Yapacak başka bir işin yok mu?Don't you just have anything else to do?
Başbakan yarın bir duyuru yapacak.The prime minister will make an announcement tomorrow.
Onun söylediğini yapacaksın ve başaracaksın.You'll do what she says and you'll succeed.
Bu gece yapacak bir işin var mı?Do you have anything to do tonight?
Yapacak çok az şey var.There's little to do.
Eğer yeni bir araba alırsan, eskisini ne yapacaksın?If you buy a new car, what will you do with the old one?
Benim için onunla konuşmaktan daha eğlenceli yapacak bir şey yok.There's nothing more fun for me to do than to talk with him.
Hâlâ yapacak çok iş var.There are still a lot of things to do.
O proje ile ilgili yapacak çok işi vardı.He had a lot to do with that project.
Bay Itoh yoklama yapacak.Mr. Itoh will call the roll.
Daha sonra ne yapacaksın?What're you going to do next?
Yapacak bir şey yok.There's nothing to it.
Bunun hakkında ne yapacaksın?What're you going to do about it?
Onlar ne yapacak?What will they do?
Yapacak önemli işimiz var.We have important work to do.
Yapacak işlerim var.I have errands to run.
Üniversiteden mezun olduktan sonra ne yapacaksın?What are you going to do after graduating from college?
Onlar onunla ne yapacaklarını bilmiyorlardı.They didn't know what to do with him.
Yapacak bir şeyim yok.I have nothing to do.
Yüzme havuzunu temizlemeyi bitir ve patron sana ödeme yapacak.Finish cleaning of the swimming pool and the boss will pay you.
Bu arabayla ne yapacaksın?What are you going to do with this car?
Eğer bunu yapacaksak doğru şekilde yapalım.If we're going to do this, let's do it right.
Fotoğrafımla ne yapacaksın?What are you going to do with my picture?
Japonya'da ne yapacaksın?What are you going to do in Japan?
Yapacak çok şey var.There are so many things to do.
Yapacak pek çok şey vardı.There were so many things to do.
Bugün yapacak bir sürü işim var.I have a ton of work to do today.
Sanırım onu yapacaksın.I think you're going to make it.
Sen bilmiyorsan kim yapacak?If you don't know, who does?
Tom iyi bir çekim yapacak.Tom will make a good spy.
Ne yapacaktım?What'd I do?
Leigh ve Laurie makyaj yapacak.Leigh and Laurie will do makeup.
"Tom, İngilizceye Fransızcadan ücretsiz çeviri yapacak." "Bunu bilmek güzel.""Tom will translate French into English for free." "That's good to know."
Tom ve Mary onlar için bebek bakıcılığı yapacak birini bulmanı istiyorlar.Tom and Mary want you to find someone to babysit for them.
Bugün yapacak çok şeyin var mı?Do you have a lot to do today?
Tom, dedikodu yapacak biri değil.Tom isn't one to gossip.
O önümüzdeki cumartesi piknik yapacak.He will have a picnic next Saturday.
Onu nasıl yapacaksın?How are you going to do that?
Yapacak bir duyurum var.I have an announcement to make.
Ticaret yapacak bir şeyim var.I have something to trade.
Ben sadece onu yapacaktım.I was just going to do that.
Yapacak işimiz var.We have work to do.
Yapacak işlerimiz var.We have things to do.
Eve dönmeden önce yapacak daha çok işimiz var.We have a lot more work to do before we can go home.
Yapacak çok işimiz var, bu yüzden mola verecek zamanımız yok.We have a lot more to do, so we don't have time to take a break.
Onu yapacak halim yok.I don't feel up to it.
Onu tekrar yapacaktım.I would do it again.
Yapacak daha önemli işlerim var.I have bigger fish to fry.
Onun yapacak daha önemli işleri var.He has bigger fish to fry.
"Yapacak çok şeyimiz var." "Mesela?""We have a lot of things do to." "Such as?"
Yapacak daha iyi şeylerim var.I have better things to do.
Şimdi ayrılamam. Hala yapacak birkaç şeyim var.I can't leave yet. I still have a few things to do.
Yaz tatilin sırasında ne yapacaksın?What're you going to do during your summer vacation?
O bunu yapacak.She's going to make it.
O bunu yapacak mı?Is she going to make it?
Yapacak daha önemli işlerimiz var.We have bigger fish to fry.
Yapacak başka işlerimiz var.We have bigger fish to fry.
Senin ve benim yapacak başka işlerimiz var.You and I have other fish to fry.
Tom Mary ile yapacak bir şey istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want anything to do with Mary.
Sen Tom'u çok mutlu bir adam yapacaksın.You'll make Tom a very happy man.