Ken kamp yapmayı sever.Ken likes camping.
Kek yapmakta başarısız oldum.I failed to make a cake.
Kek yapmak için biraz şekere ihtiyacım var.I need some sugar to make a cake.
Noel çok yaklaştığı için biraz alışveriş yapmalıyım.With Christmas just around the corner, I should do some shopping.
Kumi bir kutu yapmadı.Kumi did not make a box.
Carol üç yıldır İspanyolca eğitimi yapmaktadır.Carol has been studying Spanish for three years.
Yaygara yapmayı bırak.Stop making a fuss.
Öyle yapmana gerek yok.You need not do so.
Yapman gereken tek şey bu kitabı ona uzatmak.All you have to do is to hand this book to him.
Onu yapmayacağına bahse girerim.I bet he doesn't make it.
Zavallı küçük kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The poor little girl did nothing but weep.
Şimdi banyo yapma zamanı.It's time to take a bath.
Su, çay yapmak için yeterince sıcak mı?Is the water hot enough to make the tea?
Devam etmelisin ve onu yapmalısın, tam yapacağını söylediğin gibi.You should go ahead and do it, just like you said you would.
Yeni yıl tatilinde ne yapmayı planlıyorsun?What are you planning to do for the New Year vacation?
Duygularını mı incittim? Bunu yapmak istemedim.Did I hurt your feelings? I meant no harm.
Geyik yapmayı kesin, işinize dönün.Cut the chit-chat and get to work.
Sıra dışı bir şey yapmadım.I did nothing out of the ordinary.
İyi reçel yapma sırrını anlatır mısın bana lütfen.Please tell me the secret to making good jam.
Ailem her kış kayak yapmaya gider.My family goes skiing every winter.
Hoşuna gitmesede, işi yapmalısın.You must do the work even if you don't like it.
Eğer o tamamen yapmaya değerse, o iyi yapmaya değer.If it is worth doing at all, it is worth doing well.
Bugün bir çocuk onu yapmazdı.A child today would not do that.
Allah aşkına ne yapmak istiyorsun?What in the world do you want to do?
Hayır, o yapmadı.No, he didn't.
Ann resmi yapmayı bitirdi.Ann finished painting the picture.
Böyle insanlarla işbirliği yapma.Don't associate with such people.
Böyle bir hata yapmak benim aptallığımdı.It was stupid of me to make such a mistake.
Öyle bir şey yapmak için çılgın olmalısın.You've got to be crazy to do something like that.
Bir gün Mike ve Jane biraz alışveriş yapmak için şehir merkezine gittiler.One day Mike and Jane went downtown to do some shopping.
Hata yapmayan bir insandır.He's a man who doesn't make mistakes.
Filmi izlemek Hindistan'a bir yolculuk yapmak gibi bir şeydir.Seeing that movie is something like taking a trip to India.
Böyle bir hata yapman aptalcaydı.It was silly of you to make such a mistake.
O, o zaman o uçuşu yapmamış olsaydı, şimdi hayatta olurdu.If he hadn't taken that flight then, he would be alive now.
O güzel kuş her gün ötmekten başka bir şey yapmadı.That pretty bird did nothing but sing day after day.
Kitaplardan dikkatli bir seçim yapmak zorundasın.You have to make a careful choice of books.
Yapmak zorunda olduğun bütün şey ona doğruyu söylemekti.All you had to do was to tell him the truth.
Tek yapman gereken şey çok çalışmak.You only have to work hard.
Öğle yemeğin için ödeme yapmana gerek yok.You need not pay for your lunch.
Büyük bir hata yapmaktan kaçınmak için daha dikkatli olmalısın.You must be more careful to avoid making a gross mistake.
Önceden rezervasyon yapmak zorundasın.You have to make reservations in advance.
Doğru şeyi yapmak için yeteneğine güveniyorum.I have faith in your ability to do the right thing.
Yapmanız gereken bütün şey beklemek ve görmektir.All you have to do is wait and see.
Hayatında yeni bir başlangıç yapmalısın.You should make a fresh start in life.
Sanırım onu kendin yapmalısın.I think you should do it yourself.
İş payınızı yapmadığınız için her zaman mazeretler yaparsınız.You always make excuses for not doing your share of the work.
Üzerine düşeni yapmadığın için her zaman bahaneler üretiyorsun.You are always making excuses for not doing your share of the work.
Yapmanız gereken bütün şey odanızı temizlemektir.All you have to do is to clean your room.
Sen sadece sahip olduklarında yapmak zorunda olacaksın.You will just have to do with what you've got.
Yapmanız gereken bütün şey beni izlemektir.All you have to do is follow me.
Şimdi ne yapmalısın?What must you do now?
İleride pişmanlık duymak istemiyorsan elinden geleni yapmalısın.You must do all you can lest you should regret later.
Öğleden sonra ne yapmak istiyorsun?What do you want to do in the afternoon?
Ne yapmaya çalışıyorsun?What are you trying to do?
Ne yapmaya çalışıyorsunuz?What are you trying to do?
Ne yapmak istersin?What would you like to do?
Ne yapmak istersiniz?What would you like to do?
Sadece bir şey yapmadan orada durmak zorundasın.You have only to stand there doing nothing.
Tek yapmanız gereken bir yorum yapmaktır.All you have to do is to make a comment.
Onu çok daha dikkatli yapmalısın.You must do it much more carefully.