Bunu kendiniz yapmak zorundasınız.You have to do it by yourself.
O, o görevi tekrar yapmak zorunda kalacak.He will have to do that task again.
Sen görevini yapmalısın.You shall do your duty.
Öğretmen alıştırmaları neden yapmadığımızı öğrenmek istedi.The teacher wanted to know why we hadn't done the exercises.
Onun işini yapmamalısın.You shouldn't do his work.
Eğer insanlar yarım yüzyıl önce aya indiyse neden bunu tekrar yapmadılar?If people really landed on the moon half a century ago, why haven't they done it again?
Güzel bir yürüyüş yapmaktan daha iyi bir şey yoktur.There's nothing better than taking a nice walk.
Benim favori grubumla görüşme yapmaya hazırlanıyorum.I'm preparing to interview my favorite group.
Ona bunu yapmamasını tavsiye etti.She advised him against doing it.
O, ona onu yapmamasını tavsiye etti.She advised him not to do that.
O ona daha fazla egzersiz yapmasını tavsiye etti.She advised him to do more exercise.
O ona egzersiz yapmasını tavsiye etti.She advised him to exercise.
O ona her gün egzersiz yapmasını tavsiye etti.She advised him to get exercise every day.
O ona sıkı bir diyet yapmasını tavsiye etti.She advised him to go on a strict diet.
O, ona uzun bir tatil yapmasını tavsiye etti.She advised him to take a long holiday.
O, onu bir konuşma yapması için ikna edemedi.She couldn't convince him to give a speech.
Ebeveynleri onun yapmasını istemese bile o, onunla evlenmeye karar verdi.She decided to marry him even though her parents didn't want her to.
O, doğru şeyi yapmayı bile denemedi.She didn't even try to do the right thing.
O, ona bir açıklama için baskı yapmadı.She didn't press him for an explanation.
O, onu yapması için onu zorladı.She forced him to do it.
O, onun yapmasını istediği her şeyi ona yaptırdı.She got him to do anything she wanted him to do.
O, ona ne yapmasını söylerse söylesin o ona itaat eder.She obeys him no matter what he tells her to do.
O ona onu yapmasını emretti.She ordered him to do it.
Onu onu yapması için ikna etti.She persuaded him to do it.
Ev ödevini yapmadığı için onu azarladı.She scolded him for not doing his homework.
Ona, onun tarafından daha çok egzersiz yapması tavsiye edildi.She was advised by him to get more exercise.
Televizyon izlerken ödevini yapmak, bu açıkçası yanlış.Doing your homework while watching TV, that's obviously wrong.
Temiz, yenilenebilir enerjiye yatırım yapmalıyız.We need to invest in clean, renewable energy.
Veterineri ona yapmamasını söylese bile, o köpeğini çiğ sebzelerle beslemeye devam etti.Even though her vet told her not to, she continued to feed her dog raw vegetables.
Bugün yapmam gereken çok şeyim var.I have lots of things I need to do today.
Sanırım bir diyet yapmayı düşünmemin zamanıdır.I think it's time for me to consider going on a diet.
Sanırım ev ödevimi yapma zamanıdır.I think it's time for me to do my homework.
Sanırım biraz egzersiz yapmamın zamanıdır.I think it's time for me to get a bit of exercise.
Sanırım onun her zaman istediğini yapmasına izin vermeyi durdurmamın zamanıdır.I think it's time for me to stop allowing her to always have her own way.
Sanırım küçük bir parti yapmamın zamanıdır.I think it's time for me to throw a little party.
Antrenman yapmak için favori şarkın nedir?What's your favorite song to workout to?
ilk buluşmada yapmak için en sevdiğiniz şey nedir?What's your favorite thing to do on a first date?
Hafta sonlarında yapmak için en sevdiğin şey nedir?What's your favorite thing to do on weekends?
Egzersiz yapmak için günün en sevdiğin vakti nedir?What's your favorite time of day to exercise?
Favori egzersiz yapma tarzın nedir?What's your favorite way to get exercise?
Profesyonel bir banjo oyuncusu olmak için pratik yapmaya binlerce saat harcamalısın.To become a professional banjo player, you need to spend thousands of hours practicing.
O, işi yapmaktan daha çok işi düşünerek zaman harcar.She spends more time thinking about work than doing it.
Sen ona özür dilemelisin ve bunu hemen yapman gerekiyor.You need to apologize to her and need to do it right away.
Ondan özür dilemelisin, ve bunu derhal yapmalısın.You must apologize to her, and do it at once.
Yapman gereken tek şey onun borcu ödemesini istemektir.All you need to do is ask him to pay the loan.
Yapmanız gereken tek şey onun borcu ödemesini istemektir.All you have to do is ask him to pay the debt.
O, makyaj yapmadığı zaman bile, o çok güzeldir.Even when she's not wearing makeup, she's very beautiful.
Onu yapmaktan başka seçeneğim yoktu.I had no other choice but to do it.
Partiden sonra takılır mısın ve temizlik yapmama yardım eder misin?Could you stick around after the party and help me clean up?
O filmi yapmak birkaç ay sürdü.It took several months to make that movie.
Ben de mangal yapmak istiyorum.I also want to have a barbecue.
Kısa sürede konuşma yapmak zorunda kaldım.I had to make a speech on short notice.
Acilen bir konuşma yapmamı rica ettiler.They asked me to make a speech on short notice.
Çocuğunuzun doğumundan sonra işinizi yarım gün yapmalısınız.After the birth of your child, you should make your work part-time.
Bir sürü insan onu yapmamış olman gerektiğini sana söyleyecektir.A lot of people are going to tell you that you shouldn't have done that.
Arabamı ödünç almak istediğin zaman yapman gereken tek şey istemektir.Any time you want to borrow my car, all you have to do is ask.
Bunu yapmak istediğinden emin misin?Are you sure that you want to do this?
Ne yapmayı bitirdiğimizi merak ediyor musun?Are you wondering what we ended up doing?
Gücüm yeter yetmez dünya seyahati yapmayı planlıyorum.As soon as I can afford it, I plan to travel around the world.
İyi bir video kamera alır almaz, online koymak için videolar yapmaya başlayacağım.As soon as I can get a decent video camera, I'll start making videos to put online.