yapış ile cümle
yapış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak sadece hafif zırhlı ve yüksek bir üst yapısı olan bir araç üretilebildi.Az eredmény egy könnyű, olcsón előállítható és rendkívül mobil gyalogsági páncéltörő fegyver lett.
O zamandan bu yana bilimadamları giderek daha isabetli hale gelen ölçümler yapışlardır.A továbbiakban egyre pontosabb mérések születtek a rendszerről.
Doğal ve yapay mollokülü yapışkan özelikli maddelerdir.Vannak természetes és mesterséges fluoreszkáló folyamatok.
Geneli tarıma uygundur ama engebeli arazi yapısına sahiptir.Ő inkább a csatatéren érzi jól magát, de gazdaságát is megfelelően igazgatja.
Ancak birçok Valensiya Gotik yapısı ayakta kaldı.A történelmi Magyarországról számos gótikus stallum maradt fenn.
Neptün'ün iç yapısı Uranüs'e benzemektedir.Neptunuksen sisäinen rakenne muistuttaa Uranusta.
Kurbanın dilini yapıştırır.Kuvaus: Liimaa uhrin kielen kitalakeen.
Yapısalcı model gibi.Valmistajan tyyppikilpi.
Protein yapısının dört düzeyi vardır.Valkuaisessa on neljä osaa.
İkiye ayrılan üçüncü bölüm seçimlerin yapısını ve düzenlenmesi konu alır.Kolmas kirja käsittelee puheen jaottelua ja järjestämistä.
1953 - Francis Crick ve James D. Watson, DNA molekülünün yapısını keşfettiler.1953 – Francis Crick ja James D. Watson löysivät DNA:n rakenteen.
Bu özellikleri esasen termoplastiklerin molekül yapısından ileri gelmektedir.Se vastaa hyvin pitkälti termodynamiikan tilanyhtälöä.
Bu bağ yapısı nedeniyle bu malzemelerin yarı iletken özellikleri vardır.Alkuaineparista johtuen yhdisteellä esiintyy puolijohteen ominaisuuksia.
Grafenin kristal yapısı Bravais örgüden değildir.Myöskään timanttirakenteinen hila ei ole Bravais’n hila.
Ayrıca küçük köprüleri geçmek için çok büyük yapısı vardı.Lisäksi puron yli on rakennettu pieni silta.
Köyün Kültürel yapısı köklerini korumaktadır.Säätiö Neue Kultur ylläpitää rakennuksia.
Genellikle bu ilk metiyonin daha sonra proteinin yapısından posttranslasyonal modifikasyonlarla çıkarılır.Se poistetaan yleensä proteiinin muokkauksen myöhemmissä vaiheissa.
Cümlenin anlamını bozmadan, yapısında değişiklikler yapma olarak da tanımlanır.Se tarkoittaa usein myös totuusarvon muuttumattomuutta, jos lauseeseen tehdään muutoksia.
Kesme, kopyalama ve yapıştırma işlevi.Turvavyön kiinnittäminen, kiristäminen ja avaaminen.
Diğer taraftan şehrin sanayi yapısı da gelişti.Myös kaupungin teollisuus kehittyi.
Menderes ise şu soruyla cevap vermişti: “Başbakanın yakasına yapışıyorsun, bundan büyük hürriyet olur mu?”Sitten johtaja vain ilmoittaa vangille: ”Teillä oli huono tuuri, vai mitä?
DNA'nın yapısında bulunur.Se on osa DNA:n rakennetta.
1953 yılında DNA yapısını keşfinde rol oynadı.Hänet tunnetaan erityisesti osuudestaan DNA:n rakenteen selvittämiseen vuonna 1953.
Gerisinin üzerine yapışık Gençlerbirliği rozeti bulunur.Selkäevän tyvessä on vaakasuora juova.
Binalarda yapısal hasar verebilir ve zayıf duvarlar yıkılabilir.Maahan voi tulla isoja kuoppia, ja talojen seinät voivat kaatua.
Şort aynı zamanda paçası bacağa yapışmayan açık dökümlü kesim dikimli giysidir.College tarkoittaa myös vahvasta kankaasta tehtyä kauluksetonta paitaa.
Tarzın kızgın, agresif bir yapısı vardır.Veistoksissa on aggressiivinen, jopa väkivaltainen olemus.
Bu dönemi, organlarda ve bedende yapısal farklılaşma (organogenez) dönemi izler.Tämän jälkeen vesiliuos ja muodostuva orgaaninen faasi erotetaan toisistaan.
Oldukça engebeli bir arazi yapısına sahiptir.He löysivät riittävän suuren tasaisen kohdan.
Uçağın ahşap bir yapısı vardır.Lentokone on puurakenteinen.
Karbon, canlılardaki bütün organik bileşiklerin yapısında bulunur.Hiiltä esiintyy kaikkialla, missä on elämää ja orgaanisia yhdisteitä.
1953: DNA çifte sarmal yapısının keşfi.1953: DNA:n rakenne selvitettiin.
Devletin yönetsel yapısını yeniden düzenledi.Kenraalikuvernöörin ohjesääntö on uudistettava.
Toprak yapısı alçı taşıdır.Yrityksen aputoiminimi on Kivilähde.
Dart Google tarafından geliştirilmiş yapısal bir web programlama dili.Dart on Googlen kehittämä ohjelmointikieli, joka on suunniteltu web-sovellusten tekemiseen.
Dolayısıyla bir betik dili yapısına da sahiptir.Oletettavasti he omaksuivat myös paštun kielen.
Bir sinek ağa konsa hemen yapışır.Kaadettujen puiden juuristo hajoaa nopeasti.
Şu anda libFLAC'de çok çekirdekli işlemci yapısına destek yoktur.Clydebankissa ei enää juurikaan ole telakkateollisuutta.
Bilimsel Devrimlerin Yapısı (1962), Thomas S. Kuhn'un bilim tarihi üzerine bir analizidir.The Structure of Scientific Revolutions) on tieteenfilosofi Thomas Kuhnin vuonna 1962 ilmestynyt kirja.
Dahası, Ötzi'nin ağız yapısının 3D analizine göre Ötzi'nin aşınmamış tek bir dişi bile olmadığı görülmüştür.Varovaisen arvion mukaan jopa viidennes löydöistä on joutunut vääriin käsiin.
Bu özellikler proteinlerin yapısını belirlemekte önemli rol oynar.Pelin tavoitteena on ymmärtää proteiinien rakennetta.
Sızı bir ur gibi yapıştı ciğerlerimize.Se sijaitsee vatsaontelossa takimmaisena.
Yüzeysel olarak benzersiz olsalar da Hoysala tapınakları yapısal olarak birbirine benzer.Samantyylisiä, mutta tekotavaltaan erilaisia, ovat temppeleiden seinämaalaukset.
Bu esnada yapısal ayrıntının kalitesi ön planda bulunmaktadır.Laatu voidaan varmistaa jo projektin varhaisessa vaiheessa.
El freni yine çıplak yapısıyla dikkat çekiyordu.Juontajana toimi jälleen Taru Valkeapää.
Arazi yapısı tarıma çok elverişli değildir.Piirikunta ei ole kovinkaan teollistunut.
Bu yapıtlar Mağara yapısında olup, kiliseye'de benzemektedir.Muuten säännöt ovat kuin Kirkkiksessä.
Bu sıcaklık değişimi oksijen miktarını düşürür ve ekosistemin yapısını etkiler.Lämpö vähentää hapen liukenemista ja vaikuttaa vesistön ekosysteemin rakenteeseen.
DRAM’ın SRAM’a karşı avantajı ise yapısal basitliğidir.Kampikammiohuuhtelun etuna on rakenteellinen yksinkertaisuus.
12 Mart yapısı içinde özel bir yeri vardı.Pataljoonasta muodostettiin 12. maaliskuuta erillinen lentoyksikkö.
İmparatorluğun erken dönemlerinde cumhuriyetçi devlet yapısı görünüşte korundu.Keisarikunnan alkuaikoina aiemmat tasavaltalaiset muodot suurelta osin säilyivät.
Filmi oluşturan kısa bölümlerin isimlerine bakılınca zaten filmin yapısı hakkında bir fikir edinilecektir.Kun kaikki tarvittavat ovat jo palkattu, on aika rakentaa näyttämöitä, joissa elokuvat kuvataan.
Daha sonraki araştırmalar katı roket güçlendiricisinin yapısal elemanları üzerine oldu.Osa rakentajista siirrettiin rakentamaan rakettien testausaluetta läheiseen Peenemündeen.
Gian Piero Gasperini 9 yaşında Juventus kulübünün alt yapısında futbola başladı.Gasperini pelasi yhdeksänvuotiaasta alkaen Juventuksen organisaatiossa.
Nagasaki'nin bu coğrafik yapısı Hiroşima'ya nazaran ölü sayısının daha az olmasının en önemli nedeni olmuştur.Nagasakin mäkisen maaston vuoksi tuhovaikutus jäi jonkin verran Hiroshiman pommia pienemmäksi.
Bu enzimlerin aktif bölgelerinin yapısı da benzerdir.Entsymaattiselta aktiivisuudeltaan entsyymin muodot ovat samanlaiset.
Daha sonra çeşme yapısı vaftizhaneye dönüştürülmüştür.Sitten patsas muutettiin naishahmoksi.
Ayrıca bir başka uzantısı da yüzüne yapışan insanın boğazına sarılmaktadır.Pullokassi osui tällöin myös toiseen ovella olleeseen mieheen.
Çimlenme ilerledikçe çöğürün yapısı kısa zamanda belli olur.Ennen ruovikon kasvamista pesä on helposti nähtävissä.
Günümüzde bazı yapısal değişikliğe uğramış da olsa, görevlerini sürdürmektedirler.Vaikka lomautuksen aikana työsuhde on voimassa, jotkin sen ehdot muuttuvat.