yapmadı ile cümle
yapmadı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Öyle bile olsa, gidip bunu yapmadın mı?But even so, you go ahead and make this?
Bunu kötü bir niyetle yapmadım.There was no malice involved.
[ÇN: Sal yukarıda nötrino yerine nötron diyerek hata yaptığını sanıyor ancak yapmadı.]Did I say that neutrons are being released?
İnsanların neden işyerinde karalama yapmadıklarına şaşmamalı.No wonder people are averse to doodling at work.
Fakat biz bunu yapmadık.But that's not what we did.
Büyük veri çağında, dünyayı daha önce hiç yapmadığımız yollarla ölçebiliriz.In the age of big data, we can measure the world in ways we never could before.
Çünkü RABbin yolunda yürüdüm, Tanrımdan uzaklaşarak kötülük yapmadım.For I have kept the ways of Yahweh, and have not wickedly departed from my God.
Amatsya RABbin gözünde doğru olanı yaptıysa da bütün yüreğiyle yapmadı.He did that which was right in the eyes of Yahweh, but not with a perfect heart.
Başka hiçbir ulus için yapmadı bunu, Onlar O'nun ilkelerini bilmezler. RAB'be övgüler sunun!He has not done this for just any nation. They don't know his ordinances. Praise Yah!
İçinde oturmak için evler yapmadık, bağlar, tarlalar, ekinler edinmedik.nor to build houses for us to dwell in; neither have we vineyard, nor field, nor seed:
İmansızlıkları yüzünden İsa orada pek fazla mucize yapmadı.He didn't do many mighty works there because of their unbelief.
Onlarla bizim aramızda hiçbir ayrım yapmadı, iman etmeleri üzerine yüreklerini arındırdı.He made no distinction between us and them, cleansing their hearts by faith.
Biz seni onların üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!We have not appointed you their guardian, nor are you their pleader.
Bunları, ben kendiliğimden yapmadım.So, I did not do that of my own accord.
Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık (ondan önce kimseye bu adı vermedik.)"To none have We attributed the name before."
(Beni) anneme iyilik eder (kıldı), beni baş kaldıran bir zorba yapmadı.And be dutiful to my mother. He has not made me haughty or rebellious.
Biz onları yemek yemeyen ceset(ler) yapmadık. (Onlar), ölümsüz de değillerdi.We did not make their bodies immune to hunger, nor were they immortal.
Gizli konuşmanızdan önce sadaka vermenizden korktunuz mu? Çünkü yapmadınız.Are you afraid of giving alms before confering?
Arz'ı toplanma yeri yapmadık mı?;Have We not made the earth a repository
Yapmadık mı biz, Arzı bir beşik,Did We not make the earth a spreading,
Hayır, insan, O'nun kendisine emrettiğini yapmadı.But no. He has not fulfilled what was enjoined on him.
Bunları ben, kendi işim (özel görüşüm) olarak yapmadım.So, I did not do that of my own accord.
Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.We have not appointed you their guardian, nor are you their pleader.
Ben bunları kendiliğimden yapmadım.So, I did not do that of my own accord.
Onların her vadide şaşkın şaşkın dolaştıklarını ve yapmadıklarını yaptık dediklerini görmez misin?Have you not seen that they wander distract in every valley,
Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?Have We not made the earth a repository
İnsanoğlu, ne yaptığını ve ne yapmadığını görür.Each soul will know what it had sent ahead and what it had left behind.
Bunları kendiliğimden yapmadım.So, I did not do that of my own accord.
Ve hiç şüphe yok ki onlar, yapmadıkları şeyleri söylerler.And they say what they do not do,
Onlar zulmü bize yapmadılar, onlar kendi benliklerine zulmetmekteydiler.No harm was done to Us, they only harmed themselves.
Biz hiçbir haksızlık yapmadık. Aksi halde mutlaka zalimlerden olurduk."We have stated no more (than the truth), or else we shall be unjust"
Biz seni onlar üzerine bekçi yapmadık. Sen onlara vekil de değilsin.We have not appointed you their guardian, nor are you their pleader.
Ben bunları kendi buyruğumun sonucu olarak yapmadım.So, I did not do that of my own accord.
Beni zorba bir eşkıya yapmadı."He has not made me haughty or rebellious.
Bunların hepsi, resulleri yalanlamaktan başka bir şey yapmadılar.Of all these there was not one who did not deny the messengers.
Gizli konuşmanızdan önce, sadakalar vermekten ürperdiniz mi? Çünkü yapmadınız.Are you afraid of giving alms before confering?
Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?Have We not made the earth a repository
Biz bu yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?Did We not make the earth a spreading,
Dağları birer kazık yapmadık mı?The mountains tent-pins?
Ben bunu da kendiliğimden yapmadım.So, I did not do that of my own accord.
Daha önce ona kimseyi adaş yapmadık.To none have We attributed the name before."
"Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı."And be dutiful to my mother. He has not made me haughty or rebellious.
Biz, yeryüzünü toplanma yeri yapmadık mı?Have We not made the earth a repository
Biz yeryüzünü bir döşek, yapmadık mı?Did We not make the earth a spreading,
(İnsan) Allah'ın emrettiğini yapmadı.He has not fulfilled what was enjoined on him.
Biz, seni onlar üzerine bekçi yapmadık, sen onlara vekil de değilsin!We have not appointed you their guardian, nor are you their pleader.
Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadık).Unless your Lord have mercy.
Ve ben bunların hiçbirini kendiliğimden yapmadım.So, I did not do that of my own accord.
Bundan önce ona hiçbir adaş yapmadık."To none have We attributed the name before."
Beni zorba ve isyankar yapmadı."He has not made me haughty or rebellious.
Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?Have We not made the earth a repository
Biz yeryüzünü bir beşik yapmadık mı?Did We not make the earth a spreading,
Daha önce, kimseyi ona adaş yapmadık (Bu adı alan olmadı).”To none have We attributed the name before."
“Anneme saygılı, hayırlı evlat kılıp, asla zorba, bedbaht ve hayırsız biri yapmadı” [17,23; 31,14]And be dutiful to my mother. He has not made me haughty or rebellious.
Biz yeri bir döşek yapmadık mı?Did We not make the earth a spreading,
Dağları da arzı tutan birer destek yapmadık mı?The mountains tent-pins?
İşte o zaman!.. Her kişi ne yapıp ne yapmadığını iyice anlayacaktır.Each soul will know what it had sent ahead and what it had left behind.
Seni onların üzerine bekçi yapmadık. Onların avukatı da değilsin.We have not appointed you their guardian, nor are you their pleader.
Onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına tanık yapmadım.I did not call them to witness the creation of the heavens and the earth, nor their own creation.
Bunları kendi irademle yapmadım.So, I did not do that of my own accord.