yapılar ile cümle

yapılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.Но това по същество са външни стомаси и бели дробове.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.אבל אלו הן מערכות עיכול וריאות מוחצנות.
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.و لكن هذه في الحقيقة معدات و رئات خارجية
Ancak bu yapılar, temelde, dışsallaştırılmış mide ve akciğerlerdir.神経膜の延長のようなもの と考えてください
Ancak kimyasal kuram, moleküllerin üç boyutlu yapıları için de tatminkâr bir açıklama yapmıyordu.하지만 화학이론은 3차원 분자구조를 만족스럽게 설명해 줄 수 없었죠.
Ancak kimyasal kuram, moleküllerin üç boyutlu yapıları için de tatminkâr bir açıklama yapmıyordu.Но у теоретической химии не было приемлемого объяснения трёхмерной структуры молекул.
Ancak kimyasal kuram, moleküllerin üç boyutlu yapıları için de tatminkâr bir açıklama yapmıyordu.אך תורת הכימיה לא סיפקה הסבר מספק למבנים התלת-ממדיים של המולקולות.
Ancak kimyasal kuram, moleküllerin üç boyutlu yapıları için de tatminkâr bir açıklama yapmıyordu.ولكن الكيمياء النظرية لم تقدم تفسيراً مرضيا للتركيبات ثلاثية الأبعاد للجزيئات
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Abnormálisak; gyengén épültek, és ezért könnyen sebezhetőek az őket célzó kezelések számára.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.비정상 적인 것들이 있습니다; 그것들은 매우 형편없이 구성되어 있습니다; 그렇기 때문에, 그것들은 그들을 목표로 하는 치료에
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Są nieprawidłowe; są bardzo słabo wykonane; i dlatego, są bardzo wrażliwe na leczenie na nie nakierowane.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Son anormales; están muy mal construidos; y, por eso, son muy vulnerables a los tratamientos que los atacan.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.So nepravilne, slabo oblikovane, in ravno zato zelo dovzetne za ciljno zdravljenje.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Ze zijn abnormaal; ze zijn slecht opgebouwd; en daardoor hoogst kwetsbaar voor op hen gerichte behandelingen.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Είναι ανώμαλα· έχουν ελλιπή δομή· γι' αυτόν το λόγο είναι πολύ ευαίσθητα σε θεραπείες που τα στοχεύουν.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.הם לא נורמליים; הם בנויים בצורה רעועה; ומאחר שכך, הם פגיעים מאוד
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.إنها غير طبيعية؛ تكوينها ضعيف جدا؛ و لهذا السبب تكون حساسة جدا
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.つくりが脆いため 狙いを定めて治療をすると 効果があります
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Csökkenti a gravitációs vonzást közöttük, és így gátolja az alakzat növekedését.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Doet het -- de gravitationele aantrekking tussen ze -- afnemen, en zo hindert het de groei van structuur.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Faz com que a atração gravitacional entre elas diminua, e impede o crescimento de estruturas.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Hace que decrezca -la atracción gravitatoria entre ellas- y por tanto impide la formación de estructuras.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.서로간의 중력에 의한 끌어당김 효과를 감소시키고 그리하여 구조적인 성장을 방해하죠.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Obniża oddziaływania grawitacyjne, czyli przeciwdziała powstaniu struktury.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.O face -- atracţia gravitaţională dintre ele -- scade, şi astfel frânează creşterea structurilor.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Κάνοντας τη - τη βαρυτική έλξη μεταξύ τους - να μειώνεται, και έτσι παρεμποδίζει την ανάπτυξη της δομής.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.Тя намалява гравитационното привличане помежду им и по този начин възпрепятства растежа на структурите.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.גורמת לזה -- למשיכה הכבידתית ביניהן -- לקטון. ולכן היא מעכבת גדילה של מבנים.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.وبالتالي تجعل -- قوى التجاذب بينها -- أقل ، ولذلك فهي تقاوم بناء التجمعات.
Aralarındaki kütle çekimini azaltıyor ve yapıların oluşmasını engeller bir sonuç üretiyor.重力を減少させる事で 銀河団の構築を妨げるのです ですから 銀河団を観察し
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsma3人の独裁者は倒れ ヨルダンやモロッコの賢い王様を説得し 力を借り
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsmaDù người trẻ từ Thế giới Ả Rập đã khá thành công trong việc đánh bại 3 nhà độc tài,
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsma비록 아랍 세계의 젊은이들이 세 명의 독재자를 권좌에서 끌어내리고,
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsmaאז למרות שהצעירים בעולם הערבי הצליחו לא רע להפיל שלושה רודנים,
Arap Dünya'sındaki genç insanlar üç diktatörü devirme ve bölgedeki güç yapılarını sarsmaو على الرغم من أن الشباب العربي كانوا ناجحين جدا في الإطاحة بثلاث ديكتاتوريات،
Artık maddelerde, yapılardaDas ist dahingehend interessant, dass man nun
Artık maddelerde, yapılarda "eğer, sonra onun için" ifadesini kullanabilmeniz oldukça ilginç.Asta este interesant în sensul că acum poţi face structuri "dacă atunci pentru" în materiale, în structură.
Artık maddelerde, yapılarda "eğer, sonra onun için" ifadesini kullanabilmeniz oldukça ilginç.Ідея варта увага, адже тепер можна виконувати вирази "якщо-то" в матеріалі, в структурі.
Artık maddelerde, yapılarda "eğer, sonra onun için" ifadesini kullanabilmeniz oldukça ilginç.Това е интересно в такъв смисъл, че сега е възможно да се вграждат условни операции в материали, в структури.
Artık maddelerde, yapılarda이것은 여러분들이 이제
Artık maddelerde, yapılardaזה מעניין מפני שכעת אפשר
Artık maddelerde, yapılardaوبالتالي هذا مثير للإهتمام بمعنى أنه يمكنك الآن
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?Amor y paz fueron mencionadas, pero entre comillas, ¿verdad?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi? CP:CP:
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi? CP:Houve quem mencionasse paz e amor. mas entre aspas, não?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?CP:犬と猫についても言及されていましたよ
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?Friede und Liebe wurden erwähnt. in Anführungszeichen, richtig?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?인용부호가 붙었겠죠. 맞나요?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?Láska a mier uvedené v úvodzovkách, všakže?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?Láska a mír byly zmíněny, tak trochu s uvozovkami, že?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?Liefde en vrede zijn vermeld maar dan tussen aanhalingstekens, juist?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?Szeretet és béke, idézőjelben, ugye?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?Tình yêu và hòa bình được nhắc tới, kèm theo dấu ngoặc kép, đúng không?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?Так ведь?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?עם מרכאות כפולות סביבם, נכון?
Aşktan ve barıştan bahsedildi dedin, çeşitli alıntılar yapılarak bahsedildi değil mi?ولكنها كانت مقتبسة، أليس كذلك؟
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.A partir d'ici, on s'est mis à diviser ces visages en parties plus petites.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.De aici, am decupat aceste feţe în bucăţi mai mici şi componete ale feţei.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.De aquí, seccionamos esos gestos en pedazos y componentes más pequeños de su rosotro.
Aslında buradan, bu yüzleri daha küçük parça ve yapılarına ayrıştırdık.그것을 시작으로, 우리는 그 얼굴들을 깎아내어, 더 작은 얼굴의 조각과 컴포넌트를 얻게 됩니다.
İlgili Sayfalar