yapılma ile cümle

yapılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bölümde ayrıca tarihe yönelik göndermeler de yapılmaktadır.Igualmente se recomienda borrar en el contenido otras direcciones de correo si están.
Ama nikah töreni yapılmadı.La boda no se hizo esperar.
Örneğin, bir tablonun yapılması için ressama verilen sipariş, doğal olarak belirli bir süreyi bağrında taşır.Por ejemplo, una escena en la que escriben en un pergamino, tomó un día entero de rodaje.
1987'den beri her yıl düzenlenen Berlin Maratonunun başlangıcı da buradan yapılmaktadır.La Maratón de Hokkaidō también tiene lugar allí cada mes de agosto desde 1987.
Burada, emrin hiç yapılmaması söz konusu değildir.Pero el llamado nunca se ejecutó.
Yapılan bu kupa organizasyonunda sadece futbol sporuyla turnuva yapılmaktadır.Será disputado en este deporte solo el torneo masculino.
Yedeklenme: Bu durumda hiçbir indeksleme yapılmaz.Desafortunadamente, parece haberse perdido: al menos no se ha encontrado ningún manuscrito.
Genellikle patates tarımı yapılmaktadır.Suelen hacerse con masa de patata.
Saaremaa'ya ulaşım deniz ve havayolu ile yapılmaktadır.La llegada a la isla puede hacerse por mar o aire.
HPV aşısının lisansı 9-26 yaşlar arasındaki genç kızlara ve kadınlara yapılmak üzere alınmıştır.La vacuna Gardasil fue aprobada para las edades de 9 a 26 años, y para las edades de 9 a 15 años.
Ayrıca pek çok yerde havai fişek gösterisi yarışmaları da yapılmaktadır.También se celebraban competiciones de tiro con arco.
Bu teknik, daha sonra ultrasantrifüjlerin yapılmasında kullanıldı.Al final, eso dependía de los usos tribales.
Küçük baş hayvancılık olarak koyun, büyükbaş olarak inek besiciliği yapılmaktadır.Y comiendo su maldito pollo, engordando como una maldita vaquilla.
Ayrıca burada birçok kültürel ve sosyal faaliyetler de yapılmaktadır.Simultáneamente se realizan distintas actividades cívicas y culturales.
Bu kitap daha sonra Alfonso Tabloları adıyla anılan eserlerin yapılmasına öncülük edecekti.Esos nuevos diseños fueron encargados al pintor Alfons Mucha.
Ayrıca belli saatlerde yerleşke içi ring servisleri de yapılmaktadır.También hay dudas sobre cuándo entró exactamente en servicio el teleférico.
Bu dönemde final aşaması yapılmadı.Durante esta fase no existirá fase de eliminación regular.
Retro: (1986 yılından itibaren geriye dönük yapılmaktadır.)Powroźniak (1986), como en el anterior).
Her gün Merkeze otobüslerle devriye yapılmaktadır ve 1 saat uzaklıktadır.Crúzate conmigo en una autopista a cien por hora.
Oylama kanalın internet sitesi üzerinden yapılmaktadır.La votación se realizó en la página web de la cadena.
Çoğunlukla pamuk ekimi yapılmaktadır.Suelen estar elaborados en algodón.
Bu konu ile ilgili çalışma yapılmaktadır.Estamos trabajando en el concepto.
Ancak küçük aile işletmeciliği yapılmaktadır.Sin embargo descuído el negocio familiar.
Örnek: Elektronik servislerde kalite kaydının yapılması.Un ejemplo son las guías telefónicas en formato electrónico.
Bu fabrikaların yapılması için iki bölge gösterildi: Tokch'on ve Huich'on.Este fusil fue producido en dos fábricas: la de Schaller y la de Funk.
Hesap şu ilkeye göre yapılmalıdır: Kastettiğimiz parçacık sonuçta uzayda herhangi bir yerdedir.No importa en que lugar del planeta nos encontremos, esa idea debe ser válida en todas partes.
Bunun üzerine tepede daha geniş çaplı araştırma yapılmasına karar verilmiştir.Esto permitió más investigación intensiva de la zona.
Boru hattı, her iki hükümetin 27 Ağustos 1973 tarihinde imzaladığı anlaşma ile yapılmaya başlanmıştır.El contrato sería firmado por ambas partes el día 27 de agosto del mismo año.
Almanca dersleri haftada iki kez yapılmaktadır- Pazartesi ve Çarşamba günleri.Le lezioni di tedesco si svolgono due volte a settimana, il lunedì e il mercoledì.
Gece yarısı arama yapılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.Dovresti essere abbastanza intelligente da sapere che non è il caso di fare telefonate nel cuore della notte.
Çalışan bir adama yaşına göre değil maharetine göre ödeme yapılmalı.Un uomo che lavora dovrebbe essere pagato in base alle sue capacità, non alla sua età.
Eğer onun yapılması gerekmiyorsa, hiç kimse bu tür şey yapmaz.Nessuno farebbe questo genere di cose se non fossero necessarie.
O derhal yapılmalı.Deve essere fatto immediatamente.
EAS toplantıları, yıllık ASEAN liderlerinin toplantılarından sonra yapılmaktadır.EAS riunioni si svolgono dopo le riunioni annuali leader dell'ASEAN.
Yakın devirde inşa edilen evlerde ise, 'hayat' doğrudan kapalı olarak yapılmaktadır.Le case, che erano costruite sui ripidi pendii, erano disposte in modo ravvicinato e una sopra l'altra.
Dünya Sağlık Örgütü, yalnızca yüksek riskli gruplarda testin yapılmasını önermektedir.L'Organizzazione Mondiale della Sanità raccomanda solamente di proporre il test ai gruppi ad alto rischio.
Yaşam tarzında iki veya daha fazla değişikliğin birlikte yapılması ise daha iyi sonuçlar verebilir.Combinazioni di due o più modifiche dello stile di vita possono ottenere risultati ancora migliori.
("Küçük fedakarlıklar yapılmalıdır!") oldu.("I sacrifici devono esser fatti!").
Normal risk taşıyan bireylerde bu test gebeliğin 24 ila 28. haftalarında yapılması önerilir.Per quelli a rischio normale lo screening è raccomandato tra le 24 e le 28 settimane di gestazione.
Hurley ve Charlie, Jack'ten azalan suları hakkında ne yapılması gerektiğine karar vermesini isterler.Hurley e Charlie vogliono che Jack decida come gestire la mancanza di acqua.
Aynı zamanda gölde balıkçılık da yapılmaktadır.Nel lago viene inoltre praticata la pesca.
1916 kışı son derece sert geçmekteydi ve mücadele yapılması neredeyse imkânsızdı.L'inverno 1916-17 fu molto duro, fatto che rese i combattimenti impossibili.
Merkezi Norveç'tedir ve editörlüğü tıbbi tarihçi Ole Daniel Enersen tarafından yapılmaktadır.È ospitato in Norvegia ed è mantenuto in vita dallo storico della medicina Ole Daniel Enersen.
Hiçbir şey yapılmadı.Non si fece niente.
Hemen hemen bütün üflemeli enstrumanlar bambudan yapılmadır.Quasi tutti gli strumenti a fiato sono fatti di bambù.
Kalıcı bir köprü yapılması fikri önemli bir öncelik olarak daha 1923 tarihinde önerilmişti.L'idea di un ponte fisso attraverso il canale fu proposta come opera prioritaria già nel 1923.
1985'ten beri Almanya Kupası finalleri Berlin Olimpiyat Stadyumu'nda yapılmaktadır.Dal 1985 la finale si gioca allo Stadio Olimpico di Berlino.
Yapılması mümkün olan her şey yapılmalı mıdır, yoksa bir sınırlama getirilecek midir?Nasıl?"Dite dunque la verità: l'avete rubato o no?»
Bu istek PLAY isteği gönderilmeden önce yapılmalıdır.Deve essere effettuata prima che una richiesta PLAY sia inviata.
Burada, emrin hiç yapılmaması söz konusu değildir.Il suo nome non viene mai pronunciato.
Köprünün yeni inşasının taş olarak yapılması düşüncesi ilk defa 1503 yılında önerildi.Nel 1503 venne proposta per la prima volta la costruzione di un ponte in pietra.
Yazmaçların yükleme, öngörü ve yeniden adlandırma gibi işlemleri ise derleyici aracılığıyla yapılmaktadır.Gli imputati sono distinti in: giudicabili, appellanti e ricorrenti.
Hayvancılık ve tarım yapılmamaktadır.Coltivare o non coltivare?
Eylemler, kendilerini "Anonim" olarak tanıtan kimliği belirsiz kişiler tarafından yapılmaktadır.Le azioni ascrivibili sono intraprese da individui non identificati che si auto-definiscono Anonymous.
Bir dördüncüsü olan Daugavpils HES planlanmış, ancak güçlü itirazlarla karşılaşıldığı için yapılmamıştır.La quarta, la Daugavpils HES, è stata progettata ma mai realizzata, a causa di proteste popolari.
Ne var ki iki bina diğerlerinden daha çok hasar görmüştü ve mutlak bakım yapılması gereği doğmuştu.Quando c'erano diversi co-eredi, aveva la precedenza quello più vicino (vedi epikleros).
Bu aşılar sadece virüsün kapsid proteinlerinden yapılmaktadır.Questi vaccini utilizzano solo le proteine del capside del virus.
Ayrıca dünyanın diğer ülkelerinde de Oktoberfest kutlamaları adı altında çeşitli kutlamalar da yapılmaktadır.Altre città del mondo ospitano feste simili chiamate anch'esse Oktoberfest.
Dekorlu zencefilli evlerin yapılma geleneği 1800'lerin başında Almanya'da başladı.La tradizione di produrre casette decorate di pan di zenzero nacque in Germania agli inizi del 1800.
Düzenli egzersiz yapılmalıdır.La pratica di esercizio fisico regolare.

İlgili Sayfalar