Kim bunu bizim için yapacak?Who's going to do that for us?
Yarın öğle yemeği için ne yapacaksın?What'll you make for lunch tomorrow?
Bugün yapacak bir şeyim yok.I've nothing to do today.
Gerçekten bunu yapacak mısın?Are you really going to do this?
Aynısını yapacak mısın?Will you do the same?
Bu sıçanlar hakkında ne yapacaksın?What're you going to do about these rats?
Yarın gece ne yapacaksın?What'll you do tomorrow night?
Onlar Tom ve Mary'ye ne yapacaklar?What're they going to do to Tom and Mary?
Kim onu yapacak?Who's going to do it?
Onlar ne yapacaklardı?What were they going to do?
Yapacak birkaç şeyim var.I have a few things to do.
Yapacak başka şeylerimiz var.We have other things to do.
Yapacak daha iyi bir şey yok.There's nothing better to do.
Yapacak bir şeyimiz yok.We don't have anything to do.
Tom yapacak bir şeyi olmadığını söylüyor.Tom says he has nothing to do.
Bu yapacak kolay bir şey olmayacak.It won't be an easy thing to do.
Tom'un yapacak önemli bir işi vardı.Tom had an important job to do.
Bu hamam böcekleri hakkında ne yapacaksın?What're you going to do about these cockroaches?
Sen ve Tom evlilik yıldönümünüz için ne yapacaksınız?What are you and Tom going to do for your anniversary?
Yarın öğleden sonra ne yapacaksın?What are you going to do tomorrow afternoon?
Sen mezun olduğunda ne yapacaksın?What are you going to do when you graduate?
Mezun olduktan sonra ne yapacaksın?What are you going to do after you graduate?
Keşke bunu yapacak zamanım olsa.I wish I had time to do it.
Sana işkence yapacaklar.They're going to torture you.
Ona işkence yapacaklar.They're going to torture him.
Bizim için ne yapacaksın?What'll you do to us?
Onlar için ne yapacaksın?What'll you do to them?
Onlara ne yapacaksınız?What'll you do to them?
Onlar senin için ne yapacak?What'll they do to you?
Onlar onun için ne yapacak?What'll they do to him?
Onlara ne yapacaklarını söylemeliyiz.We need to tell them what to do.
Tom onun yapmasını istediğimiz her şeyi yapacak.Tom will do anything we want him to do.
Tom elinden geleni yapacak.Tom will do his best.
O zamandan önce yapacak çok işim var.I have lot of work to do before then.
Kocanız Prag'da üç gün ne yapacak?What will your husband do for three days in Prague?
Bugün siz ikiniz ne yapacaksınız?What are you two going to do today?
Bunun için nasıl ödeme yapacaksın?How are you going to pay for this?
Ne kadar süre bunu yapacaksın?How long are you going to do this?
Tom bunun hakkında ne yapacak?What's Tom going to do about this?
Tom sonra ne yapacak?What will Tom do then?
Onun için nasıl ödeme yapacaksın?How will you be paying for that?
Kim onu yapacak kadar deli olabilir?Who's crazy enough to do that?
Tom'un onu yapacak adam türü olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is the kind of guy who'd do that.
Tom gelecek yaz ne yapacak?What's Tom going to do next summer?
Bunu yapacak mıyız yoksa yapmayacak mıyız?Are we going to do this or not?
Bunu her pazartesi gerçekten yapacak mıyız?Are we really going to do this every Monday?
Tom muhtemelen bir hata yapacak.Tom is likely to make a mistake.
Yapacak bir konuşman yok mu?Don't you have a speech to make?
Onlar başka ne yapacaklar?What else are they going to do?
Tam olarak ne yapacaksın?What exactly are you going to do?
Yapacak daha ne var?What else is there to do?
Hâlâ yapacak çok iş kaldı.There's still so much left to do.
Yapacak çok şeyimiz kaldı.We have so much left to do.
Hâlâ yapacak çok şey var.There's still so much to do.
Sadece yapacak çok şey var.There's just too much to do.
Bu yapacak doğru şey gibi görünüyor.It seems like the right thing to do.
Bu yapacak apaçık bir şey gibi görünüyor.It seems like the obvious thing to do.
O, yapacak tek mantıklı şey gibi görünüyordu.It seemed like the only rational thing to do.
Bu yapacak çok cesurca bir şeydi.That was a very brave thing to do.
Yapmak için yapacak çok şey yoktu.There wasn't much else to do.