Rulodan ruloya baskı yapabilme özelliğine sahiptir.Rothensee hat den Charakter einer Vorstadtsiedlung.
Kameraların 2.1 metreden sonsuza otomatik odaklama yapabilme özellikleri var.Das Radioteleskop hat einen unbeweglichen Hauptspiegel von 305 Metern Durchmesser.
Verimli toprakları işleyen helotlar yılda iki kez hasat yapabilmektedir.Die Böden der fruchtbaren Gangesebene ermöglichen mancherorts zwei Ernten pro Jahr.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Dies kann ein Grund sein, um alleine zu tauchen.
Profili kamu veya özel yapabilme.Epitope können art- bzw. individualspezifisch sein.
Bu pastayı yapabilmek için una, suya ve yumurtaya ihtiyacımız var.Nous avons besoin de farine, de sucre et d'œufs pour élaborer ce gâteau.
Çeviri yapabilmek için en az iki dil bilmek gerekir.Pour pouvoir traduire, on doit connaître au moins deux langues.
Özgürlük, başka birine zarar vermeyen her şeyi yapabilmekte düğümlenmektedir.La liberté consiste à pouvoir faire tout ce qui ne nuit pas à autrui.
Salsa sosu yapabilmektedir.Sauce qui peut !
Derleme işlemlerini GCC'den 9 kat daha hızlı yapabilmektedir.Il compile, assemble et lie environ 9 fois plus vite que gcc.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Cette locution peut s'employer seule.
İspanyol pasaportu İspanya vatandaşlarına ülke dışı seyahat yapabilmeleri nedeniyle verilir.Le passeport espagnol est délivré aux citoyens espagnols pour voyager hors d'Espagne.
Bu dönemin tabipleri ameliyatlar yapabilmekteydi.Les médications employées en chirurgie par les praticiens de l’époque pourraient nous surprendre.
İletilerde yazım kontrolü yapabilme (Yalnızca İngilizce).Le dossier d'inscription n’est qu’en anglais.)
Büyük sayılarla karmaşık hesaplamaları akıldan yapabilmektedir.Effectuez des calculs complexes.
Bununla birlikte oyuncu istediğini yapabilmekte özgürdür.Il affirme que l'orateur est libre car il fait ce qu'il veut.
Bu başarılar ona tam zamanlı yazarlık yapabilmesi için yeterli geliri sağladı.Le succès lui a permis de devenir écrivain à plein temps.
Çok güzel resim yapabilmektedir.Il savait dessiner à merveille.
Vatandaşların halk oylaması çağrısı yapabilmesi için ise 430.000 seçmenin imzası istenir.Le référendum d’initiative populaire est possible à partir de la demande de 30 000 électeurs.
Sadece Île-de-France bölgesinden en iyi futbolcular burada çalışma yapabilme hakkına sahiptirler.Seuls les Nobles de la planète Ig ont le droit de jouer au Jeu.
İhtiyaç duyulduğu zamanlarda şutör gard pozisyonunda da görev yapabilmektedir.Il peut également occuper le poste de latéral gauche si nécessaire.
Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.Il ne sort pas beaucoup et ne sait pas trop quoi faire de sa vie.
Burada, isteyen herkes kayıt yapabilmektedir.Toute personne qui le souhaite peut y envoyer son texte.
Verimli toprakları işleyen helotlar yılda iki kez hasat yapabilmektedir.Les bonnes terres, grassement fumées, produisent parfois deux récoltes par an.
Mary onu bir kez daha yapabilme fırsatını bekliyor.Mary espera tener la oportunidad de hacerlo otra vez.
Özgürlük, başka birine zarar vermeyen her şeyi yapabilmekte düğümlenmektedir.La libertad consiste en poder hacer todo aquello que no cause perjuicio a los demás.
En iyi seçimi yapabilmek için kişi çeşitli ürünlerin farklı özelliklerini karşılaştırmalıdır.Para escoger lo mejor, uno debe comparar la infinidad de características de varios productos.
Çünkü; enerji nesneler üzerinde iş yapabilme yeteneği olarak tanımlanır.La energía se puede definir como la capacidad de realizar un trabajo.
Üzerinde değişiklik yapabilme.No cambies nada.
Bu platformda yalnızca onaylanmış kullanıcılar yayın yapabilmektedir.Sólo tienen acceso a esta red aquellos que tengan permiso.
Hem oyun kurucu hem de şutör gard olarak görev yapabilmektedir.Puede jugar tanto como de base como de escolta.
Bu vazifeyi yapabilmesi için bu vitaminin 5,10- metiltetrahidrofolat halinde olması gerekir.Antivirus 5.0 es capaz de hacer eso.
Konserlerde en az 40.000 kişiye ev sahipliği yapabilmektedir.Para conciertos, el campo puede albergar hasta 60.000 personas.
Zor olan bunu iyi yapabilmektir.Lo que está bien… no puede estar mal.
Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir.“Lo que cuenta no es vivir lo mejor posible, sino vivir lo más posible.”
Bununla birlikte oyuncu istediğini yapabilmekte özgürdür.En el resto de los casos el jugador está obligado a hacer lo que pueda hacer.
Hatta yoğun kar altında bile av yapabilmektedir.En las montañas más altas incluso puede nevar.
ICANN tarafından akredite edilen şirket çok sayıda uzantının tahsisini yapabilmektedir. ^Mientras tanto, la asociación con ICANN fue esforzada a través de la firma de varios acuerdos de cooperación.
Bu yapabilmeyi istediğim bir şey.Questa è una cosa che vorrei poter fare.
Çeviri yapabilmek için anadil dışında en az bir dil daha bilmek gerekir.Per poter tradurre è necessario conoscere almeno un'altra lingua oltre alla propria lingua materna.
Bunun yanında manyetik bir savunma da yapabilmektedir.Inoltre può anche vantare un'ottima capacità difensiva.
Bunun üzerine Lynch, uzun metrajlı bir film yapabilmek için projeye bir son hazırladı.Lynch ha quindi fornito un finale al progetto, rendendolo un film.
Mekan aynı zamanda boks maçlarına da ev sahipliği yapabilmektedir.Dopo la ristrutturazione può ospitare anche le partite ufficiali.
Diğer katılımcılar da , personelin gözetimi altında haberlere katılım yapabilmektediler.I leader dei diritti umani credono anche che le autorità monitorino le loro comunicazioni.
Oyuncular Lua ile kodlayıp oyunlarını daha iyi yapabilmektedirler.Al contrario, le Radeon processano meglio con i giochi.
Bununla birlikte oyuncu istediğini yapabilmekte özgürdür.Pur di recitare è disposta a tutto.
Çizime çok önem vermiştir ve artrit olduktan sonra bile çizim yapabilmekteydi.Per poter dipingere bisogna prima saper disegnare.
Bu teknoloji de insan unsuruna bağımlı olup, onun yönetimi doğrultusunda iş yapabilmektedir.L'uomo deve saper dominare queste emozioni e vivere secondo dovere.
Özellikleri ani ve keskin dönüş yapabilmelidir.Può avere un andamento rettilineo o ondulato.
Derleme işlemlerini GCC'den 9 kat daha hızlı yapabilmektedir.Например, TCC примерно в 9 раз быстрее GCC.
Bununla birlikte oyuncu istediğini yapabilmekte özgürdür.Игрок обладает свободой делать то, что захочет.
1925 yılında İffet'in ailesi, İffet'in Mekke'de hac yapabilmesi için mali yardım istedi.В 1925 году семья Иффат попросила финансовую помощь для паломничества в Мекку для Иффат.
Üzerinde değişiklik yapabilme.Его нельзя на что-то променять.
Bu zabıtlar üzerinde tetkik yapabilmek, Şehir prefect'inin iznine bağlıydı.С последствиями разграбления пришлось столкнуться префектам города.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.Соответственно, в одиночку выполнить задачу не представляется возможным.
Sıra tabanlı oyunlarda oyuncular hamle yapabilmek için karşı tarafın hamlesini beklemek zorundadırlar.Чтобы идти вперёд по дорожке, игроки должны правильно отвечать на вопросы.
Hava durumu tahmini yapabilmektedir.Представляла собой прогноз погоды.
Bunu en iyi katı yağlayıcılar yapabilmektedir.Сюда могут прибывать самые тяжёлые грузовые самолеты.
Ayrıca Mars'ta biyosfer yapabilme belirsizdir.Теоретически в Гесперийскую эру на Марсе могла существовать и биосфера.
Bu başarılar ona tam zamanlı yazarlık yapabilmesi için yeterli geliri sağladı.منحته تلك النجاحات الدخل الكافي للكتابة بدوام كامل.