Öyle yapar yapmaz yağmur yağmaya başladı.No sooner had I done so than it began to rain.
Senin için bunu yapmamı bekleme. O senin sorumluluğun.Don't expect me to do it for you. It's your baby.
Onu yapmamam için bir neden yok.There is no reason why I shouldn't do it.
Onu hiçbir şey memnun etmez fakat onu kendim için yapmalıyım.Nothing would please him but I must do it myself.
Onu yapmak isteyip istemediğin benim için hiç fark etmez.It makes no difference whether you want to do it or not.
Konuşma yapmak zorunda mıyım?Do I have to make a speech?
Bir konuşma yapmak zorunda mısın?Do you have to make a speech?
Senden son kez bir şey yapmanı rica edeceğim.This is the last time I'll ask you to do anything.
Senden son kez benim için bir şey yapmanı rica edeceğim.This is the last time I'll ask you to do anything for me.
Ne yapmaya niyet ettiğime dair bir fikri yok.She has no idea what I intend to do.
Yerinde olsam, böyle kaba bir şey yapmazdım.Were I you, I would not do such a rude thing.
Yerinde olsam böyle bir şey yapmazdım.If I were you, I wouldn't do such a thing.
Ben hastayken yemekleri yapman büyük nezaketti.It was very kind of you to make dishes while I was down.
Yarın yapmak istediğim ilk şey, iyi bir yarım zamanlı iş bulmaktır.The first thing I want to do tomorrow is to find a good part-time job.
Başka bir şey yapmamız için çok geçti.It was too late for us to do anything else.
Bütün yapmamız gereken beklemek ve onu ne yapacağını görmek.All we should do is wait and see what he'll do.
Her birimiz elinden geleni yapmalı.Each one of us should do his best.
Dünyamızı daha iyi yapmak için çalışalım.Let's try to make our world better.
Ağustos ayında kamp yapmaya gittik.We went camping in August.
Biz Kanada'da kayak yapmaya gittik.We went skiing in Canada.
Dondurma yapma yöntemimiz budur.This is how we make ice cream.
Televizyon seti olmadan yapmak zorundaydık.We had to do without a TV set.
Tereyağı yapmak için yeni bir işlem kullanıyoruz.We are using a new process to make butter.
Yapmamız gereken ilk şey misafirperverliği için eniştene yazıp teşekkür etmek.The first thing we should do is write and thank your brother-in-law for his hospitality.
Biz işi bir gün içinde yapmak zorundayız.We have to do the work in a day.
İngilizce konuşurken birkaç hata yapmayız.We make not a few mistakes when speaking in English.
Biz İngilizce öğrenimi yapmalıyız.We must study English.
Biz hatalar yapmak eğilimindeyiz.We are apt to make mistakes.
Birbirimizle işbirliği yapmak zorunda kaldık.We had to cooperate with each other.
Bizim çok hata yapmamız kolaydır.It is easy for us to make many mistakes.
Önce ne yapmamız gerektiğini öğrendik.We learned what we should do first.
En kısa sürede işimizi yapmak zorundayız.We have to catch up on our work as soon as possible.
Ölen için bir şey yapmak zorundayız.We have to do something for the dead.
Zaman zaman hatalar yapmak zorundayız.We are bound to make mistakes from time to time.
Yeni bir ev yapmak için tasarruf yapıyoruz.We're saving up to build a new house.
Yeni bir ev yapmak için tasarruf ediyoruz.We're saving up to build a new house.
Biz nehrin yanında kamp yapmaya gittik.We went camping near the river.
Özel olarak bir şey yapmadık.We did nothing in particular.
Alışveriş yapmak için şehir merkezine gidiyoruz.We go downtown to do shopping.
Her hafta sonu paten yapmaya giderdik.We used to go skating every weekend.
Onu yapmama izin ver.Let me do it.
Bütün yapabileceğim elimden geleni yapmaktır.All I can do is to do my best.
Ne yapmak istediğini bilmiyorum.I don't know what you want to do.
Ben öyle yapma duyusuna sahip değildim.I didn't have the sense to do so.
Ben öyle pahalı bir mağazadan alışveriş yapmayı göze alamam.I can't afford to shop at such an expensive store.
Bana yapmamı söylediği gibi yapamıyorum.I can't do as he told me to.
Öyle yapmam imkansız.It is impossible for me to do so.
Benim öyle yapmam imkansızdır.It is impossible for me to do so.
Ne yapmamı umuyordun?What did you expect me to do?
Eğer yapmamı istiyorsan, sana yardım etmeye hazırım.I'm willing to help you if you want me to.
Hobim kayak yapmaktır.My hobby is skiing.
Sınıfımdaki herkes kayak yapmayı paten yapmaya tercih ediyor.Everybody in my class prefers skiing to skating.
Benim kuralım her zaman gündüz günün işini yapmaktı.My rule always was to do the business of the day in the day.
Benim iznim olmadan bunu yapmamalıydın.You should not have done it without my permission.
Planım Avustralya'da eğitim yapmaktır.My plan is to study in Australia.
Hobilerimden birisi yapay çiçekler yapmaktır.One of my hobbies is making artificial flowers.
Benim hobim model uçak yapmaktır.My hobby is making model planes.
Büyükbabam sabah erkenden yürüyüş yapmayı sever.My grandfather is fond of taking a walk early in the morning.
Oğlum okula devamsızlık yapma eğilimindedir.My son is apt to be absent from school.
Bildiğim kadarıyla, şimdiye kadar onu hiç kimse yapmadı.As far as I know, no one has ever done it.