Asil bu McNugget yapicisi. ve bu benim en büyük kızım bir McApple turtası yaparken.Non, voilà la machine à faire des McNuggets, et ça -- c'est ma fille aînée qui fait une McTarteAuxPommes.
Asil bu McNugget yapicisi. ve bu benim en büyük kızım bir McApple turtası yaparken.Това е фритюрник за Мак Нъгетс и това, това е моята най-голяма дъщеря, която прави ябълков пудинг.
Asil bu McNugget yapicisi. ve bu benim en büyük kızım bir McApple turtası yaparken.זה, עכשיו זה מכונת חטיפי העוף, וזה -- זו ביתי הגדולה יוצרת מק-פאי תפוחים.
Asil bu McNugget yapicisi. ve bu benim en büyük kızım bir McApple turtası yaparken.هذا هو صانع "ماك ناقتس" و هذه ابنتي الكبرى -- و هي تصنع فطيرة "ماك أبل"
Asil bu McNugget yapicisi. ve bu benim en büyük kızım bir McApple turtası yaparken.長女がマックアップルパイを作っています ご覧の通りパイとシナモンと砂糖
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Ale owoc sprawiedliwości w pokoju bywa siany tym, którzy pokój czynią.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.A ovocie spravedlivosti seje sa v pokoji tým, ktorí pôsobia pokoj.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Az igazság gyümölcse pedig békességben vettetik azoknak, a kik békességesen munkálkodnak.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Die Frucht aber der Gerechtigkeit wird gesät im Frieden denen, die den Frieden halten.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.화평케 하는 자들은 화평으로 심어 의의 열매를 거두느니라
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Le fruit de la justice est semé dans la paix par ceux qui recherchent la paix.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Memang kebaikan adalah hasil dari benih damai yang ditabur oleh orang yang cinta damai
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Men Retfærdigheds Frugt såes i Fred for dem, som stifte Fred.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Men rettferdighets frukt såes i fred for dem som holder fred.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Och rättfärdighetens frukt kommer av en sådd i frid, dem till del som hålla frid.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Ora, o fruto da justiça semeia-se em paz para aqueles que promovem a paz.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Ovoce pak spravedlnosti v pokoji rozsívá se těm, kteříž pokoj působí.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Sad pravičnosti pa se seje v miru njim, ki napravljajo mir.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Şi roada neprihănirii este sămănată în pace pentru cei ce fac pace.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Un frutto di giustizia viene seminato nella pace per coloro che fanno opera di pace
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Vả bông trái của điều công bình thì gieo trong sự hòa bình, cho những kẻ nào làm sự hòa bình vậy.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Vả bông trái của điều công_bình thì gieo trong sự hòa_bình , cho những kẻ nào làm sự hòa_bình vậy .
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Vanhurskauden hedelmä kylvetään rauhassa rauhan tekijöille.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Vredestichters zaaien vrede en zij oogsten goedheid en rechtvaardigheid.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Y el fruto de justicia se siembra en paz para aquellos que hacen la paz
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Και ο καρπος της δικαιοσυνης σπειρεται εν ειρηνη υπο των ειρηνοποιων.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Овощ же праведности сїєть ся в упокої тим, хто творить упокій.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Плод же правды в мире сеется у тех, которые хранят мир.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.Тъжете, ридайте и плачете; смехът ви нека се обърне на плач, и радостта ви в тъга.
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.ופרי הצדקה בשלום יזרע לעשי השלום׃
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.وثمر البر يزرع في السلام من الذين يفعلون السلام
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.並 且 使 人 和 平 的 、 是 用 和 平 所 栽 種 的 義 果
Barış içinde eken barış yapıcıları doğruluk ürününü biçerler.並且 使 人 和平 的 、 是 用 和平 所 栽種 的 義果
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.Cảnh sát trưởng mang ý tưởng này đến Capitol Hill và khi anh ta báo cáo lại với tôi câu trả lời là "Không!"
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.El jefe de bancada llevó esta idea a Capitol Hill, y cuando vino con la respuesta la respuesta fue: "¡Ni loco!
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.Elvitték ezt a Capitoliumba, és nekem mesélték, hogy azt felelték nekik: "Egy fenéket!
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.Hlavný metodik vzal tento nápad na Capitol Hill a ako mi hlásil, odpoveď bola: "V žiadnom prípade!
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.Ideę zabrano na Kapitol i okazało się, że odpowiedź brzmiała: "Za żadne skarby, nie!
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.최고정책입안자가 이를 캐피톨 힐(미 행정부)에 제출하고 제게 돌아와서 이렇게 말했습니다. 그들의 대답은, "절대 안됩니다!
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.L'agent en chef a présenté cette idée au Congrès, et comme il me l'a rapporté,
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.Șeful politic și-a dus ideea în Capitoliu și, după cum mi-a spus, răspunsul a fost: "Pe dracu'!
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.נושא הדגל של מדיניות זו הביא את הרעיון לגבעת הקפיטול, וכפי שדיווח לי, התגובה היתה, "לא, לעזאזל!
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.عرض رئيس السياسات الامر على الكونغرس, و أبلغني أن الجواب كان هو : لا بحق الجحيم! "
Baş politika yapıcı bu fikri Captiol Hill'e taşıdı, ve bana geri dönüş yaptığında, cevap, "Hayatta olmaz!.それに対する 議会の反応はこうでした 「冗談じゃない! 電気通信業界の 規制緩和を行えば
Belki bir film yapımcısı olabilirdim. Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Может, мне стать режиссером, и, используя кинематограф созидательно, я смогу внести свой вклад.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Có lẽ tôi có thể dùng các thể loại phim một cách ý nghĩa để bằng cách nào đó tạo một sự khác biệt.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Forse potrei usare il formato del film in maniera costruttiva per fare la differenza, in qualche modo.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Kanske kan jag använda filmskapandet på ett konstruktivt sätt så att det på något sätt gör en skillnad.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.아니면 영화라는 형태를 건설적으로 이용해서 영향을 끼칠 수 있는 어떤 방식으로 쓸 수 있지 않을까.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Misschien kon ik constructief gebruik maken van het filmmedium om een verschil te maken.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Mógłbym konstruktywnie wykorzystać gatunek filmowy, by w jakiś sposób dokonać realnej zmiany.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Morda bi lahko film konstruktivno uporabil in tako nekaj spremenil.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Možná bych mohl využít konstruktivně formu filmu a tím něco změnit.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Mungkin saya bisa membuat film untuk membangun untuk membuat perubahan.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Poate voi folosi cinematografia în mod constructiv pentru ca într-un fel să contribui.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Talán tudnám a filmet, mint eszközt, konstruktívan használni, hogy valami változást érjek el.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Talvez possa usar a arte do filme de uma forma construtiva e de certa maneira fazer diferença.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Tal vez puedo usar el formato del cine de forma constructiva para, en cierto modo, marcar una diferencia.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Ίσως μπορώ να χρησιμοποιήσω το φιλμ εποικοδομητικά ώστε με κάποιο τρόπο να κάνει τη διαφορά.
Belki, film işini yapıcı olarak kullanıp bir şeyleri değiştirebilirdim.Міг би змінити світ на краще за допомогою камери.