Bir gün beni öyle yapacaklar."Ya lo haré un día...»
Yapacak pek bir şeyi yoktur.Y no hay mucho que pueda hacer al respecto.
Kızı Devrim Salman ise gösteride solistlik yapacaktı.Su hija Devrim Salman sería la solista en el espectáculo.
SMRTV bu yıl bu yöntemi altıncı kez yapacaktır.En esta adaptación, el mechero se prende exitosamente las 10 veces.
Sonraları birçok kez millî takım kaptanlığı yapacaktır.En muchas ocasiones capitán del equipo.
Ama artık yapacak bir şey yoktu.Pero creo que ya nada puedo hacer.
Ancak diyelim ki bir siteye bir sosyal ağ ile giriş yapacaksınız.Incluido en este tema aparece una introducción a los sitios de la red social.
Peki kahraman gençlerimiz bu paketlerle ne yapacak?Así que ¿cómo andan ustedes hermanitos todo bien?
Bu da bu canavarı ölümsüz yapacaktır.Esto haría al ser humano inmortal.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.Entusiasmados, los jóvenes se alistan no sabiendo lo que les esperaba.
Bununla birlikte halen operasyon yapacak gücü kalmıştı.No obstante seguiría operando.
Artık bu katliamı durdurmak için tekerlekli sandalyesinde elinden geleni yapacaktır.Ahora, debe desaparecer para acabar con la cadena de odio.
Ben de 'Yapamam, edemem.' dediğim şeyleri bir kenara bıraktım, 'Yapacaksın, yapmalısın.Él no me dijo una vez lo que hice, por qué lo hiciste, o algo que no hice, ¿por qué lo dejaste?»
Ticaret, ikisini de daha zengin yapacaktır.Los dos deben enriquecerse.
Sınıfın önünde sunum yapacaktır ve yine hiçbir şey bilmiyordur.Él sabe lo que está haciendo en el estudio y no se equivoca.
Bu işi yapacak kişiyi İtalya'nın Sicilya bölgesinde buldu.El autor ha confirmado que proviene de Sicilia, Italia.
Yapılan fikstür çekiminde Fenerbahçe ligin açılış maçını Göztepe ile deplasmanda yapacak.Si se agarrán, Wesker estará disponible en Battle Mode desde un principio.
Şimdi ne yapacaklar?¿Qué haréis, desde ahora?
Yargı, inanıyorum ki elinden geleni yapacak.Decidido a ganar, él hace todo lo posible para lograr su objetivo.
Bir araçla giriş yapacakların geçerli bir pasaport ibrazı zorunludur.Los pasajeros para ganar el acceso al vehículo tienen que llevar una tarjeta inteligente.
"Bir daha ne çalacak, ne kayıt yapacak, ne de turlara çıkacağım.“No renuncio ni doy parte de enfermo ni me voy de viaje.
Daha yaşayıp da ne yapacaksınız?Sigues adelante, ¿qué vas a hacer?
Demek istediğim o ki, eğer birinden izinsiz alıntı yapacaksam bu ben de olabilirim, değil mi?Pues podría concebirme sin imaginación que no dejaría de ser yo mismo.
Yıl Turnuvası'nın açılışını Bilgili yapacak".«Se adelanta el inicio del torneo provincial».
Gelen diğer kişiler neler yapacaktır?¿Qué dirán mis compañeros?
Onun için beklemekten başka yapacak bir şey yoktu.Per quello non c'era altro da fare se non aspettare.
Tom onun yapacak doğru şey olduğunu sanmıyor.Tom non crede che sia la cosa giusta da fare.
Yapacak çok şeyimiz var.Abbiamo molte cose da fare.
O konuda ne yapacaksın?Cosa farai in proposito?
Yapacak işlerim var.Ho delle cose da fare.
Yapacak bir şeyim yok.Non ho niente da fare.
Bir dahaki sefere daha iyi yapacaksın.Farai meglio la prossima volta.
Tom Boston'a gittiğinde ne yapacak?Che farà Tom quando andrà a Boston?
Tom'la ne yapacaklar?Che faranno con Tom?
Bu konuda bir şey yapacak mısın?Farai qualcosa a questo proposito?
Şu an yapacak daha önemli bir işimiz var.In questo momento abbiamo qualcosa di più importante da fare.
Noel için özel bir şey yapacak mısın?Farai qualcosa di speciale per Natale?
Onu Tom yapacak.Lo farà Tom.
Yapacak oldukça fazla işimiz var.Abbiamo ancora una discreta quantità di lavoro da fare.
Tom gelecek yaz ne yapacak?Cosa farà Tom l'estate prossima?
Mevsim kıştı ve tarlalarda yapacak çok az iş vardı.Era inverno e c'era poco da fare nei campi.
Ticaret, ikisini de daha zengin yapacaktır.Anzi, tutti e due diventano molto ricchi.
Şimdi ne yapacakları sorulduğunda, Richard'ın bildiğini söyler.Richard, dopo averlo saputo, chiede alla Grey di dirgli ciò che sa.
Daha sonraları ilk metronomu yapacak olan Maelzel, otomatı Kempelen'in oğlundan satın almıştı.Gaspare ha la sua prima macchina, acquistata dal panettiere dato che il figlio è andato a militare.
Ancak bu sefer yapacakları çakallıklar bir kişinin iyiliği içindir. .Le cause dell'espansione del nucleo però, questa volta non sono ad opera dell'uomo.
Yayımlandığında dinleyeceksiniz ve seçiminizi yapacaksınız.Partecipa all'audizione e viene scelto.
Bir gün beni öyle yapacaklar."Ci troviamo in un tempo così oggi".
Şimdi ne yapacaklar?Cosa staranno facendo ora?
Irak'ta kalırlarsa ne yapacaklar?Dapoi che farei più in Italia?
Bu onun gecesiydi ve ertesi gün yeni bir başlangıç yapacak.Si sono appena laureati e il giorno successivo partiranno per iniziare la loro nuova vita.
Elvir Balic'in yardımcılığını yapacaktır.Di lui si occupa l'elfa Winky.
Ama artık yapacak bir şey yoktu.Non c'è più niente da fare.
Castillo ilk görünümünü beşinci bölümde yapacaktır.Lo Jablonec conquista la prima posizione al quinto turno.
"Karadağ Ulusal Final Yapacak!Il Nacional si qualifica alla finale dell'Intermedio.
"Kendi hayatımla ilgili bir film yapacak olsam, filmin sonunda seyirciyi gülümsetmesini isterdim.Se avessi perso qualcosa a metà film sarei stato veramente nei guai.”
Sana bir şey yapacak, öldürecek değiliz.Non le faccio male; non le faccio nulla.
Gençler şaşırırlar, üzüntüden ne yapacaklarını bilemezler.I prigionieri non sembrano coscienti di cosa li aspetti.
Çünkü ne denirse tersini yapacaktır.Se vuoi fare il contrario te ne pentirai.
Darwin yolculuk boyunca pek çok önemli jeolojik keşif yapacaktı.Durante la missione effettua estese ricerche geomagnetiche.
Başbakan bugün bir açıklama yapacak.Премьер-министр сегодня сделает заявление.