Tom sadece yapmak istediğini yapar.Tom does only what he wants to do.
Tom işin çoğunu kendi başına yapar.Tom does most of the work by himself.
Tom gitar çalmanın dışında çok az şey yapar.Tom does little other than play the guitar.
Tom ünlü kişilerin taklitlerini yapar.Tom does impersonations of famous people.
Tom iyi iş yapar.Tom does good work.
Tom mükemmel iş yapar.Tom does excellent work.
Tom para biriktirmek için yapabileceği her şeyi yapar.Tom does everything he can to save money.
Tom para biriktirmek için elinden gelen her şeyi yapar.Tom does everything he can to save money.
Tom aslında Mary'nin yaptığı aynı şeyi yapar.Tom does basically the same thing as Mary does.
Tom eğitiminin tamamını gece yapar.Tom does all of his studying at night.
Tom çok fazla gönüllü iş yapar.Tom does a lot of volunteer work.
Tom başka ne yapacağını bilmiyordu.Tom didn't know what else to do.
Tom'un başka bir şey yapacak yeterli zamanı yoktu.Tom didn't have enough time to do anything else.
Tom sürücü belgesini almak için sürücü testinde yeterince iyi yapamadı.Tom didn't do well enough on the driver's test to get a driver's license.
Tom onun yaptığını iddia ettiğini muhtemelen yapamazdı.Tom couldn't possibly have done what you claimed he did.
Tom yapmak istediğini yapamadı.Tom couldn't do what he wanted to.
Tom öyle bir şey yapamadı.Tom couldn't do something like that.
Tom sorun hakkında bir şey yapamadı.Tom couldn't do anything about the problem.
Tom onun hakkında bir şey yapamadı.Tom couldn't do anything about it.
Tom ona yapmasını istediğin şeyi asla yapamadı.Tom could never do what you are asking him to do.
Tom istediği bir şeyi yapabilirdi.Tom could have done anything he wanted.
Tom Mary'nin nehrin aşağısına doğru sürüklenişini izlemekten başka bir şey yapamadı.Tom could do nothing but watch Mary being swept down the river.
Tom ne yapacağını Mary'ye kesinlikle söyledi.Tom certainly told Mary what to do.
Tom kesinlikle bacaları temizleyerek iyi bir iş yapar.Tom certainly does a good job cleaning chimneys.
Tom bana ne yapacağımı söyleyemez.Tom can't tell me what to do.
Tom bir öğretmen olarak kendi resmini yapamaz.Tom can't picture himself as a teacher.
Tom işi tek başına yapamaz. Ona yardım eder misiniz?Tom can't do the job by himself. Would you mind helping him?
Tom onun hakkında bir şey yapamaz.Tom can't do anything about it.
Tom ne yapacağına karar veremiyor.Tom can't decide what to do.
Tom Mary'nin desteği olmadan onu yapabilir.Tom can make it without Mary's support.
Tom, bildiğim kadarıyla ne isterse yapabilir.Tom can do whatever he wants as far as I'm concerned.
Tom işi yapabilir, eminim, fakat onun uzun zamanını alacaktır.Tom can do the job, I'm sure, but it'll take him a long time.
Tom hemen her şeyi yapabilir.Tom can do just about anything.
Sanırım, Tom daha iyi yapabilir.Tom can do better, I think.
Tom her çeşit şeyi oldukça iyi yapabilir.Tom can do all sorts of things quite well.
Tom ne yaparsa yapsın, Mary'nin ondan hoşlanmayacağı sonucuna vardı.Tom came to the conclusion that no matter what he did, Mary wouldn't like it.
Tom oğlunun eğitimi için nasıl ödeme yapacağı hakkında endişelenmeye başladı.Tom began to worry about how he was going to pay for his son's education.
Tom Mary'ye ne yapacağını sordu.Tom asked Mary what to do.
Tom, görünüşe göre yapacağını söylediği şeyi yapmadı.Tom apparently didn't do what he said he would do.
Tom ve sadece Tom onu yapabilir.Tom and only Tom can do it.
Mary ne yaparsa yapsın, Tom her zaman Mary'yi affeder.Tom always forgives Mary, no matter what she does.
Mary'ye yardım etmek için Tom'un yapabileceği bir şey yoktu.There was nothing Tom could do to help Mary.
Hiç kimse Tom'un yapabildiği kadar iyi pizza yapamaz.Nobody can make pizza as well as Tom can.
Ne yaparsan yap, Tom asla kabul etmez.No matter what you do, Tom will never agree.
Ne yaparsam yapayım, Tom her zaman şikâyet eder.No matter what I do, Tom always complains.
Tom'un Mary'ye yapacağını söylediği şeyi yapmaması beni hiç şaşırtmadı.It didn't surprise me at all that Tom didn't do what he'd told Mary he was going to do.
Sanırım, eğer uğraşırsa Tom onu yapabilir.I think Tom can do it if he tries.
Bütün gün oturup Tom'u beklemekten daha iyi yapacak şeylerim var.I have better things to do than sit around all day waiting for Tom.
Senin için yapabileceğim bir şey var mı?Is there something I can do for you?
Burada oturup senin dedikodunu dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I've got better things to do than to sit here listening to your gossip.
Yapabildiğimin en iyisini yapıyorum.I'm doing the best I can.
Yapabileceğimin en iyisini yapacağım.I'll do the best I can.
Senin çocuklarının güvende olmalarını sağlamak için gücüm dahilinde her şeyi yapacağım.I'll do everything within my power to make sure your children are safe.
Keşke yapabildiğimden daha fazlası olsa.I wish there was more I could've done.
Burada durmak ve senin hakaretlerini dinlemekten daha iyi yapacak işlerim var.I have better things to do than stand here and take your insults.
O, kötü yemek yapar.She is terrible at cooking.
Yüzme oldukça iyi yapabildiğim bir şey.Swimming is one thing I can do fairly well.
Resim yapma oldukça iyi yapabileceğim başka bir şeydir.Painting is another thing I can do fairly well.
Bacağım uyuştu, bu yüzden ne yaparsan yap, şimdi bacağıma dokunma.My leg's gone to sleep, so whatever you do, don't touch my leg now.
Yapabileceğim tek şey bir bardak çay getirmek.The only thing I can do is bring a cup of tea.