Bunu hemen yapman gerekmez.You need not do it at once.
Ödevimi yapmak için bir haftam var.I have a week to do my homework.
O, dedikodu yapmayı sever.He loves to gossip.
1980 yılında bu arabayı yapmaya başladılar.They started making this car in 1980.
Onun yurtdışında eğitim yapmaya gitmemesinin nedeni budur.This is why he didn't go to study abroad.
Bu gece ne yapmayı planlıyorsun?What do you plan on doing tonight?
Shishir çeviri yapmak için dışarı çıktığı zaman, en iyisi evde kalmaktır.When Shishir comes out to translate, it's best to remain indoors.
Özür dilerim. Ödevimi yapmayı unuttum.I'm sorry, I forgot to do my homework.
Esperanto, Ido, Interlingua, Klingon, Lojban, Na'vi ve Volapük yapma dillerdir.Esperanto, Ido, Interlingua, Klingon, Lojban, Na'vi and Volapük are constructed languages.
Esperanto yapma dilinin yaratıcısı Zamenhof, bir göz doktoruydu.Zamenhof, creator of the constructed language Esperanto, was an ophthalmologist.
Dünden daha fazlasını yapmak zorundayız.We must do more than yesterday.
Burada, herkes kayak yapmaya gider.Around here, everyone skis.
Çöpü dökmesini ona üç defa rica ettim ama o hala bunu yapmadı!I've asked him three times to take out the trash and he still hasn't done it!
Bugün 1 Nisan! Haydi şaka yapmaya!Today is April 1! Let's play some pranks!
Çılgınca gelebilir ama sanırım geri dönüp tekrar yapmak istiyorum.This may sound crazy, but I think I want to go back and do it again.
Ben İngilizceden Japoncaya kelimesi kelimesine tercüme yapmadım.I didn't literally translate from English into Japanese.
Çocuklar uyuyorlar. Lütfen çok gürültü yapmayın.The children are sleeping. Please don't be so noisy.
O, zihinsel aritmetik yapmak için yeterince zeki değil.He isn't smart enough to do mental arithmetic.
Mutlaka Ferrara ve Ravenna'ya bir gezi yapmanı öneririm.I suggest you to go absolutely on a trip to Ferrara and Ravenna.
Ne yapmak zorundayım?What do I have to do?
Yatakta yemekten vazgeç, senden sonra temizlik yapmaktan bıktım.Stop eating in bed, I'm sick of cleaning up after you.
Onlar onun ağabeyinin ev ödevlerini yapmalarına yardım etmesini istediler.They asked his older brother to help them do their homework.
Ne? Ödevini bir futbol maçı yüzünden yapmadın mı? Bu bir mazeret değil!What?! You didn't do your homework because of a soccer match? That's no excuse!
Ne? Ödevinizi bir futbol maçı yüzünden yapmadınız mı? Bu bir mazeret değil!What?! You didn't do your homework because of a soccer match? That's no excuse!
Şimdi o konuda bir şey yapmak için çok geç.It's too late to do anything about that now.
Aynı hatayı tekrar yapma.Don't make the same mistake again.
Bir telefon görüşmesi yapmak için elimi cebime koydum ve bozuk para aradım.In order to make a phone call, I put my hand in my pocket and searched for a coin.
Yürüyüş yapmayı severim.I like taking walks.
Ev ödevini yapması için sık sık kız kardeşime yardım ederim.I often help my sister do her homework.
Gelecek hafta bir tatil yapmamın bir sakıncası var mı?Would it be OK if I took a vacation next week?
O aşk şiirleriyle ona kur yapmaya çalıştı.He tried wooing her with love poems.
Bunu yapmak için iki kase una ihtiyacın var.You need two bowls of flour to make this.
Kesinlikle onu tekrar yapmayacağım.I definitely won't do that again.
Daha çok egzersiz yapmalısın.You need to exercise more.
Evde bir koyun bakamayız. Bununla ne yapmalıyız?We can't keep a sheep at home. What should we do with it?
Fotoğraf çekmek için tek yapman gereken bu düğmeye basmaktır.To take a photo, all you need to do is to press this button.
Günlük olarak egzersiz yapmak son derece önemlidir.It is extremely important to exercise daily.
Ben hata yapmayı sevmiyorum.I don't like to make a mistake.
Asla yatağımı yapmam.I never make my bed.
Gerçek erkekler aerobik yapmak için değil, ağırlık çalışmak için spor salonuna giderler.Real men go to the gym to pump iron, not to do aerobics.
Eğer bunu sen yapmadıysan başka biri yapmıştır.If you hadn't done it, someone else would have.
Bir daha yapmayacağım.I won't do it again.
Hala onu yapmadım.I still haven't done it.
Haftalık alışverişini rahat yapman için, arabaya ihtiyacın var.For comfortable weekly shopping you have to have a car.
Öğrenim yapmak gerçekten kolay bir şey değildir.Studying really isn't something easy.
Ödev yapmak oldukça sıkıcı.Doing homework is extremely boring.
Ev ödevimi yapmadım.I didn't do my homework.
O hiç çalışma yapmadı.He didn't do any work.
Tatoeba'da cümleleri çevirmek ev ödevi yapmaktan daha eğlenceli.Translating sentences on Tatoeba is more fun than doing homework.
Onun böyle bir şey yapması inanılmaz.It is unbelievable that he did something like that.
O işi almak her şeyi yapmaya istekli olurdum.I'd be willing to do anything to get that job.
İnsanların pireyi deve yapması gerektiğini düşünmüyorum.I don't think people should make a mountain of a mole hill.
O daha önce hiç yapılmamış bir şeyi yapmak için yola çıktı.He set out to do something that had never been done before.
Hava soğuk olduğunda genç insanlar içmekten başka bir şey yapmazlar.When it's cold, young people do nothing but drink.
O yapmayı bile hiç düşünmediğim şeyleri yapabileceğime inanıyor.He believes that I can do things that I've never even thought of doing.
Sorun o çocuğun yapması söylenilen şeyi asla yapmamasıdır.The problem is that that boy never does what he is told to do.
Geçen kış kayak yapmak için Kanada'ya gittim.Last winter, I went to Canada to ski.
Kaynaklarınız sınırlı olduğunda öncelik sıralaması yapmanız gerekir.When your resources are limited, you have to prioritize.
O yapmaya söz verdiği şeyi yaptı.He did what he promised to do.
Benim biraz daha pratik yapmam gerekir.I need to practice a little more.