Ana içeriğe geç
Sözlük

yapısal ile cümle

yapısal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yapısal işlevselci yaklaşıma göre toplumun çekirdeği bireydir.Il punto di vista che l'attore sceglie è un punto di vista sociale.
Rus Yapısalcı Hareketi’nin önderlerindendir.Questi sono i progetti della leadership russa.
DNA'ya bağlanan yapısal proteinler, non-spesifik DNA-protein etkileşimlerinin iyi anlaşılmış örneklerindendir.Le proteine strutturali che legano il DNA sono esempi delle interazioni aspecifiche tra DNA e proteine.
Bu dönemde kale bazı yapısal değişikliklere de uğramıştır.In questo periodo, il cacciavite subì varie modificazioni di forma.
Adaptasyon, yapısal, davranışsal, veya fizyolojik olabilir.Они могут быть физическими, психологическими или физиологическими.
Dart Google tarafından geliştirilmiş yapısal bir web programlama dili.Dart — язык программирования, созданный Google.
Rıhtımların yapısal ve iktisadî ilerlemesi birkaç on yıl boyunca devam eder.Воскресенская пристань и дорога успешно действовали несколько лет.
Kaldırma gövdeli tasarımlar kullanılarak aracın yapısal ağırlığı azaltılabilir.Для уменьшения раскачивания груза может быть использован жёсткий подвес грузозахватного устройства.
Yapısalcı model gibi.Своего рода конструктор.
Yapısalcı antropolojinin kurucusu Claude Lévi-Strauss üzerinde etkisi büyüktür.Большой вклад в развитие социальной антропологии внес известный представитель структурализма Клод Леви-Стросс.
Psikoloji'de yapısalcılık atomcu görüş olarak da bilinir.Школу локаята считают атеистической.
Bu anlamda Nicolai Sinai sureleri yapısallıklarına göre 3 farklı kategoriye ayırmaktadır.Как и в случае с гидронимами, метод переименований можно подразделить на 4 категории.
İlk DNA makinası (bir girdinin etkisiyle yapısını değiştiren bir yapısal motif) 1999'da gösterilmiştir.فأول آلةٍ دنا نانويةٍ - الحافز الذي يغير بنيته استجابةً لمدخلٍ ما - ظهرت عام 1999.
Hızlı büyüme ve yapısal gelişim Japonya'nın 1868'den beri, iki ekonomik gelişim dönemini karakterize ediyor.النمو السريع والتغير الهيكلي كان سبب تميز فترتين اليابان للتنمية الاقتصادية منذ عام 1868.
AB'ye son katılım yapısal reform için daha fazla ivme ve yön verir.انضمام الأخيرة إلى الاتحاد الأوروبي يعطي مزيدا من الزخم والاتجاه إلى الإصلاح الهيكلي.
Yapısal olarak, üç uygulama birer uygulamadır ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahiptir.والفلسفة الي ترتكز عليها هذه المعارف الثلاث واحدة، غير أن كلاً منها تطبق بشكل متفرد عن الأخرى.
Yapısal olarak, üç uygulama vardı, ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahipti.هذا لا يزال صحيحا اليوم، ولكن لكل مورد نمطه الخاص به.
Binalarda yapısal hasar verebilir ve zayıf duvarlar yıkılabilir.هذه الخاصية ستتأثر بشكل سلبي جدا مع تدمر جدران السنخ.
1990'lı yıllarda Demirci de önemli bir yapısal değişime uğramıştır.في الثمانينيات، ركائز الصناعة السويدية تم إعادة هيكلتها بتوسع.
DNA'ya bağlanan yapısal proteinler, non-spesifik DNA-protein etkileşimlerinin iyi anlaşılmış örneklerindendir.البروتينات البنيوية التي ترتبط بالدنا هي أمثلة مفهومة جدا عن التفاعلات غير المحدَّدَة للدنا مع البروتين.
Geleneksel Miskito toplumu iyi tanımlanmış politik yapısı ile yüksek derecede yapısaldır.المجتمع الهندي التقليدي يعرف نسبياً بنظامه الاجتماعي الطبقي الصارم.
Vücuttaki küçük ve büyük farklılıkların kombinasyonu yapısal olarak sergilenir.تتسم الحالة بوجود تغييرات كبيرة أو صغيرة في بنية الجسم.
Bu yaklaşımlara postmodern ve yapısalcılık sonrası kuramlar dahildir.ويعد هذا رأي أتباع ما بعد الفوردية وما بعد الحداثة.
Geç Cumhuriyet'in lejyonları yapısal olarak neredeyse bütünüyle ağır piyadeydi.As legiões de final da república eram compostas por infantaria pesada quase na íntegra.
Estonya yapısal düzenlemeler konusunda da mükemmel bir yol kat etmiştir.A Estônia também tem feito excelente progresso em relação a ajustes estruturais.
Geleneksel Miskito toplumu iyi tanımlanmış politik yapısı ile yüksek derecede yapısaldır.A sociedade misquito tradicional é altamente hierárquica, com uma estrutura política definida.
Bazı kodlamayan DNA dizileri kromozomlar için yapısal rol oynarlar.Algumas sequências de ADN não codificante têm um papel estrutural nos cromossomas.
Yaklaşık 18-19 tonluk ağırlığıyla yapısal olarak Salyut 3'e benziyordu.Estruturalmente similar à Salyut 3, ela possuía uma massa total de aproximadamente 18-19 toneladas.
İşlevselcilik YapısalcılıkFundação Laboral de Construção
DNA böylede biyolojik bilgi taşımak için değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır.Neste caso, o ADN utiliza-se como um material estrutural, mais que como um portador de informação biológica.
Yine farklı gruplarda, diğer yüzgeçlerde görülen yapısal değişiklikler, sistematik açıdan önem taşır.Para a generalização a outros projetos, variam-se esses mesmos fatores sistematicamente.
Bu yapısal modelin dayanıklılığına pek çok çevre tarafından kuşkuyla bakıldı.A eficiência deste plano, porém, foi muito questionada.
Kuarklar; elektrik yükü, renk yükü, spin ve kütle gibi çeşitli yapısal özelliklere sahiptir.Quarks possuem várias propriedades, como a carga elétrica, a massa, a carga de cor e o spin.
Yapısalcılığın ikinci bir kullanımı matematik felsefesinde ortaya çıkmıştır.Um uso secundário do estruturalismo tem sido visto recentemente na filosofia da matemática.
Elastin fibroblast hücreleri tarafından üretilen yapısal bir proteindir.A elastina é uma proteína de função estrutural que forma fibras elásticas.
Yapısal olarak, üç uygulama birer uygulamadır ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahiptir.Trata-se na verdade de três prédios distintos, porém com uma única fachada, todos com 8 pavimentos.
Yapısal olmayan programlama, program yazılış sırası ile işletilirler.Não tem um horário fixo, seus programas são mostrados durante a programação.
Payın serbest devredilebilirliği anonim şirket için yapısal bir unsurdur.A Exclusão do Acionista Controlador na Sociedade Anônima.
Geleneksel Miskito toplumu iyi tanımlanmış politik yapısı ile yüksek derecede yapısaldır.De traditionele Miskito gemeenschap is zeer gestructureerd, ook politiek.
Bazılarından yapısal motif olarak da bahsedilebilir.Sommigen worden ook wel aangeduid als structuurmotieven.
Ardından disakkaritlerin yapısal özellikleri üzerine araştırmalar yapmaya başladı.Hierna begon hij onderzoek naar de structurele eigenschappen van disacharides.
Yapısal olarak, üç uygulama birer uygulamadır ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahiptir.De single bestaat uit drie delen, elk met een eigen muziekstijl.
Yapısalcı antropolojinin kurucusu Claude Lévi-Strauss üzerinde etkisi büyüktür.Andere tekensystemen ontwaart de antropoloog Claude Lévi-Strauss.
Alüminyumdan üretilmiş yapısal bileşenler uzay ve havacılık sanayii için vazgeçilmezdir.Aluminium is daarmee het constructiemateriaal bij uitstek voor de vliegtuig- en ruimtevaartindustrie.
Hinokitiol yapısal olarak izopropil ornatıkından yoksun tropolon ile ilişkilidir.Hinokitiol is structureel verwant aan tropolone, die het isopropyl-substituent mist.
Diğer birçok bina yıkıldı veya yapısal hasar gördü.Wiele domów uległo zawaleniu lub poważnym uszkodzeniom konstrukcyjnym.
Yapısal olarak, üç uygulama birer uygulamadır ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahiptir.Każda z ostojnic natomiast ma trzy wykroje maźnicze z przyspawanymi prowadnicami.
Bu yapısal modelin dayanıklılığına pek çok çevre tarafından kuşkuyla bakıldı.Rzetelność petycji była kwestionowana przez różne środowiska.
Geç Cumhuriyet'in lejyonları yapısal olarak neredeyse bütünüyle ağır piyadeydi.Wrogowie Republiki szybko opanowali niemal całą Terrafermę.
Ancak yapısal anlamda yıkık ve virane durumundadır.Jest to przestarzała konstrukcyjnie i w złym stanie technicznym.
Ortodoks Marksizmin temel argümanlarını reddeder Yapısalcı Marksizm.Krytyczny wobec ortodoksyjnego marksizmu.
Bu tarihi dönem, yapısalcılığın Fransa’da çok etkili ve güçlü olduğu bir dönemdir.Wspomniany sezon okazał się przełomowym jeśli chodzi o występy i skuteczność Grosickiego we Francji.
Roketler de bu yapısal dezavantajların hiçbiri yoktur.Starsze niszczyciele rakietowe nie posiadały wszystkich tych elementów.
Rıhtımların yapısal ve iktisadî ilerlemesi birkaç on yıl boyunca devam eder.Proces rozbudowy i translokacji poszczególnych chorągwi trwał wiele następnych miesięcy.
Yapısalcı antropolojinin kurucusu Claude Lévi-Strauss üzerinde etkisi büyüktür.Jej twórcą był francuski antropolog Claude Lévi-Strauss.
Rus Yapısalcı Hareketi’nin önderlerindendir.Należy do czołówki rosyjskich twórców filmowych.
Geleneksel Miskito toplumu iyi tanımlanmış politik yapısı ile yüksek derecede yapısaldır.Det traditionella miskitosamhället var starkt strukturerat, med en väldefinierad politisk struktur.
Adaptasyon, yapısal, davranışsal, veya fizyolojik olabilir.Anpassningar kan antingen vara strukturella, beteendemässiga eller fysiologiska.
Oyun, Lego Star Wars'a yapısal olarak çok benzemektedir.Spelet liknar till stora delar Lego Star Wars-spelen.
Yapısalcı antropolojinin kurucusu Claude Lévi-Strauss üzerinde etkisi büyüktür.Han är även släkt med antropologen Claude Lévi-Strauss.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod