Ben senin endişelerini anlıyorum ama bu konuda yapacak bir şeyim yok.I understand your concerns but I have nothing to do about it.
Bunun hepsi için kim ödeme yapacak?Who's going to pay for all of this?
O, espri yapacak bir şey değil.That's not something to joke about.
Yapacak bir şey olmaması çok sıkıcı.It is very boring to have nothing to do.
Tatilde ne yapacaksın?What will you do on vacation?
İlk maaşınla ne yapacaksın?What will you do with your first paycheck?
Tom'un yapacak biraz ev ödevi var.Tom has some homework to do.
O bir paraşütle atlama yapacaktı ama o son dakikada panikledi.He was going to do a parachute jump, but he panicked at the last minute.
Bu sadece sorunları daha kötü yapacak.It'll only make matters worse.
Eğer loto oyununu kazanırsan parayla ne yapacaksın?If you win the lotto, what will you do with the money?
Onunla ilgili yapacak çok az şeyim var.I had little to do with it.
Seosamh'ın yapmadığı işi yapacak mısın?Will you do the work that Seosamh didn't do?
Şimdi yapacak daha önemli işlerim var.Right now, I've got bigger fish to fry.
Şimdi yapacak daha ilginç şeylerim var.Right now, I have more urgent matters to take care of.
Bazılarımızın yapacak işleri vardı.Some of us had things to do.
Keşke bana yapacak bir şey versen.I wish you'd give me something to do.
Keşke onu yapacak zamanım olsa.I wish I had time to do that.
Keşke onu yapacak cesaretim olsa.I wish I had the courage to do that.
Onu yapacak kişi ben olmak istemiyorum.I don't want to be the one to do that.
Burada ne yapacaksın?What are you going to do here?
Fiyatlarda yüzde kaç indirim yapacaksın?What percent will you discount the prices?
Tom'un hâlâ yapacak işi var.Tom still has work to do.
Tom'un yapacak başka işi vardı.Tom had other work to do.
Tom'un yapacak daha fazla işi vardı.Tom had more work to do.
Tom'un yapacak işi vardı.Tom had work to do.
Tom doğru şeyi yapacaktır.Tom will do the right thing.
Tom o tür şey yapacak adam türü değil.Tom isn't the kind of man who would do that kind of thing.
Tom yapacak bir işi olduğunu biliyordu.Tom knew he had a job to do.
Tom ve Mary'ye yapacak daha fazla şey vermelisin.You should give Tom and Mary more to do.
Benim yapacak kendi ev işlerim var.I have my own chores to do.
Burada yapacak bir şeyim yok.I have nothing to do here.
Tom bu gece yapacak bir sürü ev ödevi olduğunu söyledi.Tom said he has a lot of homework to do tonight.
Hâlâ yapacak işlerim var.I've still got things to do.
Tom bunu kendi yöntemiyle yapacak.Tom will do it his own way.
Juno Jüpiter'in yer çekiminin ve manyetik alanlarının haritasını yapacak.Juno will map Jupiter's gravitational and magnetic fields.
Yapacak daha çok şeyim var.I've got a lot more to do.
Tom'un yapacak çok şeyi vardı.Tom had a lot to do.
Tom ve Mary ne yapacak?What will Tom and Mary do?
Yapacak başka bir şey istiyorum.I want something else to do.
Yapacak bir şeyim yoktu.I didn't have anything to do.
Belki Tom onu bizim için yapacak.Maybe Tom will do that for us.
Tom'un onunla ilgili yapacak çok şeyi vardı.Tom had a lot to do with that.
Tom hatalar yapacak.Tom is going to make mistakes.
Boston'da yapacak pek çok şey var.There's plenty to do in Boston.
Aslında Boston'da yapacak çok şey var.There's actually plenty to do in Boston.
Bunu benim için yapacak mısın?Will you do this for me?
Tom sizin için harika bir iş yapacak.Tom will do a great job for you.
Yapacak herhangi bir ev ödevin var mı?Do you have any homework to do?
Bir şeyi farklı yapacak olsan o ne olurdu?What's the one thing you would have done differently?
Tom'un eve gitmeden önce yapacak çok işi var.Tom has a lot to do before he can go home.
Yapacak daha fazla işimiz var.We have more work to do.
Tom daha sonra ne yapacak?What'll Tom do next?
Tom ve Mary gösteriye birlikte ev sahipliği yapacak.Tom and Mary will co-host the show.
Biraz ara vermek seni iyi yapacak.It'll do you good to take some time off.
Yapacak büyük bir işimiz var.We've got a big job to do.
Yapacak daha iyi şeylerimiz var.We have better stuff to do.
Bizim hâlâ yapacak işimiz var.We've still got work to do.
Yapacak başka bir şeyin yok.It's not like you have anything else to do.
Yapacak başka bir şeyim yoktu bu yüzden bir işe yarayacağımı düşündüm.I didn't have anything else to do so I thought I'd make myself useful.
Yapacak başka hiçbir şeyim yok.I don't have anything else to do.