Yapmak istemediğim hiçbir şeyi bana yaptıramazsın.You can't make me do anything I don't want to do.
Kız arkadaşının orgazm takliti yapmadığından nasıl emin olabilirsin?How can you be sure your girlfriend isn't faking her orgasms?
Bunu bir daha asla yapmayacağız.We will never do it again.
Tatoeba'ya yeni bir dil eklemek istiyorum, ne yapmak zorundayım?I'd like to add a new language in Tatoeba, what do I have to do?
Bunu yapmalısın.You must do it.
Annesi onu yapmak istemedi.His mother didn't want to do it.
Bir teklif yapmak istiyorum.I would like to make an offering.
O söylediği için onu yapmayacak mısın?Would you not do it, because he says?
Sana söylediğim halde yapmadın bunu.Although I tell you to, you don't do it.
Lütfen böyle yüksek bir gürültü yapma.Please don't make such a loud noise.
Öğrencilerin kahvaltı yapmadan okula gitmeleri yaygındır.It is common for students to go to school without eating breakfast.
Bu gece benimle seks yapmak ister misin?Do you want to have sex with me tonight?
Onlar artık bir protesto yapma ihtiyacı duymadı.They no longer felt a need to protest.
Onlar altın ve gümüş ticareti yapmak istiyordu.They wanted to deal in gold and silver.
Onlar Lincoln'un bir zafer konuşması yapmasını istedi.They asked Lincoln to make a victory speech.
Onlar tekne yapmak için birçok ağacı kestiler.They cut down many trees to build the boats.
Onlar her zaman Hamilton'un onlara yapmasını söylediklerini yaptı.They always did what Hamilton told them to do.
O, onu yapmadığını söyledi.He said he did not do it.
Çok kampanya yapmayı reddetti.He refused to do much campaigning.
Başkandan bir şey yapmasını rica etti.He asked the president to do something.
Başkan olarak elinden geleni yapmaya söz verdi.He promised to do his best as president.
Raporlarını bilimsel yapmaya çalıştı.He tried to make his reports scientific.
Yol boyunca, konuşmalar yapmak için durdu.Along the way, he stopped to make speeches.
Casusluk yapmakla ilgili resmen suçlanmadı.He was never officially charged with spying.
Ne yapmayı planlıyorsunuz?What are you planning to do?
Yeniden yapmak için hiç para yoktu.There was no money for rebuilding.
Hiç kimse dans etmekten başka bir şey yapmadı.No one did anything but dance.
Çocuğun planı, tıp öğrenimi yapmak ve bir doktor olarak Saint Croix'a dönmekti.The boy's plan was to study medicine and return to Saint Croix as a doctor.
Lincoln öyle yapmak için anlaştı.Lincoln agreed to do so.
Onun için ödeme yapmak zordu.Paying for it was difficult.
Endişelenme seni daha iyi yapmaz.Worrying never does you any good.
Öyle yapmak için yasal hakkım olmadığına inanıyorum.I believe I have no legal right to do so.
Başkan Grant yasa dışı bir şey yapmamıştı.President Grant had done nothing illegal.
Brigham, Young Mormon kilisesine önderlik yapmaya devam etti.Brigham Young continued to lead the Mormon church.
Panik yapmayın!Don't panic!
Çişimi yapmam lazım, ama arkadaşların tamamen koridora üşüşüyorlar.I have to pee, but your friends are completely crowding the hallway.
Sadece üç saat uyuduysan, kesinlikle sınavda iyi yapmayacaksın.If you’ve only slept for three hours, you certainly won’t do well in the exam.
Tatillerde, ben günleri hiçbir şey yapmadan geçirdim.In the holidays, I spent days doing nothing.
Gölde kesinlikle yüzebilirsin fakat öyle yapmanın anlamı yok.You can certainly swim in the lake, but there is no sense in doing so.
Giriş sınavını geçmek için tüm yapmanız gereken bu kitabı okumaktır.All you have to do to pass the entrance examination is to read this book.
Çeviri yapmama yardımcı olur musun?Will you help me translate?
Turnalar yuvalarını kilisenin çan kulelerine yapmaya eğilimliler.The cranes tend to make their nests in the bell towers of churches.
Kaka yapmalıyım.I need to shit.
Lütfen onu nasıl yapmam gerektiğini bana göster.Please show me how I have to do it.
Dahası, Çin halkı şekerleme yapmayı sever.What's more, Chinese people like taking naps.
Sen hiç hayatta ne yapmak istediğini düşündün mü?Have you ever thought about what you want to do with your life?
Ve şimdi ne yapmam gerekiyor?And what do I have to do now?
Manga okumaktan başka bir şey yapmaz.He does nothing but read manga.
Onu niye yapmadığını anlamaya çalışıyorum.I'm trying to understand why you didn't do it.
Şunu yapma.Do not do that.
Onu yapma.Do not do that.
Bana bunun üzerinde alıntı yapma.Don't quote me on this.
Biz bu konuda bir şey yapmak zorundayız.We have to do something about this.
Eski günlerde, kışın buz pateni yapmaya giderdik ama şimdi çok yaşlıyız.In the old days we would go ice skating in the winter, but now we are too old.
Gözlerime bak ve bana onu yapmadığını söyle.Look me in the eyes and tell me you didn't do it.
Birçok durumda, onu yapmak imkansız.In many cases, doing that is impossible.
Yapmak zorunda olduğun ilk şey banyo yapmaktır.The first thing you have to do is take a bath.
Biraz fiziksel egzersiz yapmak istiyorum.I want to do a little physical exercise.
Bu yüzden masturbasyon yapmak zorunda kalıyorum.That is why I'm compelled to wank.
Onlar barış yapmak için geldi.They came to make peace.