Tom bunu yapabilmesinin hiçbir yolu olmadığını biliyordu.Tom knew there was no way he could do that.
Bunu bir daha yapabilmeyi hiç beklemedin, değil mi?You never expected to be able to do that again, did you?
Tom bunu benden daha iyi yapabilmeliydi.Tom should've been able to do that better than me.
Tom, senin yardımın olmadan bunu yapabilmelidir.Tom should be able to do that without your help.
Tom, yardım olmadan bunu yapabilmelidir.Tom should be able to do that without any help.
Tom üç saat içinde bunu yapabilmelidir.Tom should be able to do that in three hours.
Tom bunu kolayca yapabilmeliydi.Tom should've been able to do that easily.
Tom, denerse bunu yapabilmeli.Tom should be able to do that if he tries.
Tom'un bunu yapabilmesi gerekiyor.Tom is supposed to be able to do that.
Tom, bunu yapabilmeyi dilediğini söyledi.Tom said he wished he could do that.
Tom, bunu Mary kadar iyi yapabilmeyi dilediğini söyledi.Tom said he wished he could do that as well as Mary.
Gerçekten denersen, bunu yapabilmelisin.If you really try, you should be able to do that.
Tom bunu yapabilmeli.Tom ought to be able to do that.
Tom ve Mary, John'un bunu onlar için yapabilmesini umuyordu.Tom and Mary had hoped John could do that for them.
Bir hata yapabilmekten korktum.I was afraid that I might make a mistake.
Bunu yapabilmek için şanslıydım.I was fortunate to be able to do that.
Tom'un bunu yapabilmesi olasılığı Mary'yi endişelendirdi.The possibility that Tom might be doing that worried Mary.
Bunu yapabilmem mümkün değil.I can't possibly do it.
"Bu mesleği yapabilmek için gelişmiş bir egonuz olmalı"."Bu mesleği yapabilmek için gelişmiş bir egonuz olmalı".
Yetişkinler de 4 euro karşılığında müzeye giriş yapabilmektedir.Adults too can enjoy at the museum with an entry ticket of 4 euros.
Bu başarılar ona tam zamanlı yazarlık yapabilmesi için yeterli geliri sağladı.These successes gave him sufficient income to write full-time.
HETI, uzak tüccarların ticaret odasındaki işlemlerle eşit koşullarda işlem yapabilmelerini sağladı.HETI enabled remote traders to conduct transactions on equal terms with those in the trading room.
200'den fazla resim formatı üzerinde okuma ve yazma yapabilmektedir.It can read and write over 200 image file formats.
Özgürlük, başka birine zarar vermeyen her şeyi yapabilmekte düğümlenmektedir.Liberty, therefore, is the right to do everything that harms no one else.
Bununla birlikte oyuncu istediğini yapabilmekte özgürdür.However, the player is free to do whatever they wish.
En iyi seçimi yapabilmek için kişi çeşitli ürünlerin farklı özelliklerini karşılaştırmalıdır.In order to make the best choice, one must compare the many different aspects of various products.
Bir devlet başkanı ancak beş yıla kadar iki dönem görev yapabilmektedir.A president can only serve up to two five-year terms.
Hooke’un malzemelerinin, ölçümü başarılı bir şekilde yapabilmesi için çok özensiz olduğu biliniyor.It is now known that Hooke's equipment was far too imprecise to allow the measurement to succeed.
Akıl, İslam'da akıl zekadan ziyade ileriyi görebilmek ve ona göre hazırlık yapabilmektir.Before Raye dies, he sees Light, realizing that he is indeed Kira.
Ayrıca fitness eğitmeni ve kişisel antrenörlük yapabilmektedir.She is also a qualified fitness instructor and personal trainer.
Yeniden sadece internetten yayın yapabilmektedir.It's broadcasting on the Internet only.
Endüstriyel gelişime yatırım yapabilmek için Polonya, ürettiği modern teçhizatın tamamını satıyordu.To raise funds for industrial development, Poland sold much of the modern equipment it produced.
Yüksek sıcaklıktaki ısı daha çok iş yapabilme kapasitesine sahiptir.Heat of higher temperature is richer, is capable of doing more work.
Norveç pasaportu Norveç vatandaşlarına uluslararası seyahat yapabilmeleri amacıyla verilmektedir.Norwegian Passports are issued to nationals of Norway for the purpose of international travel.
1925 yılında İffet'in ailesi, İffet'in Mekke'de hac yapabilmesi için mali yardım istedi.In 1925, Iffat's family asked for financial assistance for a Makkah pilgrimage for Iffat.
Bunu yapabilmesi için de ona elması verir.He gives Tom an apple to do so.
Komünist Parti'den ayrıldı, böylece radyo programları yapabilmeye başladı.He broke with the Communist Party, which made it easier for him to book radio performances.
SSH'yi destekleyen bir mobil veya gömülü cihaz üzerinde geliştirme yapabilmek için.For development on a mobile or embedded device that supports SSH.
Zor olan bunu iyi yapabilmektir.He is good enough to do it.
Üzerinde değişiklik yapabilme.PLEASE DO NOT CHANGE.
HP dayanıklılığı, SP ise büyü yapabilmeyi ifade eder.Physical abilities use up HP whilst elemental and support magic use SP.
Bunu tek başına yapabilme olasılığı çok saçma.It's daft to think you can do it alone.
19. yüzyıldaki pek çok şirket, markalarının reklamını yapabilmek için bu araçları kullandı.Many 19th century companies used the elaborate barware to advertise their brands.
Çok güzel resim yapabilmektedir.She can take very good photos.
Hava durumu tahmini yapabilmektedir.Understanding The Weather Forecast.
Çünkü; enerji nesneler üzerinde iş yapabilme yeteneği olarak tanımlanır.Energy is often defined as the ability to do work.
Ancak daha sonra din dışı müzikler yapabilmek için Los Angeles'a taşındı.He later moved to Los Angeles to seek musical opportunities.
İspanyol pasaportu İspanya vatandaşlarına ülke dışı seyahat yapabilmeleri nedeniyle verilir.Spanish passports are issued to Spanish citizens for the purpose of travel outside Spain.
Adaylar eğitim gördükleri okulda başvurularını yapabilmektedir.Students can only represent the school at which they study.
Editör aynı zamanda kapalı alan ayarları yapabilmektedir.The editor can also construct indoor settings.
Lisanslı ve lisanssız bantta yayın yapabilmektedirler.It will be able to provide both mobile and fixed wireless broadband services.
"Bak. Bu işi yapabilmenin tek yolu bu.""Look, that's the only way you'll ever do it."
Cildinize doğasında var olanı yapabilmesi için yardımcı olun.Help your skin do what it was naturally designed to do.
Eğer birimiz bir şeyi yapabilme hakkınsa sahipse, bu hak herkes için de geçerli olmalı."Okay, that's kind of weird but... well, people should be together if they like each other a lot.
Ama size söylemem gerekir ki -- bunu yapabilmek imkansız oldu.But I've got to tell you -- it became impossible to do that.
Kendini geliştirmek isteyen bir öğretmen bile bunu yapabilmek için gerekli araçlara sahip değil.Even a teacher who wants to improve doesn't have the tools to do it.
Tamam, şimdi, eğer zihninizi aldatmama izin vermediyseniz, hepiniz bunu yapabilmelisiniz.OK, now, if you did not allow me to deceive your minds, you would all be able to do this.
Bunu yapabilmek için de muhtemelen bugünkünden daha ileri bir teknoloji gerekiyor.To do that we'll probably need much more sophisticated technology than we have today.
Bunu yapabilmek için sadece eğğimlerine bakmamız gerekmektedir.And to do that, we just have to keep looking at the slopes.
Şimdi aynı genom projesini 2 saat ila 8 saat arası bir sürede tamamıyla yapabilmekteyiz.We can now do that same genome project in the order of two to eight hours.