Öğretmenim, sonsuz yaşamı miras olarak almak için ne yapayım?Teacher, what shall I do to inherit eternal life?
Bir öneri yapayım.Let me make a suggestion.
Sana bir resim yapayım.Let me paint you a picture.
İşte, onu senin için yapayım.Here, let me do that for you.
Bunu niye yapayım ki?Why would I do that?
Neden bunu yapayım ki?Why would I do that?
Onu tekrar yapayım.Let me do that again.
Tom ormanda yapayalnız yaşıyor.Tom lives all alone in the woods.
Fare küçük ve yapayalnız.The mouse is small and all alone.
Tom evde yapayalnızdı.Tom was all alone in the house.
Onu benim tarzımla yapayım.Let me do it my way.
İşte, onu yapayım.Here, let me do it.
Yapayalnız olmayı sevmiyorum.I don't like being all alone.
Bunu senin için yapayım.Let me do this for you.
Hiç yapayalnız kaldın m?Do you ever get lonely?
Bırak onu senin için yapayım.Let me do that for you.
"Bu kavanozu açamıyorum. Yeterli gücüm yok." "Bırak ben yapayım.""I cannot open this jar. I don't have enough strength." "Let me do that."
Yapay zeka hakkında ne kadar biliyorsun?How much do you know about artificial intelligence?
Tom yapayalnız oturuyordu.Tom was sitting all alone.
O burada yapayalnız olmayacak.It won't be lonely here.
Esperantodan daha iyi yapay diller vardır.There are better constructed languages than Esperanto.
Şimdi onu neden yapayım ki?Now why would I do that?
Tüm bunları neden yapayım ki?Why would I do all that?
Sana biraz çay yapayım.Let me make you some tea.
Bunu senin için daha kolay yapayım.Let me make it easier for you.
Sana biraz kahve yapayım.Let me make you some coffee.
Tom kanepeye yapayalnız oturdu.Tom sat on the couch all alone.
Yapay göl sıcak havada kurudu.The artificial lake dried up in hot weather.
Hayatımda ilk kez kendimi, bilmediğim bir şehirde yapayalnız halde buldum.For the first time in my life, I found myself all alone in an unknown city.
O, odada yapayalnızdı.He was all alone in the room.
Fakat, Tom, Esperanto zorunlu olarak bilgisayarlar kadar yapay değil, değil mi?But, Tom, Esperanto isn't necessarily as artificial as computers are, right?
Yumurtaları yapay olarak üretmek zorunda olacaksın.You will have to incubate the eggs artificially.
Net bir şey yapayım.Let me make something clear.
Çok net bir şey yapayım.Let me make something very clear.
Kusursuzca net bir şey yapayım.Let me make something perfectly clear.
Sadece beni yapayalnız bırakamazsın.You can't just leave me all alone.
Neden burada yapayalnızsın?Why are you out here all alone?
Yapay zeka insanlığı öldürmek için gelişecek mi?Will artificial intelligence grow to kill humankind?
Başka bir şey yapayım.Let me do something else.
Tom'un yapay diz eklemi var.Tom has an artificial knee joint.
Eisbach, Münih'teki küçük bir yapay nehirdir.The Eisbach is a small manmade river in Munich.
Sana bir masaj yapayım.Let me give you a massage.
Bu işler yapay zekayla değiştirilecek mi?Will these jobs be replaced by artificial intelligence?
Sana yiyecek bir şey yapayım.Let me make you something to eat.
Ben burada yapayalnızım.I'm here all alone.
Bunu yapayalnız yaptım.I did it all alone.
Bölgesel yapay dilleri severim.I like zonal constructed languages.
Yapay dillerden nefret ederim.I hate constructed languages.
Yapay dilleri severim.I love constructed languages.
Esperanto berbat bir yapay dildir.Esperanto is a terrible conlang.
Yapay dilimi görmek ister misin?Do you want to see my conlang?
Güveler neden yapay ışıklara çekiliyor?Why do men find blonde women so attractive?
Güveler neden yapay ışıklara çekilir?Why are moths attracted to artificial lights?
Yapay dillerden nefret ediyorum.I despise conlangs.
Ne yaparsam yapayım, ailem asla mutlu değil.My parents are never happy no matter what I do.
Sami yapay sakal takmıştı.Sami wore an artificial beard.
Bu yapay bir ayrımdır.This is an artificial distinction.
Gerçekten yapayalnız mısın?Are you really all alone now?
Ben kazara kız kardeşimin yapay penislerini buldum.I accidentally found my sister's dildos.
Dün bir yapay penis aldım.Yesterday I bought a dildo.