yapıyorlar ile cümle

yapıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
. Bir futbol maçında bando grubu iki hediyeli bir çekiliş yapıyorlar. .Крокуючий оркестр бере участь у лотереї з двома призами, що відбувається на футбольній грі.
. Bir futbol maçında bando grubu iki hediyeli bir çekiliş yapıyorlar. .Маршируваща група провежда томбола при футболна игра с две награди.
Bir futbol maçında bando grubu iki hediyeli bir çekiliş yapıyorlar. .持っています。 最初のチケットを取り出して、勝者が決めたら、
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.Az egyik, hogy az emberi lények bármit megtesznek, hogy megtalálják és kapcsolódjanak egymáshoz.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.Đầu tiên đó là con người sẽ đi bao xa tuỳ thích để tìm và kết nối nhau lại.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.Det första är att människor gör vadsomhelst för att hitta och kommunicera med varandra.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.Det første er at mennesker vil gå til uanede længder om nødvendigt for at finde og få forbindelse til andre.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.먼저 인간이라는 존재는 어떻게든 서로 만나고 싶어한다는 것입니다.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.La prima è che gli esseri umani faranno sempre tutto il possibile per trovare e per comunicare con gli altri.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.Poprvé, ľudia pôjdu tak ďaleko, ako sa len dá, aby sa navzájom našli.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.Primul e că oamenii vor face tot ce le stă în putință pentru a se găsi și a se conecta între ei.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.První je, že lidské bytosti půjdou jakkoli daleko, aby se spojily s ostatními.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.Ten eerste het feit dat mensen alles zullen doen om anderen te vinden en te leren kennen.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.Το πρώτο είναι πως τα ανθρώπινα όντα θα κάνουν ότι χρειαστεί για να βρουν και να συνδεθούν μεταξύ τους.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.Първото е, че човешките същества ще преминат през всякакви перипетии, за да се намерят и свържат едни с други.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.האחד הוא שבני האדם יעשו מאמצים גדולים כדי למצוא אחרים ולהתחבר אליהם.
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.الاول ان البشر سيذهبون اي مسافة ضرورية ليجدو و يتصلو مع الاخرين
Birincisi, insanlar birbirlerini bulup birbirleriyle bağlantıya geçmek için gerekli her şeyi yapıyorlar.互いに繋がり合うために 努力をいとわないこと 重要なのはテクノロジーではありません
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Aj keď Kanaďan podvádza systém, robí tak spôsobom, ktorý obohacuje spoločnosť.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Chiar şi atunci când înşală sistemul, un canadian o face astfel încât să şi ajute societatea.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.I když Kanaďani podvádí systém, dělají to stylem, který je prospěšný pro společnost.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Incluso cuando burlamos el sistema, los canadienses lo hacen de manera tal que la sociedad se ve beneficiada.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.만약 캐나다인들이 규칙을 어긴다면, 사회에 도움이 되기 때문에 그러는 거랍니다!
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Még ha ki is játsza a rendszert egy kanadai azt úgy teszi, hogy közben javára váljon a társadalomnak.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Même si un Canadien gruge le système, la société en retire un bénéfice.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Meskipun ketika seorang Kanada mencurangi sistem, mereka lakukan itu dalam cara yang menguntungkan masyarakat.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Mesmo quando um canadiano faz batota com o sistema, a sociedade fica a ganhar com isso. (Risos) (Aplausos)
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Nawet jeżeli Kanadyjczyk oszukuje system, to i tak robi to tak, że skorzysta na tym także społeczeństwo.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Ngay khi một người Canada gian dối một hệ thống họ làm theo cách có ích cho xã hội.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Selbst wenn Kanadier das System hintergehen, tun sie es auf eine Weise, die der Gesellschaft zugute kommt.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Selv når en canadier snyder systemet, så gør de det på en måde, der kommer samfundet til gode.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Till och med när en kanadensare lurar systemet, så gör hon det på ett sätt som värnar om samhället.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Zelfs als Canadezen het systeem te slim af zijn, doen ze het zo dat de gemeenschap er baat bij heeft.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Ακόμα και όταν ένας Καναδός εξαπατά το σύστημα, το κάνει με τρόπο που ωφελεί την κοινωνία.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Даже когда канадцы обманывают систему, они делают это так, чтобы было выгодно обществу.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Дори когато канадците излъжат системата, те го правят по начин, по който да бъдат полезни на обществото.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.Навіть коли канадці обманюють систему, вони роблять це так, щоби було вигідно суспільству.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.אפילו כשקנדי מערים על המערכת, הוא עושה זאת בדרך שמועילה לחברה.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.حتى عندما يحتال الكنديون على النظام، يفعلون ذلك بطريقة تفيد المجتمع.
Bir Kanadalı sistemi kandırdığı zaman bile, onlar bunu toplumun faydalanacağı şekilde yapıyorlar.皆の利益になる様にいかさまを働くのです
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.- egy kicsit mint a tízparancsolat-kísérlet esetén - és az emberek még kevesebbet csalnak.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.십계명 실험과 약간 비슷하죠. 그리고 부정행위도 덜 합니다.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.lidt ligesom med de ti bud eksperimentet - og folk snyder meget mindre.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.lite som med de tio budorden -- och människor fuskade mindre.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.Trochu jako u experimentu s desaterem přikázání - a lidé podvádějí dokonce ještě méně.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.-- un poco como con el experimento de Los Diez Mandamientos -- y la gente hace menos trampa.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.Un po' come nell'esperimento dei 10 Comandamenti. E le persone barano addirittura meno.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.Слегка похоже на эксперимент с 10 библейскими заповедями - и обмана даже ещё меньше.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.קצת כמו הניסוי עם 10 הדיברות -- והם מרמים עוד פחות.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.قليلاً مثل تجربة الوصايا العشر -- ويغش الناس أقل حتى.
-bir parça da On Emir'de olduğu gibi--hemen yükseliyor. ve hatta daha da az hile yapıyorlar.ズルをする人は減ったのです さて ここから何が学べるでしょう?
Bir sürü benzer şey yapıyorlar.Chúng làm rất nhiều thứ tương tự nhau
Bir sürü benzer şey yapıyorlar.De gör många liknande saker.
Bir sürü benzer şey yapıyorlar.Dělají mnoho podobných věcí.
Bir sürü benzer şey yapıyorlar.Egy csomó hasonló dolgot csinálnak.
Bir sürü benzer şey yapıyorlar.Elles font de nombreuses choses similaires.
Bir sürü benzer şey yapıyorlar.Fanno un sacco di cose simili.
Bir sürü benzer şey yapıyorlar.Hacen un montón de cosas similares.
Bir sürü benzer şey yapıyorlar.서로 비슷한 점들을 많이 가지고 있어요.
Bir sürü benzer şey yapıyorlar.Mereka melakukan banyak hal yang sama.

İlgili Sayfalar