Ana içeriğe geç
Sözlük

yapma ile cümle

yapma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Zaten böyle bir şey asla yapmadım.I never did like it anyway.
O bütün olarak, kötü yapmadı.He hasn't done badly, all in all.
Önemli olan elinden geleni yapıp yapmadığındır.What matters is whether you do your best or not.
Sabah erken yürüyüş yapmak güzel oluyor.It is nice to take a walk early in the morning.
Gürültü yapmamalısın.You must not be noisy.
Öğretmen çocuğa gürültü yapmamasını söyledi.The teacher told the boy not to make noise.
Çok çabuk bir şekilde ilave yapmamız mümkündür.It is possible for us to do addition very quickly.
Hız yapma kazalara neden olur.Speeding causes accidents.
Başka bir işlem yapmak ister misiniz?Do you wish to make any other transaction?
Kaybı telafi etmek için her şeyi yapmaya hazırım.I am ready to do anything to make up for the loss.
Yapmam gereken bir şey var mı?Is there anything I must do?
Ben başka bir şey yapmadan önce bu mektupla uğraşmak istiyorum.I want to deal with this letter before I do anything else.
İki yanlış bir doğru yapmaz.Two wrongs don't make a right.
Çok sayıda öğrenci müzik eğitimi yapmak amacıyla Avrupa'ya gider.Many students go to Europe for the purpose of studying music.
Bütün şişman insanların diyet yapması gerektiğini düşünüyorum.I think all fat people should go on a diet.
Sıkıcı işimde rutine bağladım ve yeni bir şey yapmam gerekiyor.I'm stuck in a rut in my boring job and need to do something new.
Üniversiteyi bitirdikten sonra ne yapmak istiyorsun?What do you want to do after you finish college?
Belden aşağı şakalar yapman terbiyesizlik.It is impudent of you to make fun of adults.
Bütün yapmanız gereken konsantre olmaktır.All you have to do is to concentrate.
Bütün yapman gereken konsantre olmak.All you have to do is to concentrate.
Başkan enerji tasarrufu yapmak için herkesi aradı.The President called on everyone to save energy.
Bunu yapmama birinin yardım edip edemeyeceğini merak ediyorum.I wonder if someone could help me do this.
Kimse böyle bir şeyi yapmaktan rahatsızlık duymaz.No one will bother to do such a thing.
Bilmek başka şey, yapmak başka şey.To know is one thing, and to do is another.
Göletin üstünde kayak yapmak tehlikelidir.Skating on the pond is dangerous.
Elbiseler yapmak için kumaş kullanırız.We use cloth to make clothes.
Öğle yemeğini bitirdikten sonra paten yapmaya gittik.Having finished lunch, we went skating.
Kahvaltınızı yapmadan önce çiçekleri sulayın.Water the flowers before you have breakfast.
Kahvaltı yapmadığım için şu an çok açım.As I didn't have any breakfast, I am very hungry now.
Sizinle birlikte kahvaltı yapmak istiyorum.I'd like to have breakfast with you.
Niçin bahçe hakkında bir şey yapmaya çalışmıyorum?Why don't I try to do something about the garden?
Ölçülü düzeyde egzersiz yapmak sağlık için yararlıdır.Taking moderate exercise is good for the health.
Ölçülü egzersiz yapmak size iyi gelecektir.Taking moderate exercise will do you good.
Ilımlı egzersiz yapmak sizi sağlıklı tutacaktır.Taking moderate exercise will keep you healthy.
Ben bir telefon görüşmesi yapmak istiyorum.I want to make a phone call.
Ben bir telefon görüşmesi yapmak zorundayım.I have to make a phone call.
Burada herkes kayak yapmaya gider.Here everybody goes in for skiing.
Şu an için yapmam gereken özellikle bir şey yok.For the moment there's nothing in particular I need to be doing.
Bir anda iki şey yapma.Don't do two things at a time.
İkisi arasında seçim yapmak zorunda kaldım.I had to choose between the two.
Onu tekrar yapmayacağım.I will not do it again.
Onu yapmanı tekrar öğreteceğim.I'll teach you to do that again.
Japonya'ya bir ödemeli arama yapmak istiyorum.I want to make a collect call to Japan.
Japonya'nın kuzeyinde yaşayan insanlar kışın karda kayak yapmanın tadını çıkarır.The people who live in the north of Japan enjoy skiing in the winter in the snow.
Japonya'ya ödemeli bir arama yapmak istiyorum.I'd like to make a collect call to Japan.
Japonya'ya bir çağrı yapmak istiyorum.I'd like to make a call to Japan.
Japonya ile şehirler arası ihbarlı konuşma yapmak istiyorum.I'd like to make a person-to-person call to Japan.
Bir Japon böyle bir şey yapmaz.A Japanese wouldn't do such a thing.
Pazar günleri ne yapmak istersin.What do you like to do on Sundays?
Kendinizi bir aptal yapmaktan vazgeçin.Stop making a fool of yourself.
Uzmanlar patlamanın neden olduğuna dair bir açıklama yapmayı başaramadı.Experts have failed to come up with an explanation of why the explosion happened.
Saçlarımı at kuyruğu yapmak için bir kurdele kullandım.I used a ribbon to tie my hair into a ponytail.
Böyle bir şeyi yapmak zorunda olması garip.It is strange that he should have done such a thing.
Öyle yapması terbiyesizlikti.It was impolite of him to do so.
Öyle yapmak için her türlü nedeni vardı.He had every reason for doing so.
Onun onu yapıp yapmayacağı tamamen ona kalmış.It is entirely up to him whether he does it or not.
Onun onu yapması imkansızdır.It is impossible for him to do it.
Onun bunu yapmadığı gerçeği inkâr edilemez.The fact that he did not do it cannot be denied.
Onun bunu bir günde yapması imkansızIt is impossible for him to do it in a day.
Ev ödevini yalnız başına yapıp yapmadığı şüpheli.It is doubtful whether he did his homework by himself.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod