yapısı ile cümle

yapısı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Fakat her toplum kendi kültürel yapısını korur.Alle kulturer har sine egne myter.
Romalıların başarısı imparatorluğun yaygın yapısına ve örgütlenmesine bağlıydı.Men romernes suksess var avhengig av omfattende organisering og struktur i imperiet.
Shalom Meir Kulesi de bunlardan biri olup, 1999 yılına kadar ülkenin en yüksek yapısı olarak kaldı.Shalom Meir-tårnet var Israels høyeste bygning fram til 1999.
Aşağıdaki tablo sistemin mevcut yapısını gösterir.Tabellen under viser ligasystemets nåværende struktur.
Neptün'ün iç yapısı Uranüs'e benzemektedir.Neptuns indre struktur minner om Uranus sin.
İmparatorluğun erken dönemlerinde cumhuriyetçi devlet yapısı görünüşte korundu.I tidlig keisertid ble den republikanske styreformen tilsynelatende opprettholdt.
Günümüzdeki Güneş'in fotosferinin yapısı %74,9 oranında hidrojen ve %23.8 oranında helyumdan oluşmaktadır.Sammensetningen i fotosfæren til dagens sol, per masse, er 74,9 % hydrogen og 23,8 % helium.
Açık toplum yapısı sivil toplumun açık topluma geçişte itici güç olduğunu savunur.En kritisk offentlig debatt er derfor bærebjelken i et åpent samfunn.
Japonya coğrafî yapısı bakımından 6.852 adadan oluşan bir takımadadır.Japan har 6 852 øyer.
Karbon, canlılardaki bütün organik bileşiklerin yapısında bulunur.Karbon er grunnleggende i alt organisk materiale.
Bir kitle sürücü ile bir Ay üssü (ufka doğru giden uzun yapısı).Rondane og Femundsmarka : med tilgrensende fjellstrøk.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.1953 – Francis Crick og James D. Watson kartlegger strukturen i DNA-molekylet.
Kilise 1874'ten 1876'ya kadar Dünya'nın en yüksek yapısı unvanına sahip olmuştur.Kirken var mellom 1647 og 1874 verdens høyeste byggverk.
Bazı eleştirmenler de filmin karmaşık yapısından memnun oldu.De norske kritikerne var også fornøyd med filmen.
Devlet dininin yapısı konusunda güçlü fikirleri vardı.Han hadde sterke meninger om hva som var riktig form for statsreligion.
Bölüm, "Önce ve Şimdi" yapısına sahiptir.Om kvalitetsbegrepet før og nå».
16bitlik bayraklar bölümü adres tipini ve NAT yapısını belirtmektedir.16 Kb adresseområde for bilde- og fargeminne.
Bu ve diğer projeler devlet bütçesinin yapısını daha kötü hale gelmesine yol açtı.Kostnadene for dette og andre prosjekter førte til stor gjeld til europeiske banker.
İo, 400 aktif yanardağı ve jeolojik yapısı ile Güneş Sistemin en aktif nesnesidir.Med over 400 aktive vulkaner er Io det mest geologisk aktive objektet i solsystemet.
İmparatorluk gücünün törensel merkezindedir ve Çin'in ayakta kalabilmiş en büyük ahşap yapısıdır.Den var det seremonielle sentrum for keisermakten, og den største bevarte trebygning fra keisertidens Kina.
Çok nadir durumlarda, ikizler yapışık ikiz olabilir.I svært sjeldne tilfeller kan ciguatera være dødelig.
Francis Crick ile James Watson, DNA molekülünün yapısını keşfetti.21. februar — Francis Crick og James D. Watson kartlegger strukturen i DNA-molekylet.
Evvelce tarıma dayalı olan Girit ekonomik yapısı 1970'lerden itibaren temelden değişmeye başlamıştır.I USA har minilager-bransjen vokst jevnt og trutt siden begynnelsen av 1970-tallet.
Yere yakın, dikensi bir yapısı vardır.Ved nedre platå finnes en grotte med rennende vann.
Bu gelişmeler toplulukların yapısında çok önemli değişikliklere yol açmıştır.Resultatet var store endringer i kommunestrukturen.
Kaodaiizm'in organizasyon yapısı, birçok devletin yapısına benzemektedir.Dermed fremstår Puducherry på mange måter som en egen stat.
Şehir belediyeleri “kentsel” (şehir yapısında) ve “diğer” (şehir çevresinde) şeklinde ayrılırlar.Provinsene er igjen inndelt i byer «Si» (byer) og «Gun» (fylker).
İlkel medeniyetlerin sosyal yapısına ilişkin temel kavramları tarif eden bir çerçeve çizdi.Dette er et rammeverk som anvender grunnbegreper som søkes relatert til primitive samfunns sosiale struktur.
Kentin en önemli kutsal yapısı Athena Tapınağı idi.Byens viktigste tempel er det daoistiske Daimiao-tempelanlegget.
Doğru orantılı, sıkı ve güçlü yapısı, büyük güç, çeviklik ve dayanıklılığa yol açmaktadır.Dens velbalanserte, tette og kraftige skikkelse vitner om stor kraft, smidighet og utholdenhet.
"Köroğlu Operasının Dramatik Yapısı".«Husfrue på Drammensveien.
Running Man üyeleri kendisinin kaslı vücut yapısından ve güçlü olmasından dolayı çekinmektedirler.Hans byborgerkomdier er bemerkelsesverdige på grunn av deres kroppslighet og energi.
1929’da krallığın idari yapısı 9 banlık üzerine düzenlenmiştir.Først i 1929 ble det bygget bro over sundet.
Loftus-Cheek sekiz yaşında Chelsea'nin alt yapısına katıldı.Loftus-Cheek bergabung bersama Chelsea pada usia delapan tahun.
Örneğin, "Bohemian Rhapsody" nin çevrimsiz bir yapısı vardır ve yaklaşık 60 akor içerir.Misalnya, "Bohemian Rhapsody" adalah asiklik dalam struktur dan terdiri dari puluhan akord.
Aşağıdaki tablo sistemin mevcut yapısını gösterir.Tabel di bawah ini menunjukkan struktur sistem sekarang.
Neptün'ün iç yapısı Uranüs'e benzemektedir.Struktur internal Neptunus mirip dengan Uranus.
Bina ülkenin en yüksek binası ve Avala Kulesi'nden sonraki en yüksek yapısıdır.Menara ini adalah gedung tertinggi di Serbia dan struktur tertinggi kedua setelah Menara Avala.
M101'in kütle çekim etkisi, muhtemelen uydu galaksi olan NGC 5474'ün yapısını bozmuş olabilir.M101 juga mungkin terdistorsi oleh galaksi pendampingnya NGC 5474.
Ayrıca Robinson, penisilin ve morfinin moleküler yapısını keşfetmiştir. ^ Nobel Kimya Ödülü 1947.Ia juga dikenal akan penemuan struktur molekul morfin dan penisilin. ^ R. Robinson (1917).
Motor ve pervane yapısındaki güçlendirmeler Boeing'in sonraki modeli 247'ye öncülük yapmıştır.Pada saat pengendali arah baling-baling dikembangkan, Boeing sedang membangun pesawat Model 247.
İmmünoloji, bağışıklık sisteminin yapısını ve fonksiyonlarını açıklayan bilim dalıdır.Imunologi adalah ilmu yang mempelajari struktur dan fungsi sistem imun.
Keplerin ana bilimsel amacı gezegen sistemlerinin yapısı ve çeşitliliklerini incelemek olacak.Tujuan ilmiah Misi Kepler adalah untuk mengeksplorasi struktur dan keragaman sistem keplanetan.
Riski azaltmak için işletmeler, iş yapısının özüne blok zinciri yerleştirmek konusunda isteksizdir.Untuk memitigasi risiko, pelaku bisnis enggan menempatkan blockchain pada struktur inti bisnis mereka.
Demirin kristal kafes yapısının 165 milyar kez büyütülmesinden esinlenmiştir.Monumen ini berbentuk kristal besi yang diperbesar 165 miliar kali.
Daha sonra Natalia müzikal yapısını güçlendirmek için New York'a yerleşir.Dia kemudian hijrah ke Australia untuk memperdalam kemampuan musiknya.
1930 yılında Linus Pauling ile Çizgi Spektrumlarının Yapısı başlıklı makaleyi yazdı.Pada tahun 1930 ia ikut menulis sebuah naskah bersama Linus Pauling berjudul The Structure of Line Spectra.
Tedavide amaç sadece yapışıklığın açılması değildir.TORCH tidak hanya berkaitan dengan masalah kehamilan saja.
Tarzın kızgın, agresif bir yapısı vardır.Sistem ini menimbulkan kemarahan dan serangan kolektif.
Protein yapısının dört düzeyi vardır.Struktur dari protein bisa dijelaskan melalui empat tingkatan.
Mbappé daha sonra Monaco'nun alt yapısına katıldı.Mbappé akhirnya menetap di Monaco.
Gömlek Herakles'in üstüne yapışır ve dayanılmaz acılar vermeye başlamış.Herakles memakai jubah tersebut dan tiba-tiba merasa sangat kesakitan.
Ayrıca sentetik ve doğal polymerlerin yapısında da önemli bir rol oynar.Juga berperan penting pada struktur polimer, baik sintetik maupun alamiah.
Özel görelilik uzay zamanı yapısının bir teorisidir.Relativitas khusus adalah teori mengenai struktur ruang-waktu.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.1953 – Artikel Francis Crick dan James D. Watson yang mengusulkan struktur heliks ganda DNA diterbitkan.
Böyle bir saldırıda bir ülkenin ekonomik, sosyal ve askeri yapısı tamamen yok edilmeye çalışılır.Di akhir perang saudara, ekonomi dan infrastruktur negara ini hancur total.
Köprünün özgün yapısı çöktükten sonra yeni bir köprü 1945 yılında inşa edilmiştir.Rekonstruksi jembatan baru dimulai pada tahun 1945.
Yumrubaş veya balb, geminin tekne yapısının bölümlerinden biridir.Balast atau ballast adalah bagian dari badan jalan kereta api tempat penempatan bantalan rel.
Mekanik özellikleri, moleküler ağırlığı, kristal yapısı ve dallanma tipine bağlıdır.Sifat mekanis dari polietilena bergantung pada tipe percabangan, struktur kristal, dan berat molekulnya.
Kelime "yaprak" anlamına gelen Latince folium'dan gelmektedir ve tabaka gibi düzlemsel yapısını ifade eder.Kata foliasi berasal dari bahasa latin folium yang berarti "daun", dan mengacu pada struktur planar berlembar.

İlgili Sayfalar