı ya da Müslümanlar tarafından provokatif olarak görülecek bir şey yapmadı.فلم يسألوهم عن شيء يتَّصل بالعقيدة ولم يعدلوا عما ثبت عن النبي .
Daha önce hiçbir filmde yapmadığım birçok şey var burada.لم يكن قد تم استخدامه في الأفلام من قبل. ...
Yemin ederim, ben bir şey yapmadım.أقسم أنني لم أفعل أي شيء.
Ben onu, onun için yapmadım.لم أفعل ذلك الشيء من أجله.
Ben onu, onun için yapmadım.لم أفعل ذلك الشيء من أجلها.
Animasyon, inanılmaz hayalperest ve detaylı; hikâyeler, önceden yapmadıklarımızı yapıyor.A animação é incrivelmente detalhada e imaginativa e as histórias fazem coisas que não fizemos antes.
Çiçek muhtemelen daha gençti çünkü on sekiz yıl doğum yapmadı.É possível que ela fosse ainda mais jovem, pois não conseguiu ter filhos pelos próximos dezoito anos.
Karl Wiedergott, küçük rollerde yer aldı fakat tekrarlanan hiçbir karaktere dublaj yapmadı.Karl Wiedergott também dublou os personagens menores, mas não fez a voz de quaisquer personagens recorrentes.
Bir erkekle asla bir şey yapmadım.Nunca enforquei um homem.
Ama o bunu yapmadı."Mas ele não fez isto".
On yıldır McDonald's dan alışveriş yapmadım.Ela trabalhou em uma lanchonete da McDonald's por três anos.
Arafat Barak'ın önerisini reddetti ve hemen bir karşı öneri yapmadı.Numa manobra amplamente criticada, Arafat rejeitou a oferta de Barak, e não fez qualquer contra-oferta.
Nefes çalışması veya meditasyon veya kutsal metinlerin tetkiki gibi herhangi bir çalışma yapmadım.Eu não seguia qualquer curso particular de respiração, ou meditação, ou estudo das escrituras.
Maxwell, vakum ortamı için özel bir düzeltme yapmadı ve bu ortama bir madde ortamı gibi yaklaştı.Maxwell não fez nenhum tratamento especial para o vácuo, tratando-o como um meio material.
"Seks işçiliği yapmadım".Eu não estou atrás de um emprego".
ABD hükümet yetkilileri onunla ilgili hiçbir açıklama yapmadılar.O governo dos Estados Unidos nunca apresentou publicamente tais provas.
Bunu doğrudan doğruya yapmadı.Ele não pediu a mim diretamente.
Barrett, 1968'de yayınlanan A Saucerful of Secrets albümünden sonra grup için beste yapmadı.Barrett não contribuiu com material para a banda depois que A Saucerful of Secrets foi lançado em 1968.
Aybaba, o sezon görev yapmadı.Ele não completou a temporada.
Arada kalan yıllarda hiç ev işi yapmadı.Desde então, nunca atuou em outros times.
Daha önce hiçbir filmde yapmadığım birçok şey var burada."Vou fazer coisas que nunca tive oportunidade de fazer em espectáculos.
Diş hekimliği eğitimi aldı fakat mesleğini yapmadı.Farmacêutica por formação, não exerceu a profissão.
Tüm suçlamaları reddederek savunma yapmadı.Ele negou todas as alegações.
Onu benim için yapıp yapmadığını bilmiyorum.Eu não sei se ele teria feito isso por mim.
Tüm yapılması gerekenleri hala yapmadı.Ainda não se fez tudo o que é preciso fazer.
Bir buçuk yıl tiyatro yapmadı.Anderhalf jaar was hij niet meer in het theater te zien.
Daha önce bir kayıt yapmadı.Hij heeft nooit opnames gemaakt.
Başlangıçta anlaşma büyük siyasi yelpazeyi değiştirmek için pek bir şey yapmadı.Aanvankelijk kon de partij niet veel aan het gemilitariseerde regeringsbeleid veranderen.
ABD hükümet yetkilileri onunla ilgili hiçbir açıklama yapmadılar.De Amerikaanse regering gaf geen commentaar op deze verklaring.
Bir erkekle asla bir şey yapmadım.Ik ben nooit eerder versmolten met een mens.
(Bir şey yapmadım.)(Dat wordt niets.)"
Diğer taraftan Anadolu orduları askerlerine bir yıl ödeme yapmadı.Ik ben niet de persoon om een jaar lang naar een marathon toe te werken.
Bu kazadan sonra artık oyunculuk da yapmadı.Sindsdien is hij niet meer gestopt met acteren.
Çiçek muhtemelen daha gençti çünkü on sekiz yıl doğum yapmadı.Het huwelijk bleef kinderloos, waarschijnlijk vanwege het leeftijdsverschil van zestien jaar.
O sahnede iyi bir performans verdi ama o ilk on yapmak için yapmadı.Bij deze club haalde hij het tweede elftal, maar het lukte hem niet om door te breken in het eerste elftal.
Polis müdahale etmek için hiçbir şey yapmadı.De politie doet er niets aan.
Fakat doktorluk mesleğini hiç yapmadı.Hij behaalde echter nooit de graad van doctor.
Bir süre bana bakmaktan başka bir şey yapmadı.Enige tijd lang keek ze mij alleen maar aan.
Ben açım çünkü kahvaltı yapmadım.Ik heb honger omdat ik geen ontbijt heb gehad.
Onu henüz yapmadım.Dat heb ik nog niet gedaan.
Kız arkadaşının orgazm takliti yapmadığından nasıl emin olabilirsin?Hoe kan je er zeker van zijn dat je vriendin geen orgasme veinst?
Ben henüz kahvaltı yapmadım.Ik heb nog niet ontbeten.
Tatilde hiçbir şey yapmadım.Ik heb in de vakantie niets gedaan.
Hiçbir şey yapmadım.Ik deed niets.
Ben onu yapmadım.Dat heb ik niet gedaan.
Onunla seks yapmadım.Ik heb geen seks met hem gehad.
Bana kızmış, oysa ben ona bir şey yapmadım.Hij is kwaad op mij, terwijl ik hem toch niets aangedaan heb.
Ben ona bir şey yapmadığım halde, bana kızgın.Hij is kwaad op mij, terwijl ik hem toch niets aangedaan heb.