Bu sandalye plastikten yapılmıştır.This chair is made of plastic.
Bu sandalye plastikten yapılmış.This chair is made of plastic.
Bu şarap üzümlerden yapılmıştır.This wine is made from grapes.
Lütfen onu bu şekilde yapın.Please do it this way.
Bu eski araba sürekli arıza yapıyor.This old car breaks down all the time.
Bu otel geçen yıl yapıldı.This hotel was built last year.
Şişe camdan yapılmıştır.The bottle is made of glass.
Bu mendil kağıttan yapılmıştır.This handkerchief is made of paper.
Bu çanta deriden yapılmıştır.This bag is made of leather.
Bu yapıştırıcı plastiğe yapışmaz.This glue does not adhere to plastic.
Bu masa meşeden yapılmıştır.This table is made of good oak.
Bu masa ağaçtan yapılmıştır.This table is made out of wood.
Bu masa tahtadan yapılmıştır.This table is made of wood.
Bu bant iyi yapışır.This tape sticks well.
Bu baraj birçok can pahasına yapıldı.This dam was built at the cost of many lives.
Bu kazak elle yapıldı.This sweater is made by hand.
Bu pasta en iyi malzemelerden yapılır.This cake is made of the finest ingredients.
Bu pasta nasıl yapıldı?How was this cake made?
Bu kamera Almanya'da yapılmıştı.This camera was made in Germany.
Bu kupa altından yapılmıştır.The cup is made of gold.
Bu kafes telden yapılmıştır.This cage is made of wire.
Bu perde, ince malzemeden yapılır.This curtain is made of fine material.
Burada yapılan şarap çok ünlüdür.Wine made here is very famous.
Aramızda kalsın, şişman çirkin cadı diyet yapıyor.Between ourselves, the fat ugly witch is on a diet.
Ken şu anda ne yapıyor?What's Ken doing now?
Ken şimdi ne yapıyor?What's Ken doing now?
Ben bir kek yapıyordum.I was making a cake.
Lütfen kredi kartı ile değil, nakit ödeme yapın.Please pay cash, not by credit card.
Ayakkabılar deriden yapılmıştır.The shoes are made of leather.
Cookie'nin evi ahşaptan yapılmıştır.Cookie's house is made of wood.
Cam kumdan yapılır.Glass is made from sand.
Onun ayakkabılarına biraz sakız yapıştı.Some gum stuck to his shoes.
Yakın zamana kadar, ihtiyacımız olan şeylerin çoğu elle yapıldı.Until quite recently, most of the things we needed were made by hand.
Annem öğle yemeği için sandviç yapıyor.My mother is making sandwiches for lunch.
Banyo yapıyorken, telefon çaldı.When I was taking a bath, the telephone rang.
Babam banyo yapıyor.Father is having a bath.
Ne yapıyorsun, baba?What are you doing, Dad?
Onun için bana ödeme yapılması şartıyla o işi yapacağım.I will do that work on condition that I get paid for it.
Bana bir iyilik yapıp yapamayacağını merak ediyorum.I wonder if you could do me a favor.
Olimpiyat oyunları her dört yılda bir yapılır.The Olympic Games are held every four years.
Teyzem bana iyi kahvenin nasıl yapılacağını gösterdi.My aunt showed me how to make good coffee.
Hey, sen! Ne yapıyorsun?Hey, you! What are you doing?
Evet. Onun tarafından yapılan resimlere herkes hayran.Yes. Everyone admires the pictures painted by him.
Bütün bu sürede ne yapıyorsun?What have you been doing all this while?
Allah aşkına sen ne yapıyorsun?What in the world are you doing?
Bu binanın ne zaman yapıldığını bilmiyorum.I wonder when this building was constructed.
Bu binanın ne zaman yapıldığını merak ediyorum.I wonder when this building was constructed.
Çilekler reçel yapılır.Strawberries are made into jam.
İtalya'da yapılmış bu kot pantolon oldukça pahalı.Made in Italy, these jeans were very expensive.
İngiltere'den Hindistan'a yapılan yolculuk eskiden 6 ay sürerdi.The voyage from England to India used to take 6 months.
Senin yaşında bunun yapılmayacağını bilmelisin.At your age you should know better.
O kutu ahşaptan yapılmıştır.That box is made of wood.
Onlar o dükkânda pirinç ticareti yapıyorlar.They deal in rice at that store.
Onlar ne ticareti yapıyorlar?What do they deal in?
O, geldiğinde, ne yapıyordunuz?What were you doing when she came?
O köprü taştan yapılmıştır.That bridge is made of stone.
Yarışta rüşvet yoluyla hile yapıldı.The race was fixed.
O gömleği deneyin; ince pamuktan yapılmıştır.Try on that shirt. It's made of fine cotton.
O oyuncak ahşaptan yapılmıştır.That toy is made of wood.
Şu ikisi birbirleri için yapılmış gibi görünüyor.It seems those two are made for each other.