Toplantı dün yapıldı.The meeting took place yesterday.
Boş zamanlarında ne yapıyorsun?What do you do in your free time?
Bir ev, çimentodan yapılmış sağlam bir temel üstüne inşa edilmiştir.A house is built on top of a solid foundation of cement.
Her şeyde elinizden geleni yapın.Do your best in everything.
Ne yapılması konusunda benim görüşüm onunkinden farklıydı.My view was different from his as to what should be done.
Ne yapılacağına gelince hiç kimse karar veremedi.Nobody could decide as to what to do.
Her ne yaparsanız yapın, başarılı olacağınızdan eminsiniz.You are sure to succeed, whatever you do.
Ne yapılması gerektiği açık.It is clear what must be done.
O, neyden yapılmıştır?What's it made from?
Özel bir şey yapıyor musun?Are you doing anything special?
Herhangi bir spor yapıyor musunuz?Do you play any sports?
Bir şey yapılmalı.Something must be done!
Kıraliyet Sarayı bir tepenin üstüne yapıldı.The royal palace was built on a hill.
Evlilikler cennette yapılır.Marriages are made in heaven.
İngilizce eğitimi yapıyorum.I'm studying English.
İngilizcede normal cümle yapısı özne - yüklem - nesne /tümleçtir.In English, the usual sentence structure is Subject - Verb - Object/Complement.
Film yapımı heyecan verici bir iştir.Movie making is an exciting job.
Yapılacak en iyi şey bir uzmanın onu onarmasını istemektir.The best thing to do is to ask an expert to repair it.
En sağdaki şerit yapım aşamasındadır.The rightmost lane is now under construction.
Bir seferde bir şey yapın.Do one thing at a time.
Allah aşkına burada ne yapıyorsun?What on earth are you doing here?
Allah aşkına neden yeni yapılmış evini sattın?Why on earth did you sell your newly-built house?
Allah aşkına odamda ne yapıyorsun?What on earth are you doing in my room?
Allah aşkına ne yapıyorsun?What on earth are you doing?
Çoğunlukla anlamlı değişiklikler yapılırsa ben siyasi reformdan yanayım.In the main, I am in favor of political reform if meaningful changes are made.
Herhangi bir açıklama yapılmadan kovulduk.We were ordered away without any explanation.
Telefon çaldığında banyo yapıyordum.I was taking a bath when the telephone rang.
Şarap üzümden yapılır.Wine is made from grapes.
Laura için yapılan sürpriz parti bu gece değil, yarın gece.The surprise party for Laura is not tonight, but tomorrow night.
Roma bir sürü antik yapılara sahiptir.Rome has a lot of ancient buildings.
Restoranda "Hoş geldin" partisi yapıldı.A welcome party took place in the restaurant.
Çok iyi yapıyorsun. Devam et.You are doing very well. Keep it up.
Daha yapılacak çok iş var.Much still remains to be done.
Yapılacak az şey var.Little remains to be done.
Yapılacak çok az şey olması beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed at there being so little to do.
Onun nasıl yapılacağını bana gösterin, lütfen.Show me how to do it, please.
Eğer varsa yapılmamış olarak bıraktıklarını yap.Do what you have left undone, if anything.
Ona yapmamasını söylememe rağmen o düşüncesine yapışmış.He stuck to his opinion though I told him not to.
Gerekli arama fikrinden hoşlanmadım, fakat o yapılmalıydı.I disliked the idea of the necessary call, but it had to be done.
Kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapma.Do to others as you would be done by.
Eğer erkek kardeşim burada olsaydı, ne yapılacağını bilebilirdi.If my brother were here, he would know what to do.
Herkes onun tarafından yapılan resimlere hayrandır.Everyone admires the pictures painted by him.
Peynir sütten yapılır.Cheese is made from milk.
Hokkaido Midori o zaman kayak yapıyor muydu?Was Midori skiing in Hokkaido then?
Mayuko okuyor ve Meg tablo yapıyordu.Mayuko was reading and Meg was painting.
Önce ne yapılacağına karar vermeliyiz.We should determine what is to be done first.
Beni ciddiye almayın. Ben sadece şaka yapıyorum.Don't take me seriously. I'm only joking.
Kötü bir gün için tasarruf yapın.Save for a rainy day.
Şaka yapıyor olmalısın!You must be kidding!
Meyer ve arkadaşları tarafından yapılan çalışma olağandışıydı.The study by Meyer and his colleagues was unusual.
Mike sabahtan beri bir model uçak yapıyor.Mike has been making a model plane since breakfast.
Sadece şaka yapıyorum.I am only joking.
Tahtaya bir not yapıştır.Stick a notice on the board.
Lütfen yatağı yapın.Please make the bed.
Elinizden geleni yapın.Do your best.
Bir plastik bardak gerçek camdan yapılmış olanından daha iyidir.A plastic glass is better than one made of real glass.
Bay Brown Harvard'da öğretmenlik yapıyor.Mr Brown teaches at Harvard.
Üzümleri şarap yapıyoruz.We make grapes into wine.
Yalnız başına terk edilmiş olarak, oğlan ne yapılacağını bilmedi.Being left alone, the boy didn't know what to do.
Bira şişeleri camdan yapılır.Beer bottles are made of glass.