Tarihin gerçek yapımcıları kitlelerdir.The true makers of history are the masses.
Gece yarısı arama yapılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.You should know better than to call at midnight.
Bir insan, bir kalıp içinde yapılamaz.A man cannot be made in a mold.
Zamanında yapılan eylem gelecekteki sorunu engeller.Prompt action prevents trouble in the future.
Bir bando cadde boyunca uygun adımlarla yürüyüş yapıyor.A brass band is marching along the street.
Hükümet ve endüstri çevre kirliliğiyle mücadele etmek için işbirliği yapıyor.The government and industry are cooperating to fight pollution.
Doğru olanı yapın.Do what is right.
Doğru olduğuna inandığınız şeyi yapın.Do what you believe is right.
Öğretmen onun nasıl yapılacağını gösterecek.The teacher will illustrate how to do it.
Öğretmen öğrenciler tarafından yapılan gramatik hataları gösterdi.The teacher pointed out the grammatical errors made by the students.
Nehrin üzerine bir köprü yapıldı.A bridge was built across the river.
Nehrin üzerine bir köprü yapıyorlar.They're constructing a bridge over the river.
Savaş boyunca birçok zulüm yapıldı.Many atrocities were committed during the war.
Seçim sonuçları geldiğinde herkes televizyona yapışmıştı.Everyone was glued to the TV set as the election results came in.
Önemli olan elinden geleni yapıp yapmadığındır.What matters is whether you do your best or not.
Sendika yüzde on oranında ücret zammı için baskı yapıyor.The union is pressing for a ten-percent pay hike.
Bir çok iş bilgisayarlar tarafından yapılır.A lot of jobs are done by computers.
Onlar büyük bir barajın yapılacağını söylüyor.They say that a huge dam will be built.
Büyük bankaların çoğunluğu bu sisteme geçiş yapıyor.The majority of big banks are introducing this system.
Adamlar barbekü yapıyorlardı.The men are having a barbecue.
Bir sürü araba bu yolda gece gündüz hız yapıyor.A lot of cars speed by on this expressway day and night.
Bunun öğle yemeği için yapılması gerekecek.This will have to do for lunch.
Hiçbir şey sabah yapılan bir yürüyüş kadar hoş değil.Nothing is as pleasant as a walk in the morning.
Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından bir inceleme yapılmasına izin verdi.Korea allowed an inspection by the IAEA.
Bu şehirde bir demiryolu yapılmış.A railroad was constructed in this town.
Elektrik kabloları bakırdan yapılmıştır.Electricity cables are made of copper.
Siz ikiniz ne yapıyorsunuz?What are you two doing?
Ne çeşit et yemeklerini servis yapıyorsunuz?What kinds of meat dishes do you serve?
Japonya'da yapılan arabalar tüm dünyada kullanılmaktadır.Cars made in Japan are used all over the world.
Çoğu Japon evleri ahşaptan yapılır.Most Japanese houses are built of wood.
Japonya'da yapılmış arabaya bakın.Look at the car made in Japan.
Pazar günleri teslimat yapıyor musunuz?Do you deliver on Sundays?
Büyük olan çocuklar her zaman ona dalavere yapıyorlar.The older boys are always playing tricks on him.
Yaşlı Bay Smith yapabildiği kadar çok para tasarrufu yapıyor.Old Mr Smith is saving as much money as he can.
Natto yapışkandır.Natto is sticky.
Beynin yapısı karmaşıktır.The structure of the brain is complicated.
Onun onu yapıp yapmayacağı tamamen ona kalmış.It is entirely up to him whether he does it or not.
Ev ödevini yalnız başına yapıp yapmadığı şüpheli.It is doubtful whether he did his homework by himself.
O geldiğinde, banyo yapıyordum.I was taking a bath when he came.
Nagano'da yaşıyor olduğunu zannetti. O, Tokyo istasyonunda ne yapıyordu?He's supposed to be living in Nagano. What's he doing at Tokyo station?
Onun Nagano'da yaşaması gerekiyor. Tokyo İstasyonunda ne yapıyor?He's supposed to be living in Nagano. What's he doing at Tokyo station?
O, süper bir iş yapıyor.He is doing a super job.
Onun evi kütüklerden yapılmıştır.His house was built of logs.
Onun dev gibi yapısı tarafından cüceleştim.I was dwarfed by his gigantic frame.
Çamur onun ayakkabılarına yapıştı.The mud clung to his shoes.
Onun alt yapısı onun selefininki ile paralellik göstermektedir.His background parallels that of his predecessor.
O iyi yapıyor.He is doing well.
Keşke onun atıcılık yapışını görebilseydin.I wish you could have seen him pitch.
Ebeveynleri onun kolej eğitimi için birikim yapıyorlar.His parents are saving for his college education.
O, Amerikan Tarihi eğitimini yapıyor.He studies American history.
O, çok çalışmıyor ama okulda çok iyi yapıyor.He does not study hard, but does very well at school.
O iyi bir çocuk - kavramada çok hızlı ve yapılması gerekeni yapar.He's a good kid - very quick on the uptake and he does whatever needs to be done.
O her zaman şaka yapıyor.He is always joking.
O aynı hatayı yapıp duruyor.He keeps making the same mistake.
Durmadan aynı hatayı yapıyor.He keeps making the same mistake.
John, ofiste iyi iş yapıyor.John is doing well at the office.
O kurabiye yapıyor.He is making cookies.
O, bu bahar otuz yıldır öğretmenlik yapıyor olacak.He will have been teaching for thirty years this spring.
Onun güzel bir vücut yapısı var.He has a nice build.
Onun yapılacak çok şeyi vardı.He had a lot of things to do.