Onları yenmek için, çok sıkı antrenman yaparız.In order to beat them, we practice very hard.
Ona itaat etmekten başka bir şey yapamıyorum.I can't do anything but obey him.
Tüm bunlardan sonra, tanrılar bile zaman zaman hata yapabilirler.After all, even the gods may err at times.
Büyüdüğün zaman ne yapacaksın?What will you do when you grow up?
Onu yapabilirsin, değil mi?You can do it, can't you?
Piyangoda on milyon dolar kazansan, o parayla ne yaparsın?If you won ten million dollars in a lottery, what would you do with that money?
Yolu yok, onu yapacağım.There's no way I'm going to do that.
Geçinmek için ne yaparsın?What do you do for a living?
Hadi onu yapalım.Let's do it.
Hadi yapalım şu işi.Let's do it.
Ne alışveriş yapacak ne de anneme hoşça kal diyecek vaktim vardı.I had neither the time to go shopping, nor to say goodbye to my mother.
Her gün egzersiz yapacağım.I'm going to exercise every day.
Hâlâ yapacak bir sürü iş var, bu yüzden sıkılmayacağım.There's still a lot left to do, so I won't get bored.
Tanrıların yapamayacağı şey yoktur.There is nothing that the gods may not do.
Onu tek başıma yapabilirim!I can do it by myself!
Biz sadece Uygur yemeği yaparız.We only make Uighur food.
Bu hatayı kendim yapacağımı hiç düşünmemiştim.I never thought I'd make this mistake myself.
Bundan fazlasını yapamam.I can't do any more than this.
Ne yapabileceğimizi konuştuk.We talked about what we could do.
YZ, yapay zekâ anlamına gelir.AI means Artificial Intelligence.
Yarım saat sonra gidersek Mary onu yapabilir.Mary might be able to make it if we go half an hour later.
Ben her sabah alışveriş yaparım.I do the shopping every morning.
Başka bir gezegenden biriyle karşılaşsanız ne yaparsınız?What would you do if you met a person from another planet?
Ben onu yapacağım.I'll do it.
Ben de bunu yapamam.I can't do it either.
Sanırım yapabilirim.I think I can.
En azından yapabileceğin şey bana cevap vermek.The least you could do is to answer me.
Ben bir telefon araması yapabilir miyim?Can I make a phone call?
Bir kişisel çekle ödeme yapabilir miyim?Can I pay you with a personal check?
Onu nasıl yaparsınız?How do you make that?
Ben her sabah banyo yaparım.I take a bath every morning.
O hiçbir şey yapamaz durumdaydı.He was bound hand and foot.
Onu yapamadım.I couldn't make it.
Her çocuk zaman zaman yaramazlık yapar.Every child misbehaves from time to time.
Denedikleri sürece bunu herkes yapabilir.Anyone can do it as long as they try.
Bunu yapabilecek birisi varsa, o da sensin.If anyone can do it, it's you.
Sensiz ne yaparım?What would I do without you?
Ne yapacağını bilmiyordu.She was at a loss what to do.
Yapabildiğin kadar yükseğe sıçra.Jump as high as you can.
Ben bir siesta yapacağım.I'm going to have a siesta.
Bir tenis maçı yapalım.Let's have a game of tennis.
Ne yapabilirim?What could I do?
Kasiyer size indirim yapacak.The cashier will give you the discount.
Gençlerin yapacağı bir şey yok.There is nothing for teenagers to do.
Gelecek yıl ne yapacaksın?What are you going to do next year?
Ben her sabah kahvaltı yaparım.I eat breakfast every morning.
Sana yapabildiğim kadar çok yardımcı olacağım.I'll help you as much as I can.
Yarın hava güzel olursa, piknik yapacağız.If the weather is nice tomorrow, we will have a picnic.
Benimle Japonca pratik yapar mısın?Can you practice Japanese with me?
48 saati dakikaya dönüştürürseniz, kaç dakika yapar?If you convert 48 hours into minutes, how many minutes does that make?
Kaç kuruş bir lira yapar?How many pennies does it take to make one pound?
Kaç peni bir pound yapar?How many pennies does it take to make one pound?
Yapabileceğiniz ne olursa olsun, sonuç hâlâ aynı olacaktır.Regardless what you may do, the outcome will still be the same.
Yarın kar yağarsa bir kardan adam yapacağım.If it snows tomorrow, I'll build a snowman.
Her şey iyi giderse, ben günde 2-3 adet yapabilirim.If all goes well, I can make 2-3 pieces per day.
Başka hiç kimse işimi yapamadı.No one else could do my work.
Bataklık arazi üzerinde binalar yapamazsın.You can't build buildings on swampy land.
Endişelenme. Bunu ben yapacağım.Don't worry. I'll do it.
Çok fazla kakao kafanı dağınık yapabilir.Too much cocoa can mess with your head.
Onlar bana ödeme yaparsa, onu yaparım.I'll do it if they pay me.