yapış ile cümle
yapış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Wankel motorunun normal bir motordan çok daha basit bir yapısı vardır.Monstertrucks hebben een opgevoerde motor uit een normale auto.
Ancak, tüm inhbitörler substrat yapısına dayalı değildir.Overigens werken niet alle hypnotherapeuten met posthypnotische suggestie.
Ravenna'da bulunan diğer birçok geç antik yapısı gibi San Vitale Kilisesi'de mozaikleri ile tanınmaktadır.Met name in Ravenna staan enkele bekende basilica's die als kerk gebouwd zijn.
Gerisinin üzerine yapışık Gençlerbirliği rozeti bulunur.Verder ligt aan het plein de achterzijde van de Jongerenkerk.
De facto olarak Kosova adıyla kısmen tanınan bir bağımsız devlet yapısıdır.Tevens zijn deels erkende en de facto onafhankelijke staten opgenomen.
Genel yapısı yandaki resimde gösterildiği gibidir.De resulterende structuur is in de afbeelding hiernaast te zien.
Onun ruhsal yapısını hesaba katman lazım.Je moet rekening houden met zijn geestelijke gesteldheid.
Hinokitiol yapısal olarak izopropil ornatıkından yoksun tropolon ile ilişkilidir.Hinokitiol is structureel verwant aan tropolone, die het isopropyl-substituent mist.
Loftus-Cheek sekiz yaşında Chelsea'nin alt yapısına katıldı.Loftus-Cheek dołączył do Chelsea w wieku ośmiu lat.
NRW.INVEST firmasının organizasyon yapısı, uzmanlaşmış ülke ve sektör ekiplerinden oluşmaktadır.Struktura organizacyjna NRW.INVEST uwzględnia podział na specjalistyczne zespoły według państw i branż.
Kanopinin aerodinamik yapısı da çok önemlidir.Ważna jest także aerodynamika pojazdu.
Kuruyunca az çok kalın ve yapışkan bir kabuk halini alır.Występuje on, gdy prącie (penis) jest cienkie i silnie zredukowane.
Temelde bir ağın topolojik yapısı fiziksel veya mantıksal olarak tasvir edilebilir.Określenie topologia sieci może odnosić się do konstrukcji fizycznej albo logicznej sieci.
O zamanlar pusulanın ilkel bir yapısı vardı.Warsztaty miały wówczas prymitywną formę.
Kısa ve kalın bacak yapısı jaguarın iyi tırmanmasını, sürünerek ilerlemesini ve yüzmesini sağlar.Dzięki krótkim, masywnym kończynom jaguar sprawnie się wspina, czołga i pływa.
Bir süre sonra da ülkenin adını Yugoslavya olarak değiştirdi ve yerel yönetim yapısını yeniden düzenledi.Jeszcze w tym samym roku zmienił nazwę państwa na Jugosławię oraz zmienił podział administracyjny kraju.
Daha sonra 2006 yılında Rot Weiss Ahlen takımının alt yapısına transfer oldu.W 2006 trafił do rezerw zespołu Rot Weiss Ahlen.
Diğer birçok bina yıkıldı veya yapısal hasar gördü.Wiele domów uległo zawaleniu lub poważnym uszkodzeniom konstrukcyjnym.
Neptün'ün iç yapısı Uranüs'e benzemektedir.Struktura wewnętrzna Neptuna przypomina strukturę Urana.
Yapısal olarak, üç uygulama birer uygulamadır ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahiptir.Każda z ostojnic natomiast ma trzy wykroje maźnicze z przyspawanymi prowadnicami.
Hayvan kürkleri ve insan giyisilerine yapışarak taşınırlar.Dzięki haczykom przyczepiają się do sierści zwierząt i ubrań ludzi.
Redis yapısı gereği verileri RAM de depolamaktadır.Za przechowywanie danych odpowiada pamięć RAM.
Bu yapısal modelin dayanıklılığına pek çok çevre tarafından kuşkuyla bakıldı.Rzetelność petycji była kwestionowana przez różne środowiska.
1969 Dorothy Crowfoot Hodgkin, X-ışını kristalografisi ile insülinin kristal yapısını çözer.W 1969 Dorothy Crowfoot Hodgkin za pomocą krystalografii rentgenowskiej ustaliła budowę przestrzenną insuliny.
Geç Cumhuriyet'in lejyonları yapısal olarak neredeyse bütünüyle ağır piyadeydi.Wrogowie Republiki szybko opanowali niemal całą Terrafermę.
Her verinin bir türü bulunmakta, bu türlere veri yapısı denmektedir.Jak każde urządzenie, są one podatne na fałszowanie.
Fakat diğer ağların yapısı hakkında bilgi sahibi değildir.Nie wiadomo nic na temat fundatorów pozostałych ołtarzy.
Ancak yapısal anlamda yıkık ve virane durumundadır.Jest to przestarzała konstrukcyjnie i w złym stanie technicznym.
Genç bir nüfus yapısına sahiptir.Idź naprzód ludowa młodzieży!
Sağlam yapısı, düşük fiyatı ve etkili oluşu onu dünyada en çok kullanılan tanksavar silahı yapmaktadır.Prostota obsługi, niski koszt i efektywność sprawiły, że stał się najpopularniejszą bronią w swojej klasie.
Ayrıca vadinin zengin bir flora yapısı mevcuttur.W rezerwacie występuje bogata flora.
Ancak A veri yapısı sadece 8 byte veri alabilmektedir.Ta wersja będzie posiadała tylko 8 GB pamięci wewnętrznej.
Fakat daha sonraları islam diniyle muhafazakar yapısına kavuşmuştur.Wraz z nimi rozprzestrzeniał się na subkontynencie islam.
Bölüm, "Önce ve Şimdi" yapısına sahiptir.Koncentrujemy się na problemach "tu i teraz".
Körfezin meydana gelmesinde kıyı gerisindeki arazi yapısının çok önemli rolü vardır.Podstawową rolę w procesie tworzenia wybrzeża wydmowego odgrywa wiatr.
Bölgede Sırp kültürel ve dinî yapısı hiçbir zaman olmamıştır.Niestety, niektóre obiekty, zwł. ze sfery kultury i gastronomii nigdy nie powstały.
Bunu Türk dilinin yapısı zorunlu kılmaktadır.Nauka języka serbskiego jest obowiązkowa.
Göçler, mahallesin nüfus yapısını değiştırmiştir.Cystersi zmienili życie tutejszej ludności.
Gerçekten birden çok programın aynı anda çalıştırılabilmesine izin veren bir yapısı vardır.Uruchomiona może być nieskończona liczba zdjęć w tym programie jednocześnie.
Kabuğu yapışkan, ince, yeşil üzerine açık kırmızıdır.Miąższ soczysty, zabarwiony na czerwono.
Ortodoks Marksizmin temel argümanlarını reddeder Yapısalcı Marksizm.Krytyczny wobec ortodoksyjnego marksizmu.
Her sıralama nesnesi bir topolojik uzay yapısına sahiptir.Z powyższych rozważań wynika, że każda przestrzeń topologiczna ma uzwarcenie.
Şekiller satıha alçak taraflarından yapıştırılmış gibidirler.Niektóre są hodowane jako rośliny ozdobne.
Bunun anlamı yapısında bulunan karbon atomları dört faklı atom ya da molekülle bağ yapmıştır.Dzieje się tak, gdyż atomy bromu ustawiają się w przestrzeni możliwie najdalej od siebie i grupy karbonylowej.
Bu türün vücut yapısı biraz daha kibardır.Spód ciała jest nieco bardziej brudnobiały.
İlk Olarak "Yapışma Sanatında" Görülmüştür.Nadal uznawany był "początek" w przypadku zranienia.
Karstik, kireçli toprak yapısına sahiptir.Zapora ta ma charakter budowli ziemnej z rdzeniem gruntowym.
Bilimsel Devrimlerin Yapısı, Thomas S. Kuhn , Çev.Struktura rewolucji naukowych Thomasa S. Kuhna (zob. rozdz.
Etika her şeyi açıklama iddiası içeren yapısı dolayısıyla, metafizik bir nitelikte de görülmüştür.Przy każdej z tez znajduje się wyjaśnienie dlaczego została uznana za heretycką.
Ayrıca bir başka uzantısı da yüzüne yapışan insanın boğazına sarılmaktadır.Skręca kark człowiekowi, który go przyłapał.
Tüm etçillerin diş yapısı birbirine benzer.Budowa przeciwciał wszystkich klas jest podobna.
Bu tarihi dönem, yapısalcılığın Fransa’da çok etkili ve güçlü olduğu bir dönemdir.Wspomniany sezon okazał się przełomowym jeśli chodzi o występy i skuteczność Grosickiego we Francji.
Geniş Aile: Yapıştır, Geniş Aile dizisinin devamının sinema uyarlaması olarak çekilmiş film.Carry on Screaming! – brytyjski film komediowy, należący do cyklu filmów Cała naprzód.
Partinin örgütlenme yapısı geleneksel komünist parti örgütlenmesi şeklindedir.Prawo o stowarzyszeniach Jak organizuje się Walne Zebranie Stowarzyszenia?
1974 ve 1991 yılları arasında dünyanın en uzun yapısı buradaydı.Była to najwyższa konstrukcja inżynierska na świecie w latach 1974–1991.
Litvanya, liman alt yapısına ait büyük yatırımlarını kaybetti.Turner stracił jednak większość swojego majątku na wybudowanie obiektu.
Özellikle Watson ve Crick DNA'nın yapısını önerdikten sonra yeni disiplinler hızlı bir gelişme kaydetmiştir.Pojawiły się nowe dyscypliny, szczególnie po zaproponowaniu przez Watsona i Cricka struktury DNA.
Yeni bir organizasyon yapısı oluşturur.Jest to jedna ze struktur organizacyjnych.
Protein yapısının dört düzeyi vardır.W pionowej konstrukcji znajdują się 4 poziomy.
Başlangıçta Anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler.Początkowo stosowali bardziej żywą kolorystykę.