Ben ikinci el kitapçılarda ve ikinci el giyim dükkanlarında alışveriş yapmayı severim.I like shopping in used-book stores and in used-clothing shops.
Yetim çocuklara yaramazlık yapmamaları söylendi.The orphan children were told to behave themselves.
Sana yapılmasını istemediğin şeyi başkalarına yapma.Do unto others as you would have them do unto you.
Gururu böylesine ahlaksız bir şey yapmasına izin vermezdi.His pride wouldn't allow him to do such a mean thing.
Akşam 6.00'da hareket eden ekspres tren için bir rezervasyon yapmak istiyorum.I'd like to make a reservation for the express train that leaves at 6:00 p.m.
O aynı hataları yapmaya devam ediyor.She keeps on making the same mistakes.
Parkta bir yürüyüş yapmaya ne dersiniz?What do you say to taking a walk in the park?
Güzel dünyayı kirlilikten korumak için ne yapmalıyız?What should we do to protect the beautiful earth from pollution?
Daha az konuşup daha çok eylem yapmalıyız.We need less talk and more action.
Beğen veya beğenme, bunu hemen yapmalısın.Whether you like it or not, you must do it at once.
Hoşuna gitse de gitmese de onu yapmak zorunda kalacaksın.Whether you like it or not, you'll have to do it.
Hoşuna gitse de gitmese de ev ödevini yapmak zorundasın.Whether you like it or not, you have to do your homework.
Hoşlan veya hoşlanma, görevini yapmalısın.You must do your duty, whether you like it or not.
İstesende istemesende onu yapmalısın.You have to do it, whether you like it or not.
İstesen de istemesen de onu yapmak zorundasın.You have to do it, whether you like it or not.
Uzun boylu çam ağaçları gölün etrafında bir halka yapmaktadır.Tall pine trees make a ring around the lake.
Platoda yürüyüş yapmak zevklidir.It's pleasant to take a walk on the plateau.
Birisi dünya standartlarında bir atlet olmak için her gün pratik yapmalı.One must practice every day in order to become a world-class athlete.
Milletler arası bir çağrı yapmak istiyorum.I'd like to make an overseas call.
İnsanlara milliyet, cinsiyet veya meslek temelinde ayrımcılık yapmayın.Don't discriminate against people based on nationality, gender, or occupation.
Halı yapmak için ihtiyacın olan gerekli şeyler var mı?Do you have the stuff you need to make the rug?
Onu şimdi yapmam gerekiyor mu?Must I do it now?
Kaplıcaya gitmek ve kayak yapmak arasında kaldım.We're torn between going to a hot spring and going skiing.
Canım şimdi yürüyüş yapmak istiyor.I feel like taking a walk now.
Şimdi onun yapmasını istediğim şey çiti boyamaktır.What I want him to do now is to paint the fence.
Şimdi çıkış yapmak istiyorum.I'd like to check out right now.
Onu şimdi yapmamalısın.You must not do it now.
Onu şimdi yapmak zorunda değilsin.You do not have to do it now.
Ev ödevimi yapmalıyım.I have to do my homework.
Şu anda canım matematik ödevini yapmak istemiyor.I don't feel like doing my math homework now.
Bu hafta ne yapmaktasın?What have you been doing this week?
Bu haftanın sonuna kadar onu yapmalısın.You must do it by the end of this week.
Şimdi ev ödevini yapmalısın.You should do your homework now.
Bu sabah kahvaltı yapmadım.I didn't have breakfast this morning.
Sadako'nun şimdi yapabileceği bütün şey kağıttan vinçler yapmak ve bir mücize beklemekti.All Sadako could do now was to make paper cranes and hope for a miracle.
Şimdi katıl ve tam bir yıl boyunca ödeme yapma.Join now and pay nothing for a whole year.
Gelecek sefer hata yapmamaya çalışacağım.I'll try not to make mistakes next time.
Bu defa onu yalnız yapmalısın.This time you should do it by yourself.
Bugün çok iş yapmadım.I didn't do much work today.
Bugün kayak yapmaya gitmedim.I would not go skating today.
Bugün başka bir şey yapmak istiyorum.I would like to do something else today.
Bugün canım farklı bir şey yapmak istiyor.I feel like doing something different today.
Bugün bir şey yapmasan iyi olur.You had better not do anything today.
Bugün fazla mesai yapmayacağım.I won't work overtime today.
Bugün ne yapmam gerektiğini merak ediyorum.I wonder what I should do today.
Canım bu akşam bir şey yapmak istemiyor.I don't feel like doing anything tonight.
Hadi bu gece akşam yemeğini dışarda yiyelim, yemek yapmak için çok yorgunum.Let's dine out tonight. I'm too tired to cook.
Biz şekersiz yapmak zorundayız.We have to do without sugar.
Lütfen bana öncelikle ne yapmam gerektiğini söyle.Please tell me what I should do first.
Önemsiz konularda kelime oyunu yapmayalım.Let's not quibble over trivial matters.
Yapmak zor oldu mu?Was it difficult to make?
Dün biraz alışveriş yapmak için mağazaya gittim.I went to the department store to do some shopping yesterday.
Saç kesimi yapmaktan hoşlanıyor musun?Do you like giving haircuts?
Canım yürüyüş yapmak istiyor.I feel like taking a walk.
Yürüyüş yapmaya ne dersin?How about going for a walk?
Çocuklar banyo yapmayı sevmezler.Children don't like to take a bath.
Talimatları dikkatle okursanız, yanlış yapmazsınız.You can't go wrong if you read the instructions carefully.
Uluslararası aramaları kişiden kişiye yapmak en iyisidir.It's best to make international calls person to person.
Öyle yapmam kolaydı.It was easy for me to do so.
Öyle yapmamın makul olduğunu düşüneceksin.You will think it just that I should do so.