Ne yapacağına karar vermek size kalmış.It is up to you to decide what to do.
Ne yapacağım hakkında düşünmeliyim.I must think about what to do.
Her ne yaparsanız yapın, başarılı olacağınızdan eminsiniz.You are sure to succeed, whatever you do.
Vakit geçirmek için ne yaparsın?What do you do to pass the time?
Ne yapacağımı bilmediğim için, orada sessizce durdum.Not knowing what to do, I stood there silently.
Ne yapacağımı bilmediğim için, bir şey yapmadım.Not knowing what to do, I did nothing.
Ne yapacağıma dair en ufak bir fikrim yok.I don't have the slightest idea what to do.
Bana ne yapacağımı söyle.Tell me what to do.
Yapacak bir şey olmadığı için, televizyon izledim.Having nothing to do, I watched television.
Bana yardım etmek için bir şey yapamaz mısınız?Can't you do something to help me?
Ben bir şey yapacağım.I'll do anything.
Ne yapacaksın?What are you going to do?
Ne yapacaksınız?What are you going to do?
Biz ne yapacağımızı tartıştık.We discussed what to do.
Bize bir açıklama yapar mısın?Will you give us a statement?
Bize bir açıklama yapacak mısın?Will you give us a statement?
Bana yapacak bir şey ver.Give me something to do.
Bana yapacak bir şey verin.Give me something to do.
Senin için yapacağım bir şey var mı?Is there anything I can do for you?
Bir şey satın almadan önce kendine onsuz yapabilip yapamayacağını sorsan iyi olur.Before buying anything, you had better ask yourself whether you cannot do without it.
Senin için yapabileceğim bir şey varsa, benimle temasa geçtiğinizden emin olun.Be sure to get in touch with me, if there is anything I can do for you.
Sizin için bir şey yapabilir miyim?Can I do anything for you?
Yapabileceğin bir şey var mı?Is there anything you can do?
Sizin için yapabileceğim bir şey var mı?Is there anything that I can do for you?
Savaş çıksa ne yaparsın?What would you do if war were to break out?
Yapabileceğim bir şey yok.There's nothing I can do.
Ben sadece hatalar yapan bir çocuğum.I'm just a boy who makes mistakes.
Ben sadece hata yapan bir çocuğum.I'm just a boy who makes mistakes.
Onu yapamam.I can't do it.
Eğer başbakan olsam Clinton'la iyi bir konuşma yaparım.If I were prime minister, I'd give Clinton a good talking to.
Yolsuzluk yapan siyasetçiler kahrolsun.Down with corrupt politicians.
Bir tek gün için bile tuzsuz yapamayız.We cannot do without salt even for a single day.
Konuşma yapan biri herkesin onu görebileceği yerde durmalı.A person giving a speech should stand where everyone can see him.
İngiltere her erkeğin görevini yapacağını umuyor.England expects that every man will do his duty.
İngilizce yazarken, nadiren hata yapar.When writing English, she rarely makes a mistake.
İngilizce öğrenenler İngilizce sözlükler olmadan yapamazlar.Those who learn English cannot do without English dictionaries.
İngilizce sözlük olmadan yapabilir misin?Can you do without an English dictionary?
Egzersiz vücudunu kuvvetli yapar.Exercise makes your body strong.
Egzersiz yaparsan daha kuvvetli olacaksın.You will be more vigorous if you exercise.
Egzersizleri yapabilir miyim?Can I do exercises?
Yağmurlu günler beni depresif yapar.Rainy days make me depressed.
Yağmur olmasaydı, keyifli bir yolculuk yapardık.But for the rain, we would have had a pleasant journey.
Uzayda yolculuk yapabileceğimiz zaman geldi.The time has come when we can travel through space.
Çok fazla içmek hayatınızı bir harabe yapacaktır.Too much drinking will make your life a ruin.
Genelleme yaparsak, Batılılar balığı çiğ yemezler.Generally speaking, Westerners don't eat fish raw.
Bir anda iki şey yapamam.I can't do two things at a time.
Çok pratik yaparsan İngilizceyi daha iyi konuşabileceksin.You'll be able to speak English better if you practice hard.
Haftada kaç kez banyo yaparsınız?How often a week do you take a bath?
Bana bir iyilik yapar mısın?Would you do me a favor?
Yıprandıkları zaman giysilerinle ne yaparsın?What do you do with your clothes when they are worn out?
Yapabilen yapar, yapamayan öğretir.He who can, does. He who cannot, teaches.
Daha önce o durumda yakalandığım için ne yapacağımı tam olarak biliyordum.Having been caught in that situation before, I knew exactly what to do.
Yuvamızı sevgi ve mutluluk dolu yapacağımızı umuyoruz.We hope we will make our home full of love and happiness.
Yapacak bir sürü işim var.I have a lot of work to do.
Biz Amerika Birleşik Devletleri ile iş yaparız.We do business with the United States.
Şarap yemek yapabilir.Wine can make the meal.
Longlar yarın bir garaj satışı yapacaklar.The Longs are having a garage sale tomorrow.
Bir robot bir insanın yapabileceğinden daha çok iş yapabilir.A robot can do more work than a man can.
İyi çitler iyi komşular yapar.Good fences make good neighbors.
Yapacak çok ev ödevim var.I have a lot of homework to do.