Bazılarımızın yapacak işi var.Sommigen van ons moeten werken.
Bir gün beni öyle yapacaklar."Pewnego dnia się odwdzięczę”.
Ama artık yapacak bir şey yoktu.Nie zdążył już jednak nic zrobić.
Ar jūs darysite man valgyti? : Bana yiyecek birşeyler yapacak mısın?Przykłady: Je vais manger. → Będę jeść.
Kullanıcılar genellikle incelemelere katılmazlar veya bunu yapacak bilgileri yoktur.Często rozmówcy nie mają potrzeby czy chęci do ujawniania swoich danych.
Bu noktadan sonra Max anlar ki artık bu şehirden kaçmaktan başka yapacak başka bir çaresi yoktur.Zdaje sobie sprawę, że odtąd nie ma innego wyjścia jak kłamać.
Ödül törenine ev sahipliğini ise Whoopi Goldberg yapacaktır.W roli prezenterki wystąpiła Whoopi Goldberg.
Deri ile teması halinde yanık yapacak pek çok kimyasal madde vardır.Podczas kontaktu ze skórą może nastąpić poparzenie chemiczne.
Artık mahkûmların takımına koçluk yapacaktır.Kierował komandami więźniów.
Bunu ise “The First Lady of NXT” altında yapacaktı.Nazywana była Pierwszą Damą Pielęgniarstwa (First Lady of Nursing).
Bununla birlikte halen operasyon yapacak gücü kalmıştı.To właśnie ich siłami miała zostać przeprowadzona operacja.
Bu işlemin tersini yapacak bazı mekanizmalar (sabit adres eşleme dahil) hala vardır.Istnieje wiele (nieprzeliczalnie wiele) sposobów na ułożenie parkietażu bez dziur za pomocą tej reguły.
Müzik adına bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim, ama ne yapacaktım?Wiedziałem, że nie umiemy robić nic innego, niż grać muzykę, więc byłem przerażony.
Bazı elektrik şirketleri şebekeye enjekte edilen elektrik için ödeme yapacaktır.Energia elektryczna wytwarzana w elektrowni dostarczana jest do Zamojskiej Korporacji Energetycznej.
Bu arada dörtlü ise ne yapacaklarını düşünürken bir anda garip bir olaya kulak misafiri olurlar.Przykład atrybucji zewnętrznej: Na pewno usłyszała właśnie coś śmiesznego.
Resulullah: - Resulünün sünnetinde yoksa ne yapacaksın? dedi.De (efterföljarna) sade: "Vem skulle avstå, O Guds sändebud?"
Peki kahraman gençlerimiz bu paketlerle ne yapacak?Hvad ha alla dessa asiater med oss att göra?
Bu nedenle tam anlamıyla film yapacak büyük miktarda para bulmak mümkün değildi.Det var mycket svårt att få fram pengar för att göra film.
Ancak diyelim ki bir siteye bir sosyal ağ ile giriş yapacaksınız.När man ansluter sig till en klan går man med i ett socialt nätverk.
Elinden yapacak bir şey gelmez.Jag kan inte hjälpa det!
Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?Veten I än mer och vad?
Ödül törenine ev sahipliğini ise Whoopi Goldberg yapacaktır.Huvudrollen spelas av Whoopi Goldberg.
Eğer gerekli oy sağlanırsa oy alan kişi sehpaya çıkıp defans konuşmasını yapacaktır.Om någon begär votering inleds kontrapropositionsvotering.
Daha sonra bu gövdenin resmini yapacaktı (Sığırın Gövdesi).Han framträdde därefter med kåserier (sign.
Başlangıcı ne yapacaksınız?När börjar sen?
Müzik adına bir şeyler yapmam gerektiğini hissettim, ama ne yapacaktım?"Jag visste vad jag ville göra för typ av musik och hur jag ville att albumet skulle låta.
New Jersey Nets, gelecek sezon maçlarını Newark, New Jersey'deki "Prudential Center" da yapacak.New Jersey Devils började spela i sin nya anläggning Prudential Center i Newark, New Jersey.
Orkun Çolakoğlu da spiker olarak görev yapacak.Båthamnen fungerar också som gästhamn.
Gelen diğer kişiler neler yapacaktır?Vart har de övriga passagerarna tagit vägen?
Bir gün beni öyle yapacaklar."Andra är på väg att bli det."
Bu olay dönemin kamuoyunda yankı yapacak ve gazetelerce de manşetten verilecektir.Han brukar lösa sina fall samtidigt som han driver tidningen.
Her biri, geri dönünce neler yapacaklarını anlatır.Alla undrar var de har kommit.
Trevorrow ve Steven Spielberg yönetici yapımcı olarak görev yapacak.Robert Zemeckis och Steven Spielberg är exekutiva producenter.
Bu kez tepeden tırnağa herkesin bununla ilgili yapacak bir şeyi vardı."Однак цього разу люди затято взялися за цю справу.
Nehri ne yapacaklarını merak ediyorlardı.Не зрозуміло, про яку річку йдеться.
Ekibi ise onu kurtarmak için ellerinden geleni yapacaklardır.І тепер, команда повинна її врятувати.
Başlangıcı ne yapacaksınız?З чого усе розпочинається?
Ar jūs darysite man valgyti? : Bana yiyecek birşeyler yapacak mısın?Я можу це з'їсти? — Mimi save kakae ia?
İşte bunu yapacak bir bilime ihtiyaç vardır.Навіщо вченим це було потрібно.
Elleriyle de sıkı sıkıya sarılıp, "Ne dersem, onu yapacaksın" diyerek, o insanı kölesi yapar.Батько лише махнув рукою і сказав: «Роби, Господи, що хочеш».
Ancak bu denetlemeyi yapacak kuruluş Türkiye'de mevcut değildir.Однак цей закон не присутній в Шотландії.
Ama artık yapacak bir şey yoktu.Проте допомога вже не знадобилася.
Aynı şekilde, insan hatalar yapacak ki, tekâmül yolunda görgü ve deneyimini artırabilsin.Саме тоді можна зрозуміти помилки, які робиш, і придбати потрібний досвід.
Bununla birlikte halen operasyon yapacak gücü kalmıştı.Проте вона знайшла сили продовжувати роботу.
Artık mahkûmların takımına koçluk yapacaktır.Він зажадав списки ув'язнених.
Yapılan fikstür çekiminde Fenerbahçe ligin açılış maçını Göztepe ile deplasmanda yapacak.Крізь грати він бачить, як Фенену ведуть повз в'язницю на страту.
"Sofya 2015 Eurovision Çocuk Şarkı Yarışması'na ev sahipliği yapacak". junioreurovision.tv. eurovision.tv.Дитячий пісенний конкурс Євробачення 2015 Junior Eurovision Song Contest 2015 (en). junioreurovision.tv.
Sınır boyunca her yerde ev yıkımları vardı ve aktivistlerin yapacakları başka hiçbir şey yoktu."Ми були в тому граничному стані, коли нема чого втрачати".
Yarın ne yapacaksın?Що ти завтра робитимеш?
Ne yapacaksın?Що ти робитимеш?
Onun yapacak bir şeyi yok.Йому немає чого робити.
Sınavdan başarısız olursan ne yapacaksın?Що ти зробиш, якщо не здаш екзамен?
Bugün yapacak bir şey yok.Сьогодні немає чого робити.
Onlar onu nasıl yapacaklarını bilmiyorlar.Вони не знають, як це зробити.
Onlar ne yapacak?Що вони будуть робити?
Yapman gerekeni yapacaksın.Ти зробиш те, що мусиш зробити.
Tom için ne yapacaksın?Що ти робитимеш для Тома?
Kim onu yapacak?Хто це зробить?
Tom'la birlikte ne yapacaksın?Що ти зробиш з Томом?
Ona işkence yapacaklar.Вони його катуватимуть.