Yapacak işlerim var; o yüzden git ve beni yalnız bırak.I have work to do, so go away and leave me alone.
Şimdi ne yapacağımızı bilmiyoruz.Now we don't know what to do.
Bunu yapabileceğini umuyorum.I hope you can do this.
Korkarım ki onu yapamam.I'm afraid I can't do that.
Hamile olduğundan beri karımın hiç cinsel dürtüsü yok. Ne yapabilirim?My wife has no libido since she got pregnant. What can I do?
Tom diğerlerine hile yapan insanları sevmez.Tom doesn't like people who manipulate others.
Hâlâ yapacak şeylerim var.I still have things left to do.
Hadi yapalım!Let's do it!
O yapacağını söylediği şeyi neredeyse hiç yapmaz.She almost never does what she says she's going to do.
Bunu hâlâ yapabilecek miyim?Will I still be able to do it?
O her ay gaz için ne kadar ödeme yapar?How much does he pay for gas each month?
Belki de bir çocuk böyle bir zalim bir şey yapar mıydı?Maybe a child would do such a cruel thing?
Yemek yapacak vaktim yok.I don't have time to cook.
Fast food bağımlılık yapabilir.Fast food can be addictive.
Çocuklar kardan adam yapabilecekleri ilk karı iple çektiler.The children looked forward to the first snow that they might build a snowman.
Eğer kafanıza koyarsanız onu yapabilirsiniz.You can do it if you put your mind to it.
Onu nasıl yapacağımı bana gösterir misiniz?Would you be willing to show me how to do that?
Bugün tekrar elimizden geleni yapalım.Let's do our best again today.
Elinizden geleni yaparsanız, muhtemelen başarırsınız.If you do your best, you're likely to succeed.
Yardım etmek için yapabileceğim bir şey varsa, lütfen bana bildirin.If there's anything I can do to help, please let me know.
Seni hayal kırıklığına uğratmamak için elimden geleni yapacağım.I'll do my very best not to disappoint you.
Onu nasıl yapacağımı bilmiyordum fakat denemek için istekliydim.I didn't know how to do it, but I was willing to give it a try.
Tom genellikle öğle yemeğinden sonra kısa bir şekerleme yapar.Tom usually takes a short snooze after lunch.
Bu gece ne yapacağımı bilmiyorum!I don't know what to do tonight!
Bu akşam ne yapacağımı bilmiyorum!I don't know what to do this evening!
Ben her tür işi yapacağım.I'll do any kind of work.
Ne yapabildiğimi kontrol et.Check out what I've been up to.
Bütün yapabildiğim sessizce çalışmak.All I can do is work in silence.
Üzgünüm ama öyle yapamam.Sorry, but I can't do so.
Lütfen ne yapacağınıza karar vermeden önce zaman ayırın.Please take your time before deciding what to do.
Ne yapacağına karar vermek sana kalmıştır.It's up to you to decide what to do.
Ne yapacağına karar vermek sana kalmış.It's up to you to decide what to do.
Tom'un daha sonra ne yapacağına karar verme sorunu vardı.Tom had trouble deciding what to do next.
Belki Tom bu tür şeyi yapamayacak kadar çok yaşlı.Perhaps Tom is too old to do this kind of thing.
Yatmadan önce genellikle banyo yaparım.I usually take a bath before going to bed.
Tom lezzetli kurabiyeler yapar.Tom makes delicious cookies.
Tom lezzetli kahve yapar.Tom makes delicious coffee.
Tom sadece kendisine yap denilen şeyi yapar.Tom just does what he's told to do.
Jane yarın sabah ne yapacak?What is Jane going to do tomorrow morning?
Bunu zevkle yapacağız.We'll do it with pleasure.
Akşam yemeği için ne yapacağımı merak ediyorum.I wonder what to make for dinner.
Tom çok konuşan ve az iş yapan biridir.Tom is all talk and no action.
Öğretmenime daha sonra ne yapacağımı sordum.I asked my teacher what I should do next.
İyi yapacağını umuyorum.I hope you do fine.
Sherlock Holmes en küçük detaylardan çok fazla çıkarım yapabilirdi.Sherlock Holmes could deduce much out of the smallest details.
Tom oldukça çok para yapar.Tom makes quite a bit of money.
Tom'un ne yapacağı hakkında fikri yoktu.Tom has no idea what to do.
Tom'un yapacak biraz açıklaması var.Tom has some explaining to do.
Tom'un yapacak biraz alışverişi var.Tom has some shopping to do.
Tom'un derhal yapacağı bir şeyi var.Tom has something to do right now.
Canım sıkkın ve yapacak hiçbir şeyim yok.I'm bored and I have nothing to do.
Sık sık hata yaparım.I often make mistakes.
Ben sık sık hatalar yaparım.I often make mistakes.
Yapabilirsen onu affet. O suçlu değil.Forgive him if you can. He is not guilty.
Bunu yaparsan sana yardım edebilirim.If you do it, I might be able to help you.
Tüm yapabileceğin şikâyet etmektir.All you do is complain!
Sen zaten onu kendi başına yapacak kadar büyüksün.You're already big enough to do it by yourself.
Ona yardımcı olmaya çalıştım ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu.I tried to help him, but there was no way I could.
Ona yardım etmeye çalıştım ama yapabileceğim hiçbir şey yoktu.I tried to help her, but there was no way I could.
Bugüne kadar bunu nasıl yapacağımı bilmiyorum.I don't know how I'm going to make it through today.