yapış ile cümle

yapış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aşağıdaki tablo sistemin mevcut yapısını gösterir.Onderstaande tabel toont de structuur van het systeem.
Etnik yapısı; %86,15 Hırvatlar, %11,54 Sırplar.Van de inwoners is 86,15% etnisch Kroatisch en 11,54% etnisch Servisch.
Bu iklim yapısı Mezozoik'in sonlarına kadar sürer.Deze massa-extinctie vormt het einde van het Mesozoïcum.
Yapısı R-7 roketine benzer.Een andere vergelijkbare raket is de R-27.
Çeşitli organik bileşiklerin (kâfuru ve terpenler gibi) yapısı üstüne çalışmalarıyla tanındı.Hij beschreef op een welwillende en meevoelende manier diverse indanenstammen waaronder de Mandan.
Urasil, RNA'nın yapısındaki dört bazdan birisidir.Uracil is een van de vier nucleobasen in het RNA.
Uçağın ahşap bir yapısı vardır.Het toestel had een houten romp.
Bazılarından yapısal motif olarak da bahsedilebilir.Sommigen worden ook wel aangeduid als structuurmotieven.
Bünyesinde bir kilise yapısı ve manastır bulundurmaktadır.Het geheel bestaat uit een kerk en een klooster.
Ardından disakkaritlerin yapısal özellikleri üzerine araştırmalar yapmaya başladı.Hierna begon hij onderzoek naar de structurele eigenschappen van disacharides.
Harita, birbirine yapıştırılan üç parçadan oluşmaktadır.De kaart bestaat uit drie aan elkaar geplakte stukken perkament.
Resifin yapısı mercan polip'i olarak bilinen milyarlarca küçük organizma tarafından oluşturulmuştur.Deze rifstructuur bestaat uit en werd gemaakt door miljoenen kleine organismen, bekend als koraalpoliepen.
Yapısal olarak, üç uygulama birer uygulamadır ancak her biri kendi kullanıcı arabirimine sahiptir.De single bestaat uit drie delen, elk met een eigen muziekstijl.
Kısa bir süre içinde şehrin nüfus yapısı tamamen değişti.Binnen twee weken was het aanzien van de stad volledig veranderd.
Mayalar ise tek hücreli mantarlardır ve hif yapısı göstermezler.Alle soorten zijn bodembewoners die uitsluitend op het land leven en niet klimmen.
Ülke yapısı belirli bölümlere ayrılırdı.Het westelijke deel was in afzonderlijke delen uiteengevallen.
Yapısı itibarıyla klasik bir Amerikan şehridir.Voor Amerikaanse begrippen is het dan ook een oude stad.
Ayrıca toprağın yapısını bitki gelişimi için uygun hale getirirler.Die zou de Kolegemse grond enkel geschikt hebben gevonden om kolen op te laten groeien...
İçtank yapısından ayrı olarak iki katı roket itici bağlantı yerleri birbirinden 180° mesafede bulunurlardı.Er hingen twee hooggevoelige richtbare schotelantennes, 180° van elkaar.
Arazi yapısı tarıma çok elverişli değildir.De ontmijningseenheid is niet alleen actief op land.
Kibar bir vücut yapısı ve yukarıya yönelik bir ağzı vardır.De soort heeft een hoge lichaamsbouw en een bovenstandige bek.
İnsan yapısına ve utangaç bir karaktere sahiptir.Ze heeft een menselijke vorm en een monsterlijke vorm.
Yapısalcı antropolojinin kurucusu Claude Lévi-Strauss üzerinde etkisi büyüktür.Andere tekensystemen ontwaart de antropoloog Claude Lévi-Strauss.
Coğrafi yapısı bakımından yeşil alanı oldukça yoğun bir mahalle olup, oksijen oranı yüksektir.Vanwege de relatief hoge regenval is het eiland zeer groen en heeft het een gunstig klimaat.
Kilise yapısı 1389 yılında başladı.De bouw van de kerk begon in 1320.
Bilimsel olarak var olma yapısı birinci bakış açısıdır.Het eerste deelgebied is de wetenschappelijke invalshoek.
Coğrafi yapısı ise ova şeklindedir.De overeenkomende voorwerpsvorm is jou.
1647 ile 1874 arasında 142 m ile Dünya'nın en yüksek yapısıydı.Tussen 1647 en 1874 was dit het hoogste bouwwerk in de wereld.
Çok yönlü bir oyun yapısına sahipti.Onlangs heeft hij een betoverd speeldoosje verkregen.
1929’da krallığın idari yapısı 9 banlık üzerine düzenlenmiştir.Gesticht in 1939 deze Koninklijke Broederschap heeft twee paso’s.
Çekirdek aile yapısı ağırlıktadır.De familie Bouwhuis maakt zich ongerust.
TCP Segmentinin Yapısı.Het beginscherm van TGF.
Bu bina, 1999 yılına kadar ülkenin en yüksek yapısı olarak kaldı.Dit gebouw was tot 1965 het hoogste gebouw van de stad.
Alt yapısında Timmy Thomas'ın 1972 yılındaki şarkısı Why Can't We Live Together'dan sample'lar barındırır.In 1972 volgde met Why can't we live together een grote hit voor Timmy Thomas.
Lösin doğada hayvansal ve bitkisel proteinlerin yapısında bulunmaktadır.Het heeft als doel de handel in beschermde dier- en plantensoorten in kaart te brengen.
Ülkenin sahip olduğu ulusal meclis (Assemblée de l'Union des Comores) tek meclis yapısını oluşturmaktadır.Het Venezolaanse parlement, de Nationale Vergadering (Asamblea Nacional), bestaat uit één kamer.
Kurbanın dilini yapıştırır.Ze impregneert haar slachtoffers met de tong.
Bu genellikle klasör yapısını korur.Hij dirigeert gewoonlijk vanaf het klavecimbel.
Parti, daha çok gençlerin öncülüğünde şekillenen bir idare yapısına sahiptir.De groep zou een wat "stoerder" imago moeten hebben dan eerdere jongensgroepen.
Caminin yapısı basittir.Het routebord is eenvoudig.
Tanınmış Concertgebouw ('konser yapısı') senfoni orkestrası ('Concertgebouworkest') Amsterdam'da bulunur.De componist lichtte het als volgt uit: ConCErtGEBouw AmstErDam.
Dragonet, kaya balığına çok benzeyen yapısı vardır, ancak kaya balığı ile karıştırılmamalıdır.Een panhandle is qua vorm vergelijkbaar met een schiereiland, maar wordt niet omringd door water.
Eğitimli ve dışarıya açılmış bir yapısı vardır.Zo ontstaat een open maar overdekte ruimte buiten.
Bu yapıtlar Mağara yapısında olup, kiliseye'de benzemektedir.Deze attractie zit in hetzelfde gebouw als The Clinic.
C Yapısı'nın diğerlerinden farklı bir ek yapısı vardır.De S VOR heeft een andere opbouw.
Bir sinek ağa konsa hemen yapışır.De aap stopte meteen met slopen.
Bu gelişmeler toplulukların yapısında çok önemli değişikliklere yol açmıştır.Dit leidde tot grote veranderingen in de netwerken van mensen.
Türkiye'de ürün gruplarına göre dağılmış 4 farklı şirket yapısı bulunmaktadır.Het bedrijf heeft vier productie-locaties in Turkije.
Bu nedenle çok yönlü bir yapısı var."Tegelijkertijd bestaat er veel plichtmatige productie.'
İlin doğal yapısı oldukça engebelidir.Het islamitische erfrecht is nogal gecompliceerd.
Yapısı bir tahıldan çok kabuklu yemişe uygunluk göstermektedir.Het mes is bedoeld om etenswaren heel fijn te snijden.
Versiyon 1'in yapısı RFC 1422'de verilmiştir.Versie 1.1 van het protocol staat in RFC met nummer 2616.
Alüminyumdan üretilmiş yapısal bileşenler uzay ve havacılık sanayii için vazgeçilmezdir.Aluminium is daarmee het constructiemateriaal bij uitstek voor de vliegtuig- en ruimtevaartindustrie.
Fakat her toplum kendi kültürel yapısını korur.Zo kon elke stad haar eigen ambachtslui beschermen.
Tomurcuklar konik biçimde, üzerleri yapışkan, uç tomurcuk daha büyüktür.De zijwanden ervan zijn breder dan de kaakranden en springen achteraan een stuk in.
1990'lardaki Japon durgunluğu keiretsu yapısı üzerinde derin etkilere sahipti.De economische recessie in Brazilië in de jaren 1980 had een grote impact op VASP.
Halk Hikayelerinin Motif Yapısı.Om die reden zijn het volksverhalen.
Bu da, söz konusu bağlacın yapısıyla ilgilidir.Dit heeft te maken met het milieu waarin ze zitten.
Böylece ikili bir iktidar yapısı ortaya çıktı.Hierdoor ontstond een tweebeukige hallenkerk.
Köyün arazi yapısı kırsal olması nedeniyle ekonomik geliri düşüktür.De schaarste aan mensen op het platteland zal de lonen in landbouwsector immers opdrijven.

İlgili Sayfalar